Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Ruhsal yolculukta özgürleşme...

01 Mayıs 2012, Salı - 23:20

2001 yılında “Dünya Sağlık Örgütü” şöyle bir makale yayınladı:
“2020’ye kadar depresyonun, kalp krizinden sonra ikinci büyük ölüm sebebi olacağı bir sürpriz değil. Yapılan çalışmalar, depresyonun, kalp hastalıklarının oluşmasında çok tehlikeli bir etken olduğunu göstermektedir.” (“WHO”, Ekim 2001) http://www.who.int/mental_health/management/depression/definition/en/
Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda elde edilen bu bilgiler şaşırtıcı olmakla birlikte aynı zamanda bazı gerçeklerin de ortaya çıkması açısından çok önemlidir. Çünkü bu bilimsel araştırma, ruhsal sağlığın fiziksel sağlığı koruma açısından ne kadar önemli bir etken olduğunu ortaya koymuştur.

Depresyon konusuna önümüzdeki yazılarımda ayrı bir başlık altında değinmek istiyorum. Bu yazımda ise depresyonun en güçlü tetikçisi olan stres konusundan bahsetmek istiyorum. Çünkü insanoğlu eğer stres enerjisinden arınmayı başarabilirse depresyondan sonsuza kadar özgürleşebilir. Bu arada bu yazının bilimsel bir makale olmadığını ve ruhsal bir bakış açısıyla bir yorum yaptığımı önceden belirtmek istiyorum.

Eminim siz de hayatınızda birçok kez stres duygusunu deneyimlemişsinizdir.
Peki, neden stres yaşarız ve en önemlisi neden bu durumdan kurtulmamız gitgide zorlaşır?
Genelde insanların stres yaşama nedeninin yaşadıkları olumsuz ve istenmeyen olaylar olduğu söylenir. Bu kısmen doğru gibi gözükse de bana göre stresin en büyük nedeni yaşanan olaylardan çok insanları olayların yarattığı olumsuz duygu ve düşüncelere direnmeleridir.

Herhangi bir kişi maddi ve manevi sıkıntılarla, zorluklarla, travmalarla karşılaştığında benliğinde iki durum oluşur. Birincisi istenmeyen olayın anısı ve ikincisi de olayın yarattığı olumsuz duygu ve düşünceler. Kişi, alışkanlık olarak yaşadığı olumsuz duruma direnç gösterir. Yani o durumu yaşamak istemez ya da neden yaşadığını sürekli olarak sorgular. Böylelikle aslında bütün duruma kalbini ve zihnini kapatır ve işte stres duygusu da burada başlar. Çünkü yaşadığınız olumsuz olayın etkisinden kurtulmanız için olumsuz enerjinin benliğinizden akıp geçmesi gerekir. Ancak kişi durumun yarattığı olumsuz duyguları yaşamak istemediği için duygulara direnerek bütün olumsuz enerjiyi bastırır. Ve böylece olayın yarattığı olumsuz duygu ve düşünceler kişinin zihnine ve kalbinize yerleşir. Bu da bedende stres duygusunu oluşturmaya başlar ve zaman geçtikçe ve kişi direnmeye devam ettikçe stres duygusu artarak ruhsal ve de fiziksel hastalıkların oluşmasına yol açar.

“Acısını kalbine gömdü”, “kalbine taş bastı” sözlerinin toplumda nasıl oluştuğunu belki şimdi daha net görebiliyorsunuzdur. Örneğin, olumsuz bir olayla karşılaştığınızda karnınızın ağrıdığı, boğazınızın düğümlendiği ya da gözyaşlarının göz pınarlarınıza gelmesine rağmen ağlayamadığınızı ve bu yüzden başınızın ağrıdığı zamanlar olmuştur. Çünkü yaşadığınız istenmeyen olayın yarattığı olumsuz enerjinin benliğinizden geçmesi gerekir. Buna izin vermeyip ona direndiğinizde onu bastırmayı seçtiğiniz için artık sizde sürekli stres yaratan sıkışıp kalmış bir enerji döngüsü oluşur. Olumsuz olaylar son derece rahatsız edici, üzücü olabilir ve bu olumsuz duyguları zor da olsa deneyimlemek gerekir. Ancak bunu yaşamak istemediğinizde mecazi olarak bir kez yaralanmak yerine, hayatımız boyunca yaralanmayı seçeriz.

Çözüm olarak yaşadığınız olumsuz duygulara ve düşüncelere kalbinizi ve zihninizi açtığınızda ve de serbest bıraktığınızda enerji akmaya başlayacaktır. Böylelikle stres duygusunu çok daha az deneyimleyerek her anınızda çok daha huzurlu ve sakin kalmayı başarabileceksinizdir. Yazımı bu konuyu çok güzel özetleyen bir alıntı ile bitirmek istiyorum.
“Hayatınız boyunca bir daha stres, gerilim ya da problem yaşamadığınız bir duruma gerçekten ulaşabilirsiniz. Sadece fark etmeniz gereken yaşamın size bir hediye vermiş olması ve o hediyenin doğumunuz ve ölümünüz arasında gerçekleşen olaylar dizisi olmasıdır. Bu olaylar heyecan verici,  zorlayıcı ve müthiş geliştiricidir. Bu yaşamın akışıyla rahatlıkla başa çıkmak için kalbinizin ve zihninizin gerçekliği içine alacak şekilde yeterince açık ve geniş olması gerekir. Böyle olmamalarının tek sebebi direnmenizdir. Gerçekliğe olan direncinizi durdurmayı öğrendiğinizde, geçmişte stresli problemler olarak gözükenler artık ruhsal yolculuğunuz için basamak taşları olarak görünmeye başlayacaktır.”
Michael A. Singer