Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Olmaz demeyin olur, olur...

22 Ağustos 2013, Perşembe - 16:21
Gün geçmiyor ki başımızdan ilginç bir olay geçmesin. Ayrıca iyi bir gözlemci olunca birçok şeye pek şaşırıyor, adeta donakalıyoruz. Olayları tek tek çözümlemeye çalışınca farklı farklı konulara dalıyoruz. Aslında yaşanmış ne varsa onların birleşmesi ile varılan neticedir karşılaştıklarımız. Bazen sinirleniyor, bazen da üzülerek karşılıyoruz olayları, çoğu kez de gülüyoruz acınacak halimize.
Üst üste yaşadığım şaşırtıcı olayları sizlerle paylaşmak istedim. Lütfen okuyun ve kendiniz yorumlayın. Bunların sorumlusu kimdir? Nedir? Neden böyleyiz? Bazıları hala 21 inci asrın neresindeler? Nasıl toparlanabiliriz?
Çok sıcak bir gündü. Şehirde birçok işimi tek bir güne sığdırabilmek için koşturdum. Ayakkabı ayağımı sıkıyor. Mecburen daha rahat bir terlik satın aldım. O da ayaklarımı tüm beter perişan etti. Son bir işim kalmıştı ama arada bir saatlik vaktim var. Ferah bir café buldum. Temiz bir yer, ortada bir fıskiye, ohhhh dedim bari biraz dinleneyim. Çantamı, poşetlerimi güzelce yerleştirdim, usulca ayağımı ayakkabıdan çıkardım, yara bantlarını yapıştırdım ki yanı başıma genç bir garson belirdi.
          -Hoş geldiniz     
          -Bir sade kahve, bir su lütfen
Şöyle bir yüzüme baktı. Beni bir güzel süzdü, gözlerini gözlerime dikti, dondu kaldı.
          -Bir sade kahve, yanına da bir su
Bu kez yutkundu, şöyle bir sağına baktı, sonra tekrar bana bakarak
          -Susuz mu olacak abla?
          -Hayır, Kahve su ile olacak, Su da kahvesiz olacak.
Yan masada gülüşmeler, bense adama mı kendime mi üzüleceğimi bilemedim.
Kınalıadadaki evimizde bir orta sehpaya ihtiyacımız vardı. Güç bela bir sehpa beğendik. Genelde adamıza girecek olan her mal, mecburen gümrükten geçer. Deniz taşımacılığı, nakliye, yükleme gibi işlemlerden geçerek evinize ulaşır. Sehpayı satın aldığımız firma ısrarla porte a porte nakliye yapacaklarını söyleyince doğrusu bu cesaretlerini şaşkınlıkla karşıladım.
Belirlenen günde evde sehpayı beklerken, geç kalınınca kızım firmayı aramış
          -Sehpayı kaç gibi göndereceksiniz?
          -Gönderdik de kabul etmemişsiniz
          -Nasıl olur annem sehpayı bekliyor
          -Müsaade edin bir sorayım
Elektrikli bir hava ve kısa bir bekleyişten sonra
          -Hanımefendi, sehpa yanlış adrese gitmiş
          -Öyle mi? Şu anda adada mı?
          -Hayır
          -Sehpa nerede?
          -Fikirtepede
          -Fikirtepede mi? Nasıl olur?
          -……………………………
          -Peki, neden?
          -Fikirtepede de Nar Çiçeği Sokağı varmış
Sözün bittiği yerdir. İyi ki Ankarada da Nar Çiçeği sokağı yokmuş.
          -Şimdi ne olacak?
          -Bilmiyoruz hanımefendi, sehpa hasar da görmüş olabilir.
        -Bunu bana siz mi söylüyorsunuz?
Ne kadar da rahat konuşuyorlar değil mi?
Bu kez başka bir gün kararlaştırıldı ve sehpayı ada gümrüğünden geçiremeyecekleri kesinleşince Bostancı iskelesine getirdiler. Adadan bir gümrük görevlisi Bostancıya geçti ve parça başı fiyatı ile ödeme yapıldıktan sonra nihayet sehpa eve geldi.
Muhteşem ambalaj açıldı. Gerçekten de sehpa özenle ambalajlanmıştı.
Evet! Bizim sehpa geze toza nihayet evini buldu ama ne yazık ki yerini bulmak nasip olmadı, çünkü o muhteşem ambalajın içindeki sehpanın ayağı kırıktı ve dört köşesi de nereye ve nasıl çarpmışsa, hasar görmüştü.
Hayret, böyle bir ambalajdan nasıl kırık mal çıkabilir? Gümrük memuru şaşkınlığını gizleyemedi. Ne de olsa bunca yıl bu meslekte yaşlanmış bir eleman olarak böylesine bir rezaletle karşılaşmamıştı. Sehpanın kırıldıktan sonra tekrar ambalajlandığını savundu.
Firma, kargo şirketini suçladı. Sehpayı ancak kendi imkânlarımızla adaya getirdiğimiz gibi bu kez Bostancıya yollayarak iade edebildik. Firma ancak bir tek yüklemeyi karşılayabildiğini veya daha yüklü bir miktarda alışveriş yapıldığında zorunlu gümrük ödemesini fiyattan düşebileceğini taahhüt etti.
Bu nasıl bir hesap? Ama kesinlikle güzel muhasebedir.
Sehpaya ihtiyacımız vardı.
Ne yazık ki hala var.
Başım mı ağrıyor?
Ağrır tabii
Nedeni var.