Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Paylaşım

13 Temmuz 2011, Çarşamba - 16:28
**Hayat ne güzel**

Sabahın serinliğinde gözlerini açmak, yapacağı işleri o güne sığdıramamak, beyin gücüyle kendine hükmetmek, gönül gücüyle hayata duygu katmak, gününü süslemek. Bir fincan çayın keyfine varmak, dünya işine bir el atmak.

Günaydın dünya, günaydın sevdiklerim, günaydın işlerim, günaydın beklentilerim, mutluluklarım, telâşlarım, günaydın dertlerim, hatıralarım, günaydın tasarılarım, bildiklerim, bilmediklerim, didik didik sıkıntılarım, günaydın.

Seher vakti, baktım gökyüzüne, kuşlar selamladı beni, mavinin ümidi sardı benliğimi. Kuş olup uçtum gittim hayal dünyasına, perde perde güzellikler göründü ufukta.

Baktım göklere, mavinin huzuru sardı yüreğimi, pamuk pamuk bulutlar sardı hayallerimi, kuşlar ninni söylediler içimdeki çocuğa, tutundum kanatlarına gezdim âlemi, yeşille maviyi yan yana seyrettim gökyüzünden. Yılan gibi kıvrılan nehirleri, kardan şallara bürünmüş dağları, patlayan volkanları, uçsuz bucaksız ovaları, kanyonları, denizleri, buzulları, okyanusları. Tanrımın yarattığı o muhteşem tablo serildi ayaklarımın altına. Kaldırdım başımı arşa doğru, selâm verdim kâinata ve indim yeryüzüne.

Yağmur çiseliyordu. Çimenlerin kokusu karışmış sümbüllere, güller açmış bahçemde, sonra daldım şehrin içine, karıştım insan seline, ruhlarını kılıktan kılığa sokmuş insanların içine; kimi akıllı, kimi akılsız, kimi paralı, kimi parasız, kimi mutlu, kimi mutsuz, sefil çocuklar gördüm. Koca koca mağazalar, terk edilmiş hayvanlar, arabalar, yollar, yollar ve sevdiğim o akşam rüzgârı, teker teker yanan ışıklar, aydınlanmış evlerde kiminin neşesi kiminin çilesi parlıyordu sanki.

Kıvrıldım yatağıma ve denizin derinliklerine daldım rüyamda. Denizyıldızları, denizkestaneleri, balık sürüleri, kayalarla birlikte yaşayan midyeler tanıdılar beni. Eskiden oltamdan kaçan balıklar sardılar etrafımı. Hep birlikte yüzdük balıkçılardan kaça kaça. Akıntıya kapıldık, gemilerden uzak, dalgalardan uzakta gümüşi balık sürüleri beni kendi dünyalarına hapsetmek istediler. Doyamadan denizime, doyamadan yosun kokusuna uyanmışım kedimin miyavlamasıyla.

** Dünya ne güzel **

Bu güzelim dünyada bize bahşedilen hayatı yaşayabilmek en güzel mutluluk.
Hayat tüm kırgınlıklara, pişmanlıklara rağmen vicdan rahatlığının verdiği huzurla yaşanmaya değer, yeter ki kalplerde acı olmasın.

Yaşamaksa, paylaşmak demektir. Hayatı paylaşmak. Bir kap yemeği, geceyi gündüzü paylaşmak, birlikte gülmek, birlikte dertleşmek, karda yürümek, mehtabı seyretmek, yeri, göğü, denizi paylaşmak, mutluluğu, gözyaşını paylaşmak. Kaldı ki bu paylaşım şeklini Tanrı hazırlamış. Hayatı omuzlarında ve yüreklerinde taşıyabilmeleri, el ele vermeleri için, birbirlerini tamamlayan Erkeği ve Kadını yaratmış. İki kadın veya iki erkek yaratmamış.

Hayatı bu şekilde paylaşabilme şansını yakalayanlar için, hayat tozpembedir zaten kadının ve erkeğin birbirlerine olan güveni ve desteği sevgi ve saygı yolundan geçer. Bu değerler yok olmuşsa, yitirilmişse, iki kişi birbirlerinin hayatını zindana çevirmişse, bu hayatı yaşamak ve yaşatmak Tanrıya ihanet etmektir.

Toplumda birliktelikler için çokça görülen kıskançlık, aslında Yaratana karşı gelmektir çünkü bu paylaşım salt doğa kanunu değil, Tanrının buyruğudur.