Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Puslu havaların, hediyesi...

12 Mayıs 2013, Pazar - 21:17
Sisli havaları severim.
Çocukluğumda her sabah annem işe gider  ve ben evde tek başıma kalırdım öğlen okul zamanı gelene kadar. O zamanlar pek belli etmesem de  sevmezdim evde tek başına kalmayı.  Oysa bazı sabahlar göz gözü görmezdi  ve  sis basmış bir güne uyanırdık.
İşte o sabahlarda   “ anne sis var!  Haydi ara, haydi sor!” diye annemin yanına koşardım heyecanla ve annem hemen telefona sarılırdı.
Telefonun diğer ucundaki kişi;
“Buyurun Şehir Hatları Vapur İskelesi” derdi.
“Kadıköy –Eminönü vapurları çalışıyor mu?
“Vapurlar sis nedeni ile çalışmıyor!” cevabı geldiğinde ise içimi büyük bir sevinç kaplardı.
Çünkü vapurların çalışmaması demek, annemin o gün işe geç gitmesi ve en kötü ihtimalle saat  dokuza kadar  annemle birlikte kahvaltı etmem demekti.
Kahvaltı deyip geçmemek gerekirdi.  Çünkü anne ile baş başa edilen bir kahvaltı, kahvaltıdan öte başka anlamlar da taşırdı benim için. -Annemle edilen kahvaltıların sayısı azaldığında anladım bunu.-
Hemen hoplaya zıplaya mutfağa koşar,  buzdolabında bulduğum zeytin, peynir ne varsa masanın üzerine dizerdim özenle. O sırada annem önce sobayı yakar ve ardından sahanda yumurta ile çay yapardı.
Sobanın o ilk alev aldığı an…  içine dizilen çıraların çıtırtısı…  sonrasında ateşin ortasına yerleştirilen odunun yanışı ve tüm bunlar adeta bir seremoni gibiydi benim çocukluğumda. Evimizin salonundaki masa,  camın tam önünde ve sobanın yanındaydı.   Annemle birlikte sanki bir Pazar sabahı gibi kahvaltı edip, bir kış günü sokaktan geçenleri izlerken, sıcacık soba karşısında  sohbet etmek benim için ne büyük mutluluktu.  Bedenimi  ısıtan  soba ve içimi ısıtan annemin benimle birkaç saat daha fazla zaman geçirmesi, bazılarının sevmediği sis sayesinde gerçekleşirdi.
İşte bu yüzden  aradan geçen bir sürü  yıla rağmen her sisli sabah;  annemle birlikte olma isteği uyandırır içimde.  Kim bilir, belki bazılarını güneşli günler götürür annesine.. bazılarını yağmurlar.. bazılarını bir rüzgar.
Şimdi bir Pazar sabahı durup dururken, sisli bir kış gününde yazdığım bu yazıyı paylaşmak da nereden aklıma geldi?
Aklıma geldi. Çünkü dün Reyhanlı’da ölen anneler var.  Çocukları ile bir daha asla kahvaltı yapamayacak anneler ve  bundan sonra Mayıs ayında kutlanan her anneler gününde, yüreklerini yakan ateşi hatırlayacak yeni çocuklar var artık.
Hava güneşli pırıl pırıl da olsa, kapkaranlık isli puslu da olsa, ömürlerinin sonuna kadar hiçbir Pazar sabahı aynı kahvaltı masasında olamayacak insanlar var.
 
Eğer demekle olacaksa, elbette kutlu olsun, mutlu olsun.