Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Matrix -Zihnini özgür bırak-

28 Mayıs 2011, Cumartesi - 08:31
Eminim Matrix üçlemesinin ilk filmini izlemişsinizdir ya da en azından biraz bilginiz vardır. Matrix Üçlemesinde serinin ilk filmi olan Matrix, sinemalarda gösterime girdiğinde çoğu insanın ilgisini çekmişti. Filimde insanları kendine çeken ya da tam tersi iten bir enerji vardı. Bazıları bu filmin insanlara verilen bir mesaj olduğunu ve doğu felsefeleriyle çok bağlantılı olduğunu düşünüyordu. Bazı insanlar ise filmi çok kafa karıştırıcı bulup normal bir bilim kurgu olarak değerlendirmişti. Sonuçta iki şekilde de Matrix değişik bir bakış açısının başlangıcıdır. Eğer filmi izlemediyseniz bu yazıyı okuduktan sonra zamanınızı ayırıp filmi seyretmenizi öneriyorum. Filmi bir bilim kurgunun ötesinde yaşama uyarlayarak izlediğinizde zihninizde bazı kapılar açabileceğine inanıyorum. 
Matrix filminde serbest bırakmayla ilişkilendirilebilecek birçok sahne var. Ben de bu filimdeki iki sahneden bahsederek verilmek istenen mesajları anlatmak istiyorum.  Eğer filmi izlediyseniz Neo’nun Morpheous’la birlikte çatıdan diğer çatıya atlama sahnesini mutlaka hatırlarsınız. O sahnede Morpheous, Neo’nun bunu yapamayacak gibi ve imkânsız bir şeymiş ifadesini gördüğünde ona şöyle der:  “Her şeyi serbest bırakmalısın Neo, korku, şüphe ve inançsızlık. Aklını özgür bırak.”
Bu sahnenin çok etkileyici olmasının sebebi aslında izleyiciye bir mesaj vermesidir. Kendinizi Neo’nun yerine koyarsanız, hayatta karşılaştığınız zorluklara, problemlere baktığınızda duygularımızın ve inançlarımızın bizi nasıl etkilediğini fark edebilirsiniz. İnançlarımız, korkularımız, şüphelerimiz bizim sonsuz enerjimizi perdeleyerek hayatı ertelememize, bir adım ileri iki adım geri gitmemize ve sonuç olarak aslında kendi potansiyelimizi görmezden gelmemize yol açar. Ama korkuyu, şüpheyi serbest bıraktığınızda sizin için her şey mümkündür.
Matirx filminin sonunda aslında tüm filmi özetleyen çok ilginç bir konuşma vardır.
                   
İşte o replikler:
Neo : “ Bana ne söylemeye çalışıyorsun? Kurşunlardan kaçabileceğimi mi?”
Morpheus : “Hayır, Neo.  Sana söylemeye çalıştığım şey, hazır olduğunda buna gerek kalmayacak!”

Bu bölümde kurşunları yaşamda karşımıza çıkan problemler, zorluklar, acılar, hatta travmalar olarak görebiliriz. Ve bütün bu olumsuz durumlar hepimizde çoğu zaman kurşun etkisi yaratır tabii ki mecazi anlamda. Aslında duygusal olarak yaralanırız ve o yaraların iyileşmesi bazen aylar, bazen yıllar bazen de bir hayat boyu sürebilir. İş yaşamında yaşadığınız büyük bir başarısızlık, çok kötü biten bir ilişkinin hayal kırıklığı, kaybettiğiniz birine duyduğunuz özlemin verdiği hüzün, geçirdiğiniz fiziksel bir hastalığın duygusal ve fiziksel kalıntıları gibi durumlar bize yaşamda yaralanmışlık hissini verir.     Herhalde hepimizin isteği de bütün bunlardan etkilenmeden yaşamaktır. İşte Matrix’teki sahnede Neo’nun kurşunlarla ilgili sorusu da aslında buna benziyor. Ve Morpheus’un da cevabında da aslında bunun için bir şey yapmasına gerek olmadığında bahsediyor. Peki, gerçek yaşamda bu mümkün mü? Evet, mümkün.
Bütün olumsuz durumlar algımızda duygular, hisler ve düşünceler uyandırır. Ve bu enerjiler yoğun olduğunda onlarla baş edemediğimiz için onlardan kaçmaya ya da onları bastırmaya başlarız. Ve sonuç olarak etkileniriz.  Ama olanın olmasına izin verdiğinizde, kendinizi yaşanan olumsuz deneyimlere açtığınızda gerçek varlığınızın şeffaflığını fark etmeye başlarsınız. Bütün bunun sonucunda bütün enerjiler akıp gitmeye ve serbest kalmaya başlar. Böylece nehirde akan su gibi hayatınız akmaya başlar. Aslında hiçbir zaman yaralanmadığınızı ve yaralanmayacağınızı hissetmeye başlarsınız. Sonuç olarak serbest bıraktığınızda zihni de özgür bırakmış olursunuz.