Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Yaşama Sanatı
Kerim GüzelişKerim Güzeliş

Peki ya, daha sonra...

21 Haziran 2011, Salı - 00:36
Gerçek mutluluk, ruh, beden ve akıl sağlığımızın yerinde olduğu, dünyanın, hayatın güzelliklerini onlarla algılayabildiğimiz her an elimizde aslında… Hırslarımıza esir olmuşsak durum değişiyor tabii ki...
Büyük hırslarla hayatlarını zindana çevirdiklerinin farkına varmayan insanlar, adeta bir zorunluluk hissederek şartları zorlayabiliyor, beklemeden, sabretmeden sürekli bir huzursuzluğu yaşıyorlar. Hayatı akışına bırakmak, dingin bir ruhla hayatın güzel detaylarını yakalamak yani gerçek mutluluğu bulmak onlar için imkansız. Hep geleceği bekliyorlar. Elbette hepimiz gelecekten bir şeyler bekliyoruz ancak hırsla yoğrulmuş insanlar ne yazık ki sabırsızlıkla isyan ediyor, yanlış adımlar atarak hayatı iyice zorlaştırıyorlar. Bitmeyen isteklerin stresiyle sağlıklarını kaybediyor, bedenen zihnen huzursuzluk başlıyor. Hayat giderek anlamsızlaşıyor.
Hırsların, her geçen gün büyüyen isteklerin aslında çok da gerekli olmadığını esprili bir şekilde anlatan hoş bir hikayeyi paylaşmak isterim sizlerle.
İş hayatında başarıyı yakalamış zengin bir işadamı bir sahil kasabasında tatil yapıyordu. Bir gün sahilde yürürken bir balıkçı kayığına rastladı. Kayık kıyıya yanaştı ve balıkçı karaya atladı. Kayıkta birkaç tane büyük balık vardı. İşadamı balıkçıya “Ne kadar büyük balıklar yakalamışsın, tebrik ederim. Bu balıkları ne kadar zamanda yakaladın?” diye sordu. Balıkçı bir saat sürdüğünü söyleyince işadamı “Neden birkaç saat daha kalıp daha fazlasını yakalamadın?” diye şaşırarak sordu. Balıkçı “Yakaladıklarım bugünkü ihtiyacımızı karşılıyor.” cevabını verince işadamından bir soru daha geldi: “Peki ama geriye kalan vakitlerde neler yapıyorsun?”
Balıkçı gülümseyerek “Çocuklarımla oynar, öğle uykusuna yatar, evimin bahçesinde çalışır ve arkadaşlarımla oturur sohbet ederim. Kısacası huzurlu bir hayatım var.” dedi.
 

İşadamı ise biraz küçümser bir edayla:  “Ben işletme ve yatırım konusunda doktora yaptım. İstersen sana yardım edebilirim.” diyerek tavsiyelerini sıralamaya başladı: “Öncelikle, balık avlamaya daha fazla zaman harcamalısın ve para kazanmalısın. Daha sonra daha büyük bir kayık alıp, daha fazla para kazanmalısın. Kazandığın bu para ile daha da büyük bir tekne almalısın. Yakaladığın balıkları aracıya satmak yerine, onları balık konservecilerine doğrudan sen satarsın. Nihayet kendi balık konserve fabrikalarına sahip olursun. Böylece, hem ürünü, hem ürünün işlenmesini, hem de dağıtımını kontrol altında tutarsın. Tabii, bu iş için bu sahil köyünü terk edip büyük bir kıyı şehrine, sonra daha büyüğüne ve sonunda da en büyük kıyı şehrine yerleşmelisin. Böylece işini orada çok daha fazla büyütebilirsin.”
Balıkçı sordu: “İyi de, bu işler ne kadar zaman alır?” İşadamı “15-20 sene.” deyince balıkçı “Peki ya sonra?” diye sordu.
 
İşadamı keyiflenerek “İşin en güzel kısmı o zaman başlıyor” dedi. “Doğru zaman geldiğinde şirketini halka açacağının ilan edersin ve hisse senetlerini satışa çıkarırsın ve çok zengin olursun. Bu sayede trilyonlar kazanırsın.”
 
“Demek trilyonlar...  Peki ya sonra?”
 
“Sonrası belli değil mi canım? Sonra da emekli olursun. Küçük bir sahil köyüne taşınır, orada torunlarınla oynar, öğle uykusuna yatar, evinin bahçesinde çalışır ve arkadaşlarınla oturur sohbet edersin. Diyeceğim, huzurlu bir hayat yaşarsın.”
 
Balıkçı: “Peki, şimdi ne yaptığımı sanıyorsun Allah aşkına.”
Hikayede de gördüğümüz gibi büyük kazançlarımız yokken huzurlu olabiliyorsak bu bizim için en büyük nimet.
Hayatta bir şeyler yapabilmek, üretebilmek ve bunun karşılığında kazanabilmek insanı mutlu eder. Elbette çalışmalı, elbette daha iyiyi yapmak için gelişmeli ve büyümeliyiz. Ama sadece kazançları hedefleyerek bu uğurda hayatı ıskalamaya ve sürekli huzursuz bir ruh hali içinde olmaya değer mi?
Hepimiz bilmeliyiz ki, sevdiğimiz işleri yapabilmek, bir şeyler üretebilmek, sevdiklerimizle bir arada huzurlu zamanlar geçirebilmek asıl mutluluk kaynağımızdır. Sürekli olumsuz düşüncelerle kurcalanan bir ruhun ve hırsla koşturan bedenin sağlıklı olmadığı hallerde maddi kazançların hiçbir önemi yok. Gerçek manada mutluluk aklımızın, ruhumuzun ve bedenimizin sağlığıyla, huzuruyla mümkündür.
Herkese gerçek mutluluklar dilerim…