Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
İsimsiz
Bahattin YücelBahattin Yücel

Marmaris’e çift yol

02 Nisan 2011, Cumartesi - 15:14
Çeyrek yüzyıl önce önemli bir uzmanı götürdüğümde, ilk sözü bu güzelliği daha önce gelip görmemiş olmayı, ciddi bir mesleki eksiklik sayıyorum.Bir turizmci olarak çok utandım, dediğini anımsıyorum. Başka bir doğa cenneti olan Gökova ile arasındaki 25 km uzunluğundaki karayolu, seçimlere kadar genişletiliyor.
Son yılların gözde yatırımı “çift yol”, on binlerce yıldır insanoğlunun her türlü girişimine karşı soylu bir direniş gösteren, “sığla” ağaçlarını, kızılçamları acımasızca katlederek, ilerliyor. Ege’ nin Kızılçamları çoğu kez insanoğlunun duyarsızlığından çıkan, orman yangınlarından binlerce yıl içinde evrim geçirerek korunabilmişler.
Her yangından sonra soyunu sürdürebilmesi, kozalaklarını metrelerce ileriye fırlatmasına olanak veren bir dinamik sayesinde gerçekleşiyormuş. Böylece ileri fırlayan tohumlarının toprağın yüzeyinden, daha alttaki tabakalara saplanmasını sağlarmış, kızılçam.
Diğer bitkiler tohumlarını tam diplerine bırakırlarken, kızılçam Anadolu’da; Akdeniz’in başka bölgelerinden çok farklı bu yöntemle, yok olmaktan korurmuş kendisini, ormancılar anlattı.
Neresinden baksanız, gerçek bir doğa harikası ve ne yazık ki, hüzün dolu.
Kızılçam bu kez Marmaris’ te soyunu koruyamadı.
Buldozerlere, dinamitlere ve insanoğlunun basit rant hesaplarına yenik düştü.
Gökova yönünden Marmaris’e gelirken, ilk bakışta körfezi çevrelediği duygusu uyandıran, genç çamların tamamı kesildi. Marmaris’i betonlaştıran çirkin ve -bir o kadar da- kişiliksiz mimari etkilerden koruyan, ilçenin girişindeki gizemli, olağanüstü güzel kızılçam örtüsü, yok edildi.
Yılın sadece iki ayında yoğunlaşan trafiği çözümlemek amacıyla, doğal güzellik feda edildi. İşin üzücü yanı, bu gelişmelere Marmaris’ lilerin tepki vermeyişleriydi. Belki yeni yol Dalaman Hava Alanına ulaşım süresini kısaltacak, onların arsaları ve kimliksiz binaları biraz daha değerlenecekti, yol yapılınca.
Kimileri ise gizlice, körfezin hızla kirlenmesine yol açacak olan, büyük gemilerin gelişini kolaylaştıran girişimleri destekliyorlardı.
Yeni yolun yaratacağı, birkaç milyon dolarlık hanut ekonomisinin, ucuz çekiciliğine kapılarak, dedelerinin, babalarının yaşadıkları toprakların, kısa sürede çöle dönüşmesine, sevinç içinde destek veriyorlardı. Alphonse Daudet’ nin “Altın Beyinli Adam” öyküsünü doğrularcasına, kısa dönemde sağlamayı umdukları karları için, Marmaris’in doğasının kurban edilmesine seyirci kalıyorlardı.
Ve…
Marmaris geleceğini her fırsatta turizmde aradığını söyleyen, sözüm ona çevreci geçinen turizmcilerin de bulunduğu bir merkezdi.
Bugün yok edilen doğanın, yarın turist gelişlerini engelleyeceğini göremeyen insanların yaşadığı bir belde haline gelmişti.
Yazıklar olsun.