Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şiirbaz
Fırat AltunyurtFırat Altunyurt

Okumadım ki izledim...

07 Mayıs 2015, Perşembe - 23:00
Sarı bir toz bulutunun ağır ağır çöküşünü izlerken, gözüm bozkırın karşısında kızıla boyanmış tepelere takıldı. Toprak yolun kenarında yuvarlak bir taşa oturmuş kara saçlı küçük kıza bir de. Otların sesi miydi, yoksa ağlıyor muydu bilemedim. O kadar çok çocuk vardı ki...  Belki okuduklarımın içinde ne bozkır, ne de kızın saç rengi yazmıyordu..  Taş da yoktu, göz yaşı da belki. Peki benim o kızın karşısında işim neydi?

İhtiyar bir adam. Ömrü boyunca aşık olunmamış ama hep saygı görmüş, zayıf, yüzündeki kirli sakal kırışıkları saklamaya yetmemiş. çizgili pijamasının önü açık, yatağın ortasında duvara bakarak oturuyor. elindeki sarma sigarasının külü uzamış, önceki de yatağa düşmüş.. Donuk ve nemli gözlerle öylece duvara bakıyor. Adamın odasına da girmişim..

İnci gibi dişleriyle gülerken, elleriyle çenelerini yarıştıran geveze ve güzel kadınlar.. Bir değirmende hep birlikte çamaşır yıkayıp dedikodu yaparken, aslında çok kısa da olsa o anlık özgürlüklerinin tadını çıkarıp, şakalaşıyorlar. Çok şanslıyım ki beni görmüyorlar. Yoksa bileğim kalınlığında örülmüş saçların yastık diye yattığı o beyaz gerdanlarını görmek ne mümkün? Görünmez olmak ne güzelmiş..

Bizde ölmek üzere olan hasta ya da yaşlı insanlara mudara derler. Belki başkaları da diyordur. eğer evin bir ferdi mudaraysa, ev komşularla, akrabalarla dolup taşar. Komşular hasta sahiplerini çalıştırmaz, oradan oraya fısıltıyla konuşarak koşuştururlar.Hiç öyle bir evde bulunan var mı? Kaç kişi duvarları ölüm ve pişmanlık kokan bir evde bir kenara sinip insanları izlemiştir ki?

Bir gecede okunup, ertesi gece tekrar, ama geri dönüşlerle sindire sindire okunacağına inandığım bir roman bu.. Ya ben deliyim, ya da bu kitap çok iyi..