Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gülümse
Gülsen GürGülsen Gür

"Mazi kalbimde bir yaradır"...

03 Nisan 2014, Perşembe - 09:35
Bazen dinlediğimizden, hissettiğimizden çok çok fazlasıdır şarkılar...
Soyadı, Yahya Kemal Beyatlı’nın armağanı olan Necip Cemal Andel’in notaları, hüzünlü hayatının izlerini taşımaktadır.
On altı yaşından itibaren müzik, ünlü bestekarın ilgi odağı olmuştur. Babası, hukuk eğitimi alması için Almanya’ya gönderse de müzik aşkı ağır basmış, orada fazla kalmadan geri dönmüştür. Döner dönmez müzik dersleri almaya başlamış, on dokuz yaşında, gönüllerde taht kurmasına sebep olan ilk Türkçe tangosunu bestelemiştir. Hazin bir hikayesi olan bu tangoyu hepimiz çok iyi biliriz ama hikayesi hepimize yabancıdır.
Genç bestekar bir Alman kıza aşık olur. İkisi de kısa zamanda deliler gibi severler birbirlerini... Kızın babası bu aşka karşıdır. Kızının onca yalvarmasına, ağlamasına rağmen onu Almanya’ya kaçırır. Ne yazık ki zamanı kısa büyük aşkları sadece on beş gün sürmüştür.
Necip Cemal, sevgilisini kaybetmenin acısıyla bütün gün perişan bir şekilde sokaklarda dolaşır. Akşam olunca yalılarının merdivenlerine oturup yakamozları seyrederken hiç aklından çıkmayan sevgilisinin anısına, sözleri Necdet Rüştü Efe Tara’ya ait ünlü eserini besteler:
“Mazi kalbimde bir yaradır...”
Yaşamı boyunca sayısız besteler yapar ama hiçbiri büyük aşkına ithaf olan bu tangonun yerini alamaz. Onda ilk yürek yanığının kokusu vardır.
Yaşamı boyunca acılar yakasını bir türlü bırakmaz. Aşk acılarına bir de tedavisi mümkün olmayan sağlık problemleri eklenir. Küçük yaşlarından beri görme zorluğu çekmektedir. Her geçen gün görme yetisini biraz daha kaybeder. 28 yaşında tam şöhreti yakaladığı günlerde gözleri tamamen görmez olur.
1932 yılında, o zamanın meşhur ses sanatçısı Seyyan Hanım, üstadın ilk ünlü tangosunu seslendirir. Dinleyenler parçayı o kadar çok beğenirler ki yurt içinde ve dışında büyük yankı yapar. Almanya’da, Amerika’da Anday’ın şarkıları müzikhollerde çalınır.
Necip Cemal'in ününü duymuş olan Amerikalı meşhur sinema yıldızı Evelyn Holl büyük bestekara aşık olmuştur. İstanbul’a gelir, büyük bir aşk yaşarlar ama bu aşk da uzun soluklu olmaz.
Değerli üstadın sadece sanatına değil, kişiliğine de herkes hayrandır. Sevenleri onu görmek için İstanbul’a gelirler. Yalısının önünden geçen gemiler iskeleye yaklaşır, yolcular şarkı isteğinde bulunurlar, üstat da kimseyi kırmazdı. O anda uygun olan sazla (gitar, piyano, ud ) muhakkak birkaç şarkı çalar, yolcular dinmez bilmez alkışları ile üstada teşekkür ederlerdi.
En değerli hayranı Atatürk'tü. Büyük Önder onun bestelerini keyifle dinlerdi. En çokda ‘’Yıllar’’ adlı bestesini severdi. Tren yolculuklarında ’’Yıllar’’ı defalarca dinliyerek uzun yolculuğunu keyifli hale getirirdi.
Necip Cemal Anday’ ın fazla bilinmeyen önemli bir özelliği de tutku halinde Fenerbahçe hayranı olmasıydı. Ölümünden bir yıl önce sözleri ve bestesi kendisine ait Fenerbahçe Marşı’nı bestelemiştir.
Ünlü bestekar yaşamı boyunca hiç evlenmedi. Belki yüreğinde ilk aşkına kavuşamamanın kırgınlığı vardı. Yorgun bedeni, onu daha uzun yıllara taşıyamadı. 60 yaşında hayata veda etti.
Yaşamı boyunca yüreğinden ilk sevgisi, dudaklarından ilk bestesi düşmedi. Türk müzik tarihinin klasiği olan bu ünlü tangoyu gelin şimdi birlikte dinleyelim:
“Mazi kalbimde bir yaradır.
Bahtım saçlarımdan karadır.
Beni zaman zaman ağlatan,
İşte bu hazin hatıradır.
Başkasına yar oldu.
Eller bahtiyar oldu.
Gönlüm baştan başa hep,
Viran bir diyar oldu.”