Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Ötesine geçmek

27 Ağustos 2011, Cumartesi - 14:15
Günümüzde dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan olumsuz olaylar insanları derinden etkileyerek birçok olumsuz duyguyu yaşamalarına yol açıyor. Ama belki de yaşanan ayaklanmaların, savaşların, maddi ve manevi krizlerin, doğal afetlerin en çok tetiklediği duygulardan bir tanesi korku duygusudur. Birçok insan şu anda çeşitli korkuları bir arada deneyimlemekte.
 
Korku duygusu insanları en çok etkileyen duygulardan birisidir çünkü insan korktuğu zaman fiziksel olarak da etkilenir. Korktuğumuz zaman kaç ya da savaş dürtüsüyle hareket etmeye başlarız ve bu da hareketlerimizin değişmesine ve bedenimizin alarm diyebileceğimiz tetikte olma durumuna girmesine yol açar. Bu aslında atalarımızdan bize ulaşmış bir dürtüdür. Ancak yaşanan olayların çokluğu ve korku duygusunun sürekli bastırılması korkuyu anlık bir duygu olmaktan çıkarıp insanların sürekli yaşadığı bir deneyim haline getirebilir. Şu anda yaşadığımız süreç buna birebir uymakta. Aynı anda dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan olumsuz olaylara bakarsanız bunlardan etkilenen kişilerin korku duygusunu ne kadar fazla yaşadığını anlayabilirsiniz.

Korkunun ötesine geçmenin ilk yolu o duyguyu serbest bırakmaktır. Korktuğumuz zaman aslında başımıza gelmesinden korktuğumuz durumu sürekli zihnimizde tutarız. Bir bakıma korktuğumuz durumun başımıza gelmesini planlarız. Örnek olarak depremde bir binanın altında kalmaktan korkan bir insanın zihninde sürekli olarak başına gelmesinden korktuğu durum bir film gibi oynar. Ve kişi o duyguyu bastırmaya devam ettikçe o olumsuz görüntüleri bir türlü zihninden atamaz. Ancak o durumun oluşturduğu duygular serbest kaldığında, kişi başına gelmesinden korktuğu durumu planlamayı da serbest bırakmış olur.

Korkunun ötesine geçmenin ikinci yolu ise korkunu sadece bir duygu olduğunu fark ederek o duyguyla özdeşleşmeyi bırakmaktır. Çünkü “korkuyorum” dediğimizde o duygunun bize ait olduğu yanılgısına kapılırız. Aslında bunun gerçeği korku hissediyorumdur. Korkunun ötesine geçmeyi Nisargadatta Maharaj’ın  “Ben O’yum” kitabında bir alıntıyla tamamlamak istiyorum:

“Kendiniz olarak imgelediğiniz kişiyi, zihninizde algıladığınız dünyanın bir parçası olarak görün ve zihninize dışarıdan bakın, çünkü siz zihin değilsiniz. Ne de olsa, sizin tek sorununuz her algıladığınız şeyle kendinizi özdeşleştirme hevesinde oluşunuzdur. Bu alışkanlıktan vazgeçin, hatırlayın ki siz, algıladığınız şeyler değilsiniz, uzak ve uyanık tavrınızın gücünü kullanın. Yaşayan her şeyde kendinizi görün, o zaman davranışlarınız görünüşünüzü ifade edecek. Bu dünyada kendinize ait bir şeyin bulunmadığını idrak ettiğinizde, onu dışarıdan, sahnedeki oyunu ya da perdedeki bir filmi izler gibi, beğenerek, zevk alarak, fakat aslında etkilenmeden izlersiniz. Kendinizi elle tutulabilir, somut şeyler arasında bir şey, zaman ve uzay içerisinde yer almış, kısa ömürlü ve kırılgan bir nesne olarak imgelediğiniz sürece, doğaldır ki hayatta kalma ve üreme telaşı içince olacaksınız. Fakat kendinizi zaman ve uzay ötesi olarak bilirseniz –onlarla ancak burada ve şimdi noktasında temas halinde olduğunuzu ve bunun dışında her yeri kaplayan, her şeyi içeren, erişilmez, yenilmez, yaralanmaz olduğunuzu bilirseniz- o zaman artık korkunuz olmaz. Kendinizi bilin- korkuya karşı bundan başka çare yoktur.”