Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Meyhaneden
İlia Shestakofİlia Shestakof

Meyhaneye ayak basmamaya yemin ettim...

30 Temmuz 2011, Cumartesi - 17:01
Ramazan’ da geldi çattı…..
Ben ve grup yöneticilerimiz Ramazan’ da Eski İstanbul Meyhaneleri ve Meyhanecileri grubunun ‘’ KAPALIYIZ ‘’ diyerekten işlemesine müsaade etmiyoruz.. Madem ki eski İstanbul diyoruz, eski gelenekler, eski insanlar, eski şarkılar diyoruz, meyhanelerin Ramazan’ da kapalı olmalarına dair geleneğinin sürdürülmesi gerektiği kanaatindeyim……… Dolayısı ile pari yazarlardaki meyhane ve rakı yazılarına da Ramazan süresince ara veriyorum.

Bu arada patron müsaade ettiği takdir de anlatacak başka konular bulmakta zorlanacağımı düşünmüyorum….Yaşadığım ülke Rusya var…. Aman yine mi Rusya demeyin; Rusya dünyanın yanı sıra Türkiye İhracatçılar Meclisi’ ndeki  24 ayrı sektörün hedef gösterdiği ülke durumunda ama ‘’ GİTTİK, GÖRDÜK, DÖNDÜK’’ diyen iş adamlarının sayısı bayağı bir yüksek….Yok onu istemezseniz FLORENCE NIGHTINGALE HASTANE’ sinin kuruluş aşamasından işletme müdürlüğüne kadar yaşadığım süreçteki anılarımı yazarım…..O da olmadı Emperyal Grubu’ nda nasıl Türkmenistan Ashgabad Hastanesi sorumlusu olduğumu ve yaşadıklarımı yazarım….
En son küçük ortağı olduğum şirkette gidişatı görüp ‘’ devleti çete kurarak zarara uğratmak vs diye gidiyor ‘’ nasıl kaçtığımı anlatırım…… Ama doğrusunu söyliyeyim gönlüm Rusya’ dan yana; abartıyorsun diyorlardaaa….’’ Ya bir adam gittiğinin birinci senesinde, Rusya gibi bir ülkede bölgenin mali şubesi yetkilileri ile tanışır mı? Adamı kapı dışarı koyarlar…. ‘’ ( Bu arada şunu da söyliyeyim yarım yamalak Rusça ile bendeniz tanık durumunda )…… Yani bazen aklıma seyrettiğim bir film geliyor;‘’ Las Vegas’ ta kumarhanelerde  görevi insanların şansını kırmak olan bir insanın hikayesi, kişi kimin yanına otursa şansı kırılıyor ….’’ Bendenizin de hayatı, bela nerde ben orda misali……… 

Neyse yazımıza tarihten bir meyhane hikayesi ile devam edelim……..

’’ Mehmet Akif ve Neyzen Tevfik, kişilikleri ve yaşam biçimleri birbirlerine zıt iki insan olmalarına rağmen aralarında sıkı bir dostluk oluşmuştur. Akif, Neyzen Tevfik gibi bir yeteneğin sorumluluk duygusundan yoksun, kendini içki ve uyuşturucuyla tüketmesine kızmakta ve ona acımaktadır. Neyzen’in içkiyi bırakması için çok çaba sarfetmiştir. Neyzen de Akif’i kıramamış, içkiyi bırakacağına dair sözler vermiştir. Ancak verdiği bu sözleri tutmamıştır. Akif, buna rağmen Neyzen’e hep anlayışlı, hoşgörülü ve bağışlayıcı bir tavır takınmıştır.’’¹

Neyzen, Akif’in bu çabalarını ve kendisinin verdiği sözleri tutmamasını şöyle anlatmıştır:

‘’ Rahmetli Mehmet Akif, bütün o fitrî kıymet ve kabiliyetine rağmen, çocukça izharı saffet eylemekten hâlî kalmazdı ve bütün ömrünce de bundan kurtulamadı. Bana meyhaneye ayak basmıyacağıma dair yemin ettirmesi de bu safiyetinin bir tezahürüydü. Benim gibi iradesi zaman zaman tahteşşuurundaki gizli kuvvetin zebunu, bütün hayat mahkûmu olan bir biçareye hiç böyle yemin ettirilir miydi? Nitekim: daha 48 saat geçmeden, o yemin tehlikeye düşmüş ve beni, şeytanî olduğu kadar gülünç bir harekete mecbur etmişti: