Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gülümse
Gülsen GürGülsen Gür

Kuşlar yuva kurdu, balkonuma..

05 Mart 2013, Salı - 18:34
Kuş, kedi, köpek, tavşan, balık, kaplumbağa adını sayamayacağım kadar dostumuz oldu. Evin annesi olmamdan mıdır nedir, hepsini düşkünlüğü banaydı..
Tayin olduğumuz her ilde, lojmanın balkonunda her bahar bir kuş yuvası olurdu. Bazen güvercin, bazen kumru....
Manisa da ki misafirimizde bir kırlangıçdı....Günlerdir sessizce izledim gagasında taşıdığı çamurla adeta bir in'e benzeyen yuvasını yapışını....
Bahar dalları pıtrak pıtrakken....Yavruları ile birlikte uçuşunu....
En son İstanbul da ki evimizin pencere ile panjur aralığına bir kumru, daha doğrusu kumrular yuva yapmıştı....Anne, baba günlerce çalı çırpı taşımış. Sırayla yumurtaların üzerinde oturmuşlardı....
Mutluydum onları uğur tutmuştum....Yılım güzel geçecekti....
16. Ağustos. 1999 günü evde temizlik vardı...Akşam perdeleri kapamak için camın önüne gittiğimde panjurun açık olduğunu gördüm.....Yuva yerin de yoktu....Yardımcı hanımı aradım telefonla...
''Her tarafı kirletmişler fırlattım attım'' dedi....İlk defa sesimi ve kendimi tanıyamadım...Avaz avaz bağırıyordum...'' Bunu nasıl yaparsın, nasıl yuvalarını dağıtırsın'' diye... Gece yarısı 17 Ağustos depremi oldu...
O gün bugündür yaşam çizgim hiç doğrulanamadı....Hep üzüntü...hep keder....
Zamansız ölümler....Ayrılıklar...Oradan oraya göçler....
Sanki ahları tutmuştu....*Yuva yıkanın yuvası olmaz* sözü sedalar halindeydi kulaklarım da...İçim de hep yaraydı, uğurum saydığım kumruların yuvalarının dağılışı....
xxxxx
Aradan koskoca bir ondört sene geçti....Yemeğe misafir geliyorlardı da....Yuva yapmaya yokdu cesaretleri....
Nereden geldiyse aklıma, kış başı bu hikayeyi tekrar anlattım kızım Özgü' ye ....Meşhur incilerim yine yuvarlandı yanaklarımdan....'' Üzülme o kadar, bellimi olur bakarsın günün birinde yine yaparlar '' dedi....
Beni teselli etmek adına....
xxxxx
Sabah kahvemizde falıma baktı.Kuş ağzından güzel bir haber varmış....
Kendileri gelmiyorlardı ki.Haber getirsinler.
Günlük güneşlikdi bugün hava, arka balkona çıktım biraz güneşleneyim diye...
Başımın üzerinden canhıraş kanatlarını çırpa çırpa çırpa bir kuş uçtu....
Nereden girmiş bu dedim kış boyu kapalıydı camlar..Baktım camın sürgüsü bir kuş girecek kadar aralık kalmış....
İş yaparken muhakkak müzik dinlerim.El radyomu açtım.Yerel bir radyo...
''Telgrafın tellerine kuşlarmı konar...Herkes sevdiğine böylemi yanar...''
Sabahtan beri bir kuş muhabbetidir gidiyor...Radyo da buna eşlikte....Gülümsedim....
O ne? Gözlerim yerinden çıkacak sanki.Özgü' ye seslendim....Yılbaşı çam ağacımızı balkona koymuştuk seneye kullanırız diye.Üzerinde bir kuş yuvası... İçersinde üç tane oval iri inci taneleri.
Abartmıyorum sevinçten hüngür hüngür ağlıyorum.Özgü şaşkın.Resimlerini çekiyor....''Gel girelim içeri bizi gerince anne gelemez'' diyorum....
Tam kapıdan girerken dolabın üzerinden birşey düşüyor başıma ...İki kuru dal....Tabureyle çıkıyorum......İkinci bir yuva daha , onda da üç tane inci tanesi....
xxxxx
Bugün benim bayramım var.Bahar bana geldi....Şansım geri döndü....
Şunu bir kez daha öğrendim ki.Gönülden ısrarla isteyince Tanrı muhakkak seni umudunla mükafatlandırıyor....
xxxxx
Benim de kanatlarım var şimdi.Mutluluk için çırpan.....
Şimdi büyük bir heyrecanla üçüzlerin yumurtaları kıracağı günü bekliyorum....
Çok sevinçliyim.....Çok.....
'' Nerede, kendileri gelmiyorlar ki.....