Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Tatlı Cadı
Lerna Kaprielyan BağdasaroğluLerna Kaprielyan Bağdasaroğlu

Mucizevi sevgi...

10 Mayıs 2013, Cuma - 23:35
Banyoda ayakta dikiliyorum. Setin üzerinde bir kap , üç de çubuk var. Beklemem gereken birkaç dakika saatler gibi geliyor… Çubukların üçü de çift çizgiyi gösteriyor!
Tanrım çift çizgi!  Üçü de! Ağlamaya başlıyorum. Salya sümük, hıçkırarak ağlıyorum ama sessiz bir ağlayış bu. Ellerim karnıma gidiyor önce. Koruma içgüdüsü mü ne bilemiyorum. Sarılıyorum kendime ağlarken. Planlı bir gebelik bu ama bu kadar çabuk oluşu hayrete düşürüyor… Aynı anda o kadar çok şey geçiyor ki aklımdan;  tarifsiz bir mutluluk içindeyim ve aynı zamanda kaygılıyım. Yani evet istedim ama gerçekten hazır mıyım anneliğe? Anne olacağım! Bir bebeğim olacak! Haykırmak istiyorum dünyaya!  Çift çizgileri gördüğümde yapmayı planladığım gibi eve gelmesini filan bekleyemiyorum eşimin. Romantik bir sofra eşliğinde söylemeyi bekleyecek sabrım yok! Arıyorum ve ‘’Çift çizgi , üçü de çift çizgi!’’ diyorum. ‘’Çift çizgi de ne?’’ diyor garibim. ‘’Gebelik testi yaptım evde, hamileyim.’’diyorum ağlayarak. Karşıda ses yok, onun da nutku tutulmuş olsa gerek. ‘’Ağlama ‘’ diyor…Duramıyorum ki! Durduramıyorum kendimi…
Elinde bir buket çiçek geliyor eve, sarılıp ağlıyoruz birlikte.  İki gün sonra yaptırdığım testler de pozitif ve dünyam değişmeye başlıyor. Yediğim, içtiğim, uyku saatim , bulunduğum ortam her şey önemli. Bulantılar, reflüler, bel ağrıları sonraki aylarda alıştığım şeler oluyor ama bir o kadar da enerjiğim. Bazen saatlerce , günlerce uyuyasım var ama mutlu ve enerjiğim. İki aylık hamileyim ve henüz en yakın iki arkadaşım ve ofisteki yakın arkadaşlarım hariç kimse bilmiyor sırrımızı. Ailelerimize hafta sonu adaya gittiğimizde vereceğiz müjdeli haberi.
Doğum günümde ofis arkadaşlarım patik, bebek kıyafetleri almış hediye olarak. Biricik manevi ablam bebek isimleri kitabı hediye etmiş, böğüre böğüre ağlıyorum, ağlıyoruz… Canım arkadaşım uçan balonlar yollamış ofise. Panayır yeri gibi koca ofis. Dünyadan habersiz babam geliyor  elinde koca bir buket çiçekle sürpriz yapıp.
Dayanamıyorum, hafta sonunu bekleyemem, söylemem lazım… Kahvesini yudumlarken hediye patikleri koyuyorum önüne bir şey demeden. Boş boş bakıyor anlam veremeden, paketi açıp patikleri görüyor ve başlıyor ağlamaya. Dışarı atıyor kendini ofisten. Telefonlar susmak bilmiyor, müşterilerin hepsinin o an arayacağı tutmuş, gidemiyorum peşinden. Bu kafayla Londra’ya gidecek müşteriye Paris rezervasyonu yapmazsam iyi!. Az sonra kıpkırmızı, ağlamış gözlerle geri geliyor biricik babam. Sarılıp bir de birlikte ağlıyoruz. Sonraki aylar boyunca çizgi filmlere, reklamlara, her şeye ağlıyorum zaten…Her gün , her an konuşuyorum içimde büyüyen bebeğimle. Birlikte müzik dinliyor, bebek bakımı kitapları okuyoruz. Normal doğum istediğimden hamilelik ve bebek bakımı kursuna yazılıyorum. Artık sertifikam bile var.
Pratiğim yok ama teoride bilgiliyim! Normal doğum diye gidip, sezaryene alınıyorum. ‘’Lerna’’ diyor bir ses ‘’uyan kızım’’ göz kapaklarımda nasıl bir ağırlık var… Hafifçe yüzümü tokatlıyor biri ‘’Lerna uyan kızım, çok güzel bir kızın oldu, uyan’’ Nefes almaya çalışınca boğazım yanıyor, çok yanıyor hem de, ‘’Kızım’’ diyorum güçlükle ‘’iyi mi?’’ ‘’Hem de çok iyi ve çok da güzel’’ diyor doktorum ve başlıyorum hıçkıra hıçkıra ağlamaya…
Bebeğimi kucağıma verdikleri o anı unutamam. Tabii yine ağlıyorum… Minik bebeğim  nasıl da güzel…Burnunu boynuma sokuyor ve o an anlıyorum ki annelik şu dünyada başıma gelen en güzel şey….
Üç aşağı, beş yukarı tüm anneler yaşamıştır bu duyguları. Bir anne evladını 9 ay karnında , 3 - 5 sene kucağında ve bir ömür boyu kalbinde taşır. Bize verilen bu mucizevi ayrıcalık için ne kadar teşekkür etsem azdır Tanrı’ya.  Başta annemin ,hepimizin anneler günü kutlu olsun! Melek olan annelerin üzerine nurlar yağsın…