Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Eski Sandık
İmre Gaffaroğullarıİmre Gaffaroğulları

Kuş olmuşlar, konamıyorlar...

03 Aralık 2013, Salı - 04:20
Merhabalar sevgili pari dostlarımız  bu hafta eski sandıktan ne çıkarıp da dostlarımızla  paylaşalım diye düşünürken, gözüme takılan bir resim karesi imdadıma yetişti.
Malumunuz günümüzde medya başka bir boyuta ulaştı. Sosyal medya olgusu. Hayatın, anın, kişinin vede olayların belirleyicisi odağına oturdu. Bu durum aslında ne kadar sağlıklı ve doğru bilinmez ama bu fenomenin  hayatımızın ayrılmaz parçası olduğu kesin. İstatistikler bunu doğruluyor. Ülkemizde bu konuda dünya sırallamasında başı çekiyor. Yaşamın önemli sayılabilecek bir dilimini bilgisayar başında veya artık akıllı telefonlarla geçiriyor. Üstelik zaman ve mekan mevhumu olmaksızın.
Mesaj, dürtme, fotoğraf, kalp, sevgi, çiçek, böcek, Hatta aşklar bile böyle ilan ediliyor artık.
Yaşama dair tercihlerini paylaşıp mutlu oluyorlar. Etikketleniyor her an, her yerde...
İşte tamda bu noktada başa dönerek yine sosyal medyada gözüme takılan o görselden bahsetmek istiyorum.
Karenin altındaki cümle şu... ,
Albert Einstein' nın korktuğu gün geldi...
Ustanın konu hakkındaki sözleri. Bu altı fotorafta günümüzde hepimizin belkide farkında olmadan yaptığımız şeyler görselleştirilmişti, birincisinde  fotonun altında arkadaşlarla kahve içerken,ikincisinde plajda geçirilen  bir gün ,üçüncüsünde futbol takımınının  maçında takımını desteklerken, dörtte  özel bir kişi ile randevuya gittiğimizde, beşincide dostlarla  dolaşırken ve sonuncusunda da  akşamyemeğinde  ibareleri vardı. Tüm bu 6 fotografın ortak noktası ise hepsinde  görüntülenen kişilerin yaptıkları veya bulundukları ortamdan ziyade ellerindeki akıllı telefonları ile meşgul oldukları noktası idi.
Şimdi gelelim sözün özüne, Usta Einstein bu fotorafların altındaki ünle sözünde
''Korkarım ki teknolojinin İnsan etkileşimine baskın çıkacağı gün gelecek.Dünya ANGUT larla dolu bir kuşağa sahip olaca'' demiş. Bu yazının orjinal kısmında aslında ''idiots '' yazılı idi.''ANGUT'' kelimesini ben bilerek biraz daha yumuşak olsun diye kullandım cevirirken ancak sonradan fark ettim ki Angut kelimesinin gerçek sahibi olan angut kuşlarına inanılmaz bir haksızlık etmişim.
Olay şudur angut kuşları tüyleri kiremit renginde olan, perde ayaklı bu açıdan bakıldığında ördeğe benzetilen. Ancak yabani bir kuş evcilleştirilmesi şansı olması bir yana bir diğer özelliğide sanırım ona neden angut denildiğini açıklayabilir.
Genel olarak bu kuşlar yere konarken rüzgarı arkasına aldıkları için inerken sağlıklı bir iniş gerçekleştiremiyerek yuvarlanıyorlarmış. Beceriksizlik olur o kadar diyesi geliyor insanın. Bir başka özellikleri daha varki ayağa kalkıp alkış tutası geliyor adamın; Angutların eşleri öldüklerinde ister erkek olsun ister dişi farketmiyor. Gözlerini ölen eşinden ayırmıyorlar ve kendileri ölünceye kadar öylece donuk donuk bakıyorlarmış. İnsanın angut olası geliyor böyle yüce bir sevgi karşısında.
Asıl konuda benim yaptığım bu çeviri hatasında takıldı kaldı. Şimdi eminim ki Einstein Ustanın bahsettiği bu nesil angut kuşu nesli değil. Teşpihde hata olmaz keşke angut kuşu nesli olsakda diğeri olmayı tercih etmesek. Hepinize sağlıklı ve mutluluk ve sadakat dolu bir hafta diliyorum dostlarım..