Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Eski Sandık
İmre Gaffaroğullarıİmre Gaffaroğulları

Püfür püfür yaz esintisi...

10 Haziran 2014, Salı - 13:51
Merhaba  dostlar,
Araya yine bir  mesafe koyduk. Neyse ki gönüllerimiz bir.
Sürekli takipteyim çok değerli pari yazarlarının yazılarını. Bendeniz de vakit buldukça yazmaya gayret ediyorum.
Gündemin anlık değiştiği, ülkemizde herşeyi yakalamak giderek güçleşti. Biri türlü gelmeyen yaz, merkürün geri hareketi, yağmur bereketi, okullarda final sınavları, sanal alemin avuntu istekleri gibi, gibi...En özeli ise hayata kadeh kaldırmak dem vurmak dem almak misali dökülüyor kelimeler.
Ara vermelerim çoğalıyor bu nedenle affınıza sığınıyorum..
Şöyle mevsime uyan kıpır kıpır, rengarenk birşeyler çıkarayım dedim, eski sandıktan; ama gördüm ki tahtalar o kadar eskimiş ki. Hele birde bakımsız kalınca,  bilirsiniz  onlar bile ilgi ve emek istiyorlar zaman zaman; elimizde pek de renkli birşey kalmamış maalesef.
Uzandığım  her satırda ya naftalin kokusu var yada o kadar yıpranmışlar ki sözcükler elimde darmadağan olup ufalanıp yere düşüyorlar. Oysaki onların tamamını eskimeden yıpranmadan, korunsunlar, zamanın vefasızlığa inat, diye saklamak istemiştim.
Gelin görün ki sözcükler bile yetişemiyor ona yıpranıyor çarçabuk.
Ama her daim yaz güzeldir. İçimizde hala çocuksu erdemlerle, deniz kenarında çığlık çığlık  turşucu, midyeci, macuncu peşinde koşulan günleri  özlemek, bütün gün koşup oynadıktan sonra kıpkırmızı olan sırtımıza sürülen yoğurtları, yediğimiz azarları unutmak mümkün değil.
Sıcak yaz akşamlarında denizden gelen yosun kokulu esintiler, yazlık sinemanın tahta sandalyelerinde  hayaller kurmak, mahallenin en güzel kızına beğendirebilmek için kendimizi saçlara limon sürüp kaskatı kesilmek güzel. Sevgilisi ile el ele oturduğunu gördükten sonra süklüm püklüm bahaneler uydurmak. Ardından ona buna sataşmak. Acıyı dindirmek için en yakın balıkçı teknesinde soluğu alıp tüm körfeze ve şehre saydırmak. Ertesi sabah  yeni bir güne  camınıza konan martının tıkırtısı ile uyanmak, geçmiş gönül kırılan fırtınaya tutulmuş akşamı hiç düşünmemek. Herşeye yeniden başlamak, mutfaktan gelen kızarmış ekmek kokusunu içinize çekmek, bir koşu kahvaltıyı bitirip kendinizi denizin sularına bırakmak  da güzel...
Ne güzel,keyiflidir  yaz günleri, geceleri, insanlar başka bir rahat, başka bir  ruh hali ile nefes alırlar. Kara kışın kasveti kaybolmuştur. Her yeri sımsıcak renkler kuşatmıştır. Yeni yeni aşklara açılan yelkenler, yani yaz hep gülümsetir.
Bu değişime şehirlerde ayak uydururlar, sanmayın ki onlar susarlar. Yeni gelinler gibi rengarenk çiçekler ile donatırlar  tepelerini.
Mekanlarında sokaklara taşar bu renk cümbüşü, masa örtülerinden sunulan iç ferahlatan içeceklere kadar herşey de görürüsünüz değişimi. Severiz kısaca yazı ,ona ait herşeyi, sizlerde yepyeni umutlar ve renklerle taşıyın bu heyecanı yüreklerinizle
Sevgi ile hoşça ve dostça kalın...