Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Doğal
Kamil TezgelKamil Tezgel

Nerden geldiyse aklıma...

11 Kasım 2013, Pazartesi - 18:44
Ahşap cumbalı bir evde nohut oda bakla sofa kıvamında oldu yaşantıları Safiye teyze ile Rasim amcanın.
Rasim amca her cuma mesai  sonrası  mahalle pazarına uğrar çok sevdiği narlardan da  alır eli kolu dolu bir vaziyette eve dönerdi. Safiye teyze onun geldiğini yorgun ahşap binanın merdivenlerini çıkarken çıkardığı gıcırtılardan anlar ve kapının tokmağına vurmasına izin vermeden o güler yüzü ve al, al olmuş yanakları ile karşılardı Rasim amcayı.
Rasim amca derisi yıpranmış çantasının açar, içinden tütün tabakasını çıkartarak ahşap cumbalı pencerenin hemen önündeki sedire otururdu. Sonra da tütün tabakasından çıkardığı sarma sigarasını büyük bir keyif ile yakardı.
Safiye teyze ise Rasim amca bu hazırlıklarını yaparken çoktan hazırlamış olurdu sade kahvesini.
Birbirlerinin gözlerinin içine bakarak içerlerdi kahvelerini. Sigara ve kahve keyfi bitince Rasim amca saka kuşunun yanına Safiye teyze de doğru mutfağa koşardı.
Çocukları yoktu, ama Rasim amca bütün bu eksikliği saka kuşu ile giderirdi ve hiçbir zaman şikayet etmezdi bu durumundan. Sadece bazen dalar giderdi sokaktaki oynayana çocuklara bakarken.
14 yaşındaki saka kuşu Rasim amcanın tek eğlencesi olmuştu, çok severdi saka kuşunu. Ama çok yaşlanmıştı artık saka kuşu Rasim amca gibi.
Onun kafesinin tellerine kuru incir koyar ve kafesin karşısına geçerek inciri yaşlı gagası ile tırtıklamasını izlerdi. Bazen akşamları bir çırpınma sesi duyar hemen uyanır ve doğru kafese koşar tünekten düşen saka kuşunu tüneğine koyar ve lambayı da kapatmazdı tekrar düşer ise tüneğe çıksın diye. Sabahında ise hemen saka kuşunun tünekten düşmesine de sebep olan uzamış tırnaklarını keserdi.
Bazen de onu kafesinden çıkartarak eline alır kafasındaki tüylerini üfleyerek zincir kenesetlerini sayardı.
Tam altı tane keneset vardı Rasim amcanın saka kuşunun kafasında. Gurur duyardı kenesetleri ile.
Saat akşam sekize yaklaşırken Rasim amcanın da rakı saati gelmiş olurdu.
Bunu bilen Safiye teyze de Rasim amcanın çilingir sofrası için mutfakta birbirinden güzel mezeler hazırlardı. Yıllardır her akşam iki duble atardı Rasim amca ama Cuma akşamları daha farklı olur duble sayısı ikiyi geçerdi..
Yemek faslı bitince Rasim amca son dublesini nar taneleri ile içmeyi çok sever bunu bilen
Safiye teyze o narları elleri ile tek, tek ayıklar kocaman bir tabağa koyar o tabağın yanına da küçük bir çay tabağı içinde sabunlamış olduğu kenarları oyalı bembeyaz elbezini verirdi.

Yine bir cuma pazarı dönüşü Rasim amca yorgun merdivenleri çıkarken, Safiye teyze kulak vermişti yorgun merdivenlerin sesine ve ilk gıcırtıyı duyduktan sonra hemen koşarak kapıya yöneldi.
Ama bir anda o gıcırtı büyük bir çatırtıya dönmüştü, dayanamadı bu kez ahşap ve yorgun merdivenler kendisi gibi olan Rasim amcaya taşıyamadı onu, kırıldı yıkıldı...
Düştü Rasim amca bir kat aşağıya yorgun bedeni ile beraber.
Günler geçti gitti..
Rasim amca artık ne pazara gidiyor ne de nar alabiliyordu.
Safiye teyze gitmeye başladı cuma pazarına..
Yine kahvesini yaptı ona, akşamları rakısını hazırladı.
Yine o narları elleri ile tek, tek ayıkladı kocaman bir tabağa koydu,
Yine sabunladı kenarı oyalı bembeyaz elbezini.
Nar taneleri gibi sabır ile yedirdi Rasim amcaya nar tanelerini tek, tek.
Bıkmadan usanmadan ta ki Rasim amca …

Bundan sonrasını ne bende bilmiyorum ne oldu.
Bildiğim bir şey var oda ‘’ Ahşap cumbalı bir evde nohut oda bakla sofa kıvamında oldu yaşantıları ‘’ …
Rasim amca ile Safiye teyzenin.