Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Neden?

28 Nisan 2011, Perşembe - 00:30
Hayatın karmaşıklığında yaşarken belki de kendimize en çok sorduğumuz soru “Neden?”dir. 
Neden bu benim başıma geldi? Neden bu durumdayım? Neden bu sorun çözülmedi?
Neden ben? Neden? Neden? Neden?
Bu soruyu kendimize sordukça cevap almak yerine zihnimizde daha çok soru oluşur. Çünkü yapmaya çalıştığımız her açıklama başka nedenler yaratır. Bu kısır döngü iyice büyür ve sonunda belli bir sonuca varırız. Problem bizdedir ya da başkalarındadır. Kaderimizi böyledir ve yapacak hiçbir şey yoktur. 
Gerçek anlamda, yaşadığımız insan deneyimi iki kutbu barındırır. Yani, bu yaşamda iyi ve kötü, güzel ve çirkin, pozitif ve negatif, mutluluk ve üzüntü, yaşam ve ölüm vardır. Yaşamın özü de bütün bu iki kutuplu deneyimi yaşamaktır. Ancak, biz hep iyi olan tarafta kalmak isteriz ve eğer kendimizi, biraz sevmediğimiz bir durumda bulursak “Neden?” diye sormaya başlarız.
Yaşadığımız bir problemin nedenini bulmaya çalışmak bizi rahatlatmak yerine problemin içine daha çok gömülmemize yol açar. Çünkü bir durumun nedenini araştırdığımızda yaptığımız şey cevabı yanlış yerde aramaktır. Bu şuna benzer. Bir çukura düştüğünüzü düşünün. Eğer neden oraya düştüğünüzü sürekli sorgularsanız oradan dışarı çıkmak için bir enerjiniz kalmaz. Çünkü cevap oraya nasıl düştüğünüz değil, oradan çıkmak için ne yapacağınızdadır. Oraya düşme şekliniz eğer bir şansızlıksa ve sürekli bu şansızlığın nedenini araştırıyorsanız sonunda şansız biri olduğunuz sonucuna varabilirsiniz. Şansız birinin düştüğü kuyudan çıkma ihtimali de oldukça zayıftır. Çünkü şansız birine kimse yardım etmeyecektir. Böylece kendimizi dışarıdan gelen yardımlara da kapatırız. Ama, geçmişi sorgulamayı bırakıp o an ne yapabileceğinize odaklandığınızda oradan çıkma olasılığınızın oldukça fazla olduğunu fark edersiniz. Böylece enerjiniz çözüme doğru akmaya başlar.
Albert Einstein’ın bu durumu anlatan çok önemli bir sözü vardır: “Bir problemi onu ortaya çıkaran bilinç düzeyi ile çözemezsiniz!”
Daha somut bir örnek vereyim. Diyelim hayatınızda kendini sürekli tekrarlayan bir kısır döngü içindesiniz. Şimdi bu duruma bir bakın. Eminim kendinize defalarca neden sorusunu sordunuz. Neden olmuyor? Neden bu sorunu çözemiyorum? Bu neden benim başıma geldi? Ve bu” neden” sorularına da bir sürü cevap da bulmuşsunuzdur. Şu anda bütün bu neden-sonuç ilişkisine baktığınızda bütün bu soru cevabın size bu kısır döngüyü kırmanızda herhangi bir yararı var mı ona bakın. Yoksa, sizi her geçen gün daha da umutsuzluğa iten bir enerji duvarı mı? Açıkça, cevap orada değil! 
“ Neden?” sorusunu sormayı serbest bıraktığınızda kendinizi o durumun kısır döngüsünden çıkararak size doğal olarak gelebilecek cevaplara kendinizi açarsınız. Sorgulamayı bıraktığınızda o durumla ilgili sis perdesi kaybolmaya başlar ve o zaman daha açık görmeye ve daha rahat düşünmeye başlarsınız.