Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Otomotiv Duayeni
Sami NacaroğluSami Nacaroğlu

Kullanılmış Otomobilde kurumsal yaklaşım…

22 Nisan 2011, Cuma - 17:29
Standard Türk tüketicisi için “temiz ikinci el” kavramı düşük kilometreli, boyanmış parçası olmayan ve mümkün olduğunca üst model yılına ait araçlara aittir. Bir kere satın alınacak aracın “temiz” olduğuna karar verirsek kimin nasıl kullandığı veya kaç kez sahibini değiştirdiği bizi pek de ilgilendirmez.
O halde, bu alışkanlığımızın ne kadar doğru ve ne kadar geçerli olduğunu tartışmakta fayda olabilir. Konuya şu açıdan yaklaşmakta fayda olduğu kanaatindeyim; her düşük kilometreli ve kazasız araç temiz midir?
Ülkemizde çok çeşit araç sürücüsü olduğunu biliyoruz. Yollarımızı sürat pistine çeviren, karayolunda zigzag yapmayı marifet sayan, şerit ve/veya yönlendirme tabelalarını hiçe sayan pek çok sürücümüz olduğu gibi kurallara son derece dikkat eden, otomobilini ve yayayı en üst düzeyde koruyan sürücülerimiz de bulunuyor.
Bu sürücülerden tek tip bir “temiz” standardı yakalamak zor görünüyor. Temizi yakalamak için sadece kilometre veya boya durumuna bakacağımıza biraz daha geniş bir çerçeveye dikkat etmek gerekli.
Örneğin aracın bakım ve kontrollerinin düzenli, zamanında ve ehil ellerde yapılıp yapılmadığı büyük önem taşımaktadır. Özellikle günümüzde otomobil üreticilerinin ulaştığı teknolojik seviye eski usul usta tamirhanelerinin tamir kapasitelerini çoktan aşmış durumda. Bugün yetkili satıcı ve servislerde dahi eğitimli ve kalifiye eleman sahibi olmak en büyük avantaj olarak görülebilir.
Kullanılan otomobilin kendi limitlerini ne kadar zorladığı, motora ve yürüyen aksamına ne kadar yük bindirildiği de önemli kriterlerden biri sayılmalıdır. Özellikle düşük viteslerde yüksek devirler çevrilerek yorulan motorların kısa zamanda arızalar yaşatması kaçınılmaz olmaktadır.
Aracın hangi yol şartlarında ve ne kadar gözetilerek kullanıldığı konusu da satın alanın dikkatli olmasını gerektiren bir konudur. Satın alanın normal asfalt koşullarında kullanıldığını tahmin ettiği bir otomobil, bozuk zeminlerde kullanılmış ve hasar görmüş olabilir. Ayrıca kullanan kişinin araca verdiği değere göre bozuk zeminlerde, kasislerde veya çukurlarda gözetilmediği için yaralanmış olabilir.
Aracın kullanımı sırasında iç mekanlarda, koltuklarda, halılarda ve tavanda sigara kullanımından, çocuk taşımaktan veya genel olarak özensizlikten pislenme, kararma veya deformasyon ortaya çıkmış olabilir.
Yukarıda özetlemeye çalıştığım önemli konuların hiçbiri aracın kilometresi veya boya durumu ile alakalı değildir. Ancak her biri satın alacağınız kullanılmış otonun değerini belirlerken ortaya çıkan önemli konulardır, dikkat edilmesi gerekir.
Normal bir kullanılmış otomobil müşterisi için yukarıda bahsi geçen konularda güvenilir bilgi sahibi olmak neredeyse imkansızdır. Satın almayı düşündüğünüz araç hakkındaki tek bilgi, ya eski sahibinden gelen ya da yılda 1 kez gördüğünüz ama zamanında işinize yaramış bir ustanın tavsiyesinden gelen bilgidir.
İşte tüm bu sebeplerden dolayı kullanılmış otomobil pazarı güvenilmez, şansa ihtiyaç duyulan ve çoğunlukla da uzak durulmaya çalışılan bir pazardır. Kulaktan dolma bilgilerin, güvenilmez tavsiyelerin, uyanık satıcıların cirit attığı bir bilinmezlik dünyası olarak hayal edilir genelde.
Çok şükür ki son yıllarda kullanılmış otomobil pazarında faaliyet gösteren kurumsal firmaların sayısı artıyor. Bu firmalarda satışa sunulan tüm araçlar yukarıda özetlemeye çalıştığım tüm kontrollerden geçiyor ve bulunan sonuçlar müşterilerle açık açık paylaşılıyor. Tüm bu şeffaflığa karşı hala tüketici kandırıldığını düşünür veya ispat ederse de ödediği parayı geri alabiliyor.
Kullanılmış otomobil pazarına belli bir standart ve güvenilirlik getirmeye çalışan bu tip firmalar, tüketiciler için çok önemli bir hizmeti de yerine getirmiş oluyorlar. Herkesin kullanılmış otomobil satın alırken dikkatli olmasını ve mümkünse kurumsal firmalara yönelik tercihlerini kullanmasını tavsiye ederim.