Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Meyhaneden
İlia Shestakofİlia Shestakof

Rakı

15 Nisan 2011, Cuma - 14:14
Ne yalan söyliyeyim , ne kadar çok bu tür oluşum olursa meyhane konusuna hizmet edeceğini düşündüğümden seviniyorum, hoşuma gidiyor. Belki diyorum ilerde bir gün adam gibi birkaç meyhane açılır, yoksa gözüm açık gideceğim bu dünyadan……
Neyse linki tıkladım, o ne ???.......
Ellerinde teflerle oynayanların olduğu bir fotoğrafın yanında da…….Rum Meyhanesi ibaresi,
Afakanlar basmadı da , ağzımı yamulttum, kaşlarımı oynattım neyse moralini bozma düzelir dedim, ama düzeleceği yok. Mekânlar için bugünlerde moda herhangi bir kelimenin sonuna Meyhane getirerek anılmak veya daha bir daha ilerisi Rum Meyhanesi adını almak…….
Kimse bize birşey söylemedi, anlatmadı olmasın diye <<<- daha önce de gündeme getirenler oldu, ama neden ise kaynadı gitti, veya söylenenler çok cılız kalıyor , belki bu konuya açıklık getirmek medyanın işine gelmiyor > ben söylemeye başlıyorum ve bundan sonra da devamlı tekrarlıyacağım………….

Bir, Rum Meyhanesi yoktur, İstanbul Meyhanesi vardır, Ayvalık Meyhanesi vardır, Foça Meyhanesi vardır, hatta Trakya’ da Bulgaristan Makedonya alır başını gider. Her birinin o yöreye ait yeme içme özellikleri, sosyal yapıları meyhanelerede yansımıştır. Neyse konuyu dağıtmıyalım, İstanbul Meyhanelerinde ise, Rum Meyhaneci, Ermeni Meyhaneciler vardı <<<- UNESCO tarafından tarihi kültürel varlık olarak ilan edilen, rastlanıldığı takdirde hemen koruma altına alınması gereken diyerektende biraz abartalım> Bu arada onların talebeleri de o kültür ile yetiştiklerinden, bana göre aynı sınıfa dahildirler. Neymiş efendim; kaçırdığımız ve bizim bilmediğimiz bir kavram tanımı yoksa eğer, Rum Meyhanesi yoktur. Abartmıyorum konu tam komedi, ……Rum Meyhanesi’ nde, Yunan Cacığı, Girit Favası, Ege usulü otlar, müzikte çok kötü bir iki Yunanca Şarkı sonrasında Türkçe, rakı desen hiç girmeyeyim o konuya……. Nasıl olsa anlayan yok, ne sunsak sesini çıkaran da yok, devammm; yazık gerçekten yazık ………

İki, diyorlar ki Meyhane kavramı değişti bu yeni versiyon ; nasıl ki rahleden iskemle sandalye ye, şarapdan rakıya geçildi ise, buda bir değişim. Olmaz olamaz, önceden de Ancelo vardı, Mandra vardı şimdilerde Zorba var, Mastori var ; niye onlar meyhane kelimesini eklemiyorlar, bir bildikleri var herhalde. Sonracıma değişimde bile bir ahenk aranır, cıstak cıstak müzik çalan yer, eller havaya ve dansların yapıldığı yere ne dersiniz bilmem ama meyhane değildirrrrrrrrrrrr………

Yaşlılığın belirtilerinden biri huysuzluk, o da ben de fazlası ile mevcut….Söz haftaya güzel şeyler yazacağım………. Hatta şimdiden ufaktan bir giriş yapalım. Biliyormusunuz ki, Boğaz’ da ki bir işletmede :

“ ‘…… içilen her kadehte dostlarımızı anıyoruz yazısı karşılıyor.’ Ve bir de fotoğraflarla dolu bir pano..Lakerdacı Marco, Bandocu Adnan, Şair Turgut, Tiyatrocu Muhip Acıman, Fıçıcı Niyazi, Midyeci Stelyo, Kuzguncuklu Abuş, Sinemacı Bahattin, GS’ li Kavanoz Suavi…Liste uzayıp gidiyor. Hepsi eskimiş fotoğraflardan, size biraz hüzünlü, biraz neşeli gözler ile bakıyorlar. Hepsi birer dost…..”1 Boğaz’ da Anadolu Yakası, deniz kıyısındaki bu mekânda güneşin batışını izlerken , kadehinizide bir defa mekânın ölen sahibi ve müdavimleri için kaldırıyorsunuz <<<- ufak bir hatırlatma, ölen kişiler için kadeh kaltığında tokuşturulmaz > ve yad ediyorsunuz. Belki bir an dalıp gidiyorsunuz, yaşadıklarınız, doğrularınız, yalnışlarınız……….<<<- mekânın adını bilerek yazmadım bakalım bilen veya merak edip soran olacak mı gibisine, bir ipucu daha rivayet oki, Nazım Hikmet Rusya’ ya gitmeden önce burda demlenirmiş>….

Bitirmeden önce “ Bekle bizi İstanbul” diyorum ve ekliyorum ; İstanbul’ dan gerçek meyhaneler, soframızdan rakılar, mezeler, muhabetler eksilmesin efendim……..

(1) Bir Hülya Korkut - Gürkan Öztekin çalışmasından