Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Bizim Dünyamız
İshak Alatonİshak Alaton

Lüzumsuz Adam'ın Kitabı...

27 Ağustos 2012, Pazartesi - 13:42
Uzun sayılabilecek hayatımın iniş çıkışlarını anlattığım otobiyografik kitabım, ‘‘Lüzumlu Adam’’ başlığı altında, 2012 yılının Mart ayında yayınlandı.

Kitap, beni de şaşırtacak derecede ilgi gördü. Sadece iş çevrelerinde değil, daha fazla gençler arasında, hayatta yolunu arayanların ilgisini çekti. Bir de, Anadolu’nun orta boy kasaba ve şehirlerinde, mütedeyyin ve muhafazakâr çevrelerde birbirine kitabı tavsiye edenler çok oldu. İstanbul dışında, Malatya, Kayseri, Gaziantep, Diyarbakır’daki kitapçılarda çok satıldı.

Üç ay içinde, kitabın beşinci baskısının hazırlığı yapılıyor.

Bu yayınlanan kitabımın başlığı ‘‘Lüzumlu Adam’’ iken, hâlen hazırlığını yapmakta olduğum ikinci kitabımın başlığı da ‘‘Lüzumsuz Adam’’ olacak.

Bu başlığın izahı faydalı olur diye sizlere bu yazıyı hazırladım.

1996 yılının sonlarına doğru, yetmiş yaşımı doldurmaya birkaç ay kala, geride bıraktığım inişli çıkışlı yolculuğun bana neler öğrettikleri bir yana, bu yaştan sonra hayatımda ne gibi değişiklikler yapmam gerektiği hakkında uzun uzun düşünmeye başladım. Öncelikle, sevgili ortağım, yoldaşım Üzeyir Garih’le birlikte temellerini atıp birlikte kurduğumuz ve büyüttüğümüz eserimiz olan Alarko’nun, biz faniler sahneden çekilmeden önce devamının nasıl sağlanacağına önem verdim. Uzun yolculuğum boyunca bana ilham vermiş olan insanlardan öğrendiklerimi hatırladım.

Yetmiş yaşına erişen her mantıklı insan, her an bu dünyadan ayrılmaya hazır olarak yaşamına devam etmelidir diye düşünüyorum. Ayrılırken de, hayat boyunca yarattığı eserlerin, geride bıraktığı kuşaklara ve gençlere dert kaynağı olmak yerine, gurur verici hediye olması daha iyi olur diyorum. Bunun da hukuksal çerçevesi, zamanında düşünülüp hazırlansa iyi olur.

Alarko şirketimizle ilgili bütün sorumluluklarımı bizi takip eden ikinci kuşak çocuklarımıza ve şirketle büyümüş olan profesyonel kadroya hızlı bir şekilde devretmeye karar verdim.

Bu kararımı 1996 yılı sonlarında Üzeyir Garih ortağıma açtım. ‘‘Ben şirkette lüzumsuz olmak istiyorum’’ diye noktaladım. Onu ikna etmek pek kolay olmadı. Yanlış anlaşılır, aramızda ihtilaf var diye dedikodu olur diye karşı çıktı ise de, benim kararlı olduğumu görerek, kabullendi.

1997 yılı Ocak ayında yayınlanan bir makalemden alıntı:

Bu yolda hızlı adımlar atıyorum. Kurucuların prensiplerini özümsemiş profesyonel kadro ile uyum içinde çalışan ikinci kuşağın, en az birinci kuşak bizler kadar bilgi ve beceri sahibi olduklarını görmek, benim için büyük kıvanç kaynağı oluyor. Gün geçtikçe, biz kuruculara daha az danışmaya gerek görüyorlar. Felsefe kitaplarımla başbaşa kalmama büyük katkıda bulunuyorlar. Gittikçe önemsizleşiyorum.

Şimdi önümüzdeki beş sene içinde gerçekleştirmek istediğim hedefimi sizlere açıklayabilirim. Bu zaman dilimi içinde, şirket işlerinde tamamen lüzumsuz olmayı hedefliyorum. Yerimizi alacak ikinci kuşağın, şirkete biz kuruculardan daha iyi hizmet vereceklerine candan inanıyorum. Tamamen lüzumsuz olmayı, ömrümün taçlanması olarak görüyorum.

Bir ömür boyu süren çaba sonunda, sıfırdan başlayıp kurduğumuz ve geliştirdiğimiz şirketin, emin ellerde devamını sağlamak, hayatımızın en önemli sorumluluğudur. Kendimize, ailemize, yakınlarımıza, şirkette çalışan binlerce kişiye ve en önemlisi, binlerce hissedarımıza karşı duyduğumuz bir sorumluluktur. Şirketlerin en önemli varlıkları, işi yöneten kaliteli insanlardır. Bu insanların, aynı hedeflere yönelerek, saygınlık ve sağlamlık prensipleri içinde şirketi daha yüksek seviyelere götürmeleri, biz kurucuların tek beklentisidir. İnsanlar, dünyadan ayrıldıktan sonra, bıraktıkları eserlerle anılırlar. Bir felsefe kırıntısı: “İnsanların çoğu yaşamadan ölürler. Bazı insanlar, öldükten sonra yaşamaya devam ederler.” Ölümsüzlüğün yolu budur. Bir başka Fransız yazarın sözü: “Mezarlıklar, vazgeçilmez insanlarla doludur.” Vazgeçilmez olmadan aktif hayattan ayrılmak çok huzur vericidir.

Şimdi yıl 2012. Ben 85 yaşıma geldim. Geriye bakıyorum. Lüzumsuz olmanın ne büyük bir huzur ve mutluluk kaynağı olduğunu bugün daha iyi anlıyorum.

Sizlere de, bu yolu öneriyorum.

Sevgi ve saygılarımla,

İshak ALATON

Bizim Dünyamız, Temmuz 2012, Sayı:96