Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Tatlı Cadı
Lerna Kaprielyan BağdasaroğluLerna Kaprielyan Bağdasaroğlu

Kucaklamak istersin, saramazsın ya...

27 Şubat 2014, Perşembe - 23:09
İş çıkışı her zamanki gibi metroya binmek yerine yürüdüm bu akşam. Önce bir işimi halletmek üzere Nişantaşı’na, oradan da eve, yani Kurtuluş’a.
Aylardır İstiklal Caddesi’nde ve Pangaltı civarında sayıları giderek artan Suriyeli ailelerin perişan hallerine tanık olmaktan yoruldu ruhum. Neredeyse on adımda bir, kucağında bebeği, elinde pasaportu çaresizce dilenen kadınlar, minicik bedenlerini örtecek kalınlıkta olmayan giyisileri, kir içindeki mutsuz yüzleri ve aç karınlarıyla, parmak kadar çocuklar…
Arada cebimden çıkarıp verdiğim üç kuruş içlerinden birinin gününü kurtarmaya yarar mı bilemeden, yürüdüm bu akşam yine aralarından.
Kendi günlük telaşında, hayat mücadelesinde koşar adım geçiyor insanlar önlerinden. Artık kanıksanmış sanki halleri. Boğazım düğümleniyor yine, sıcacık bir evde, oyuncaklarıyla oynaması gerekirken, buz gibi havada dilenmek zorunda kalan yavrucaklara bakarken.
‘’Hiç adil değilsin dünya’’ diye kendi kendime söylenirken, bir tanıdığa rastlıyorum. Daha doğrusu o dokunmasa koluma, farkında bile değilim yanımdan geçtiğinin. ‘’Hayrola cadı, ne bu surat, Karadeniz’de gemilerin mi battı?’’ diye takılıyor. ‘’Üzülüyorum şu minnacık çocukların haline.’’ diyorum.
‘’Daha niceleri var, hangi birine üzüleceğiz. Dünya hali, vardır hayattan alacakları bir ders, takılma bu kadar.’’ diyor.
‘‘Evet, dünya hali, vardır mutlaka yaşadıklarından alacakları bir ders. Peki ya biz? Gözümüzün önünde yaşanan bunca acıdan çıkaracağımız bir hayat dersi yok mu sence?’’ diyebiliyorum güçlükle.