Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Mahsun bir tırpan vuruş...

18 Mayıs 2013, Cumartesi - 11:46
Hikayeler, sana, bana, bize dair...Kader diye kısa not düşülsede her ne varsa yaşanılmışlığın bütününe...Yazan da yazdıranındır kadersizliği, ah yüklenip usulca kıvrılıp gönülde tıkınmışlığına sığınma...
Arar durursun, anekdotlar arasında kalmış, seçimlerinin saçma sapan bahanelerini...
Oysa bilirsin ki...
Hayatın kahramanları, bulamamıştır asl olan asiliğini...İhtilaller sadece şaha kalkıyor yürek telinde...
Mırıldanırsın üç beş mısra, bitmemiş nakaratında son cümleyi kurmak için çırpınışında...
Enginde mahsun tırpan vuruşunda özünde damla bırakırsın hep düne dair...
Deli deli akan suyun umudu uyran yakarışında...
Teke tek verdiğin öfke ve kin sıyrılıp kaybolur, yaşamın gerçeğinde...
Hırçın sevdanın, destanında gönül emektarları kıvranır çaresizce...
Heyben dolmuştur, omuz çökerten cinsinden...
Ve işte o an, mahkum kılarsın seçime dair ne varsa...
Sonrası, coşarsın hüznünde...
Ağız dolmuştur, kelimeleri dökmek için...
Sonrası, susarsın
Göz dalar çok uzaklara ve üşürsün rüzgar esmeden...
Ne mekandasındır, ne yakında, ne de yaşamda...
Her neyse ile noktalanan, hiç başlamamış ama hiç bitmeyecek hikayenin, mürekkep yalayan kaleminde...
Ve dersin ki...
Boşluklar dolmuyor, harf dizgisinde...
Yüreğindedir yarası, hasreti satır arasında, durgundur, her umudun vuslat ertesinde...
Yol uzar, gönül gözler ve sızıya has, her şey öylesi özler...
Oysa, oysa....
Nefes yaşar kılmıştır seni, yaşamamış olsan da...
Kahrın zindanında, kafa duman, kalp uyanık, sıradışı hikayeninin tek anlatanı, göz güldüreni, gönlü ağlatanı...
Ne başı, ne sonu olmamanın, yitik bahtiyarları, diyar diyar diyar harmanlayışında başaksız, iyi mi?
Sabırsız göğüsüne haps olmuşun can buluşunda,  irkilişin ve
Eyvallah diyişin, kulaktaki yankısı...
Alır gidersin sana dair ne varsa hiç konuşmadan, yırtılırcasına bütün herkes gibi...
Ardı sıra bakarken, PEKİ diye...