Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Ne olur ki!...

05 Temmuz 2012, Perşembe - 02:49
Tepkilerle beslenen bir TV projesinde yer alıyorum. Oyunculuğu çok sevmeme rağmen ilk önce pek gönüllü değildim fakat boşlukta olduğum bir anda kendimi işin içinde buldum. Profesyonel çalışmalarımda, rahat, huzurlu ve mutlu olmama rağmen bu tedirginliğim nedendi? Ben, tek bir uğraşa odaklanmak, ona bağlı kalmak istemiyorum, faaliyetlerimin birbirlerini engellemelerini istemiyorum lakin bu uğraşımdan manevi bir tat aldım. Çalışırken zihnimin dinlendiğini hissediyorum. Herkesi izliyorum.

İşine ve oyuncularına son derece saygılı, genç ve değerli bir ekiple birlikte farklı karakterlerle karşılaşıyoruz. Yeni kişilikler her daim ilgimi çekiyor, her biri kendisine ayrı bir dünya yaratmış olacak ki ruh durumlarını çözebilmek bana zor geliyor. Psikolog olsaydım, hem kendime hem etrafıma faydalı olabilir miydim acaba? Bireylerin tepkileri ise genelde eğitim düzeyleri ile mutluluk dereceleri ile ve ekonomik durumları ile bağlantılı gelişiyor.

Hepimiz bazen etraflarında olan bitene karşı, kaygısız, umursamaz ve ilgisiz kalabiliyoruz Hayallerine, dertlerine, düşüncelerine öylesine odaklanmışlar ki denize düşmeseler, sahilde yürüdüklerini bile fark edemeyeceklerinden eminim.

Gençlerin işi çok zorlaşmış. Aile, çevre, eğitim, meslek ve aşkları onları yönlendirmeye çalışıyor. Umut ve umutsuzluklar iç dünyalarını kırıp döküyor. Geleceğe endişeli bakmaları için kişisel ve sosyal birçok nedenleri var fakat gözlemlediğim sevindirici bir tek şey var ki o da aydın gençlerimizin artık ayaklarının üstünde durabilmeleri için sarf ettikleri çaba ve belirli bir çevrede bunu engellemeye çalışan ailelerin artık yok denecek kadar az olmasıdır.

İzliyorum ve görüyorum ki yüreklerinde sevgi kıvılcımları taşıyan gençlerimizin yüzü gülüyor, hayata sevgi ile bakan yaşlıların ise feri sönmemiş gözüküyor.

Sokaktaki bireyler genelde somurtkan, çekingen, korkak ve çoğu zaman ifadesiz duruyor. Toplumun hali bu.
Somurtkan…çünkü mutlu değil.
Çekingen…..çünkü emin değil.
Korkak…….çünkü cesaretli değil
İfadesiz…… çünkü  kendisini korumaya alıyor.
            
Sevimli, esprili ve güler yüzlü…çünkü kendisiyle barışık.

Birbirlerini kıskanamayan, bir diğerinin hayatına, ruhuna, yüreğine saygı duyan birbirlerinin mutluluklarını engellemeyecekleri, endişelerin yok olup gideceği, iyiliklerin yağmur damlacıkları gibi hepimizi ferahlatacağı aydınlık ve huzurlu bir ortamda mutluluk sergileyebilecekleri bir dünya hayal ediyorum.

Herkese gülücüklerden bir demet sunuyorum.