Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Kızlı erkekli konuşmalar..

07 Kasım 2013, Perşembe - 04:41
Hayata dair paylaşımlar ne kıymetli değil mi?  Bunun en güzel örneğini sosyal paylaşım sitesinde gerçekleştiriyoruz...
Mutluluğu, mutsuzluğu, bize dair ne varsa onu...
Kimi şarkılarla anlatıyor, kimi sözlerle, kimi resimlerle ve büyük bir iletişim kurmanın büyük keyfinde yoğruluyoruz...
Belki de sanallığında soyut kalıyoruz kim bilebilir ki, değil mi?
Yüz yüzü konuşmalar ise genelde yüzeysel, derine inmeden sahil şeridinde ayağın suya değmeden yürümenin tadında..
Ardı sıra küçük gölet çevresinde deniz ardı sohbetlerin perde arkası konuşmalarında yüzsüzlüğümüzle başbaşayız...
Ama hepimiz çok dürüstüz...
Hepimiz dünya iyisi...
Hepimiz biriz bir,  hey sen farklısın algısının altını çize çize...
Sorgular, yargılar, tenkitler, eleştiriler, sevenler, sevilenler, mutluluklar, acılar, tatlılar hepsi hepsi kabullenişin büyük keyfinde...
Seyirdeyken, film izlemek gibi...
Bazen büyük bir yönetmenin  size biçtiği rolü oynuyoruz...
Kimi zaman senaristin repliklerindeki sözcükleri sıradan sıralıyoruz...
Boş ya da dolu öylesi akan hayatın seyrinde dost olmayı dost kalmayı başarmış nadir kıymetlilerimle konuşmadayım...
Sinema dünyasının büyük eleştirmenlerinden biri... Üstelik çok bilip te "hiç bilmiyorum' diyen mütevazi bir yürek...
Hayat sürekli  kapalı gişe oynayan bir film sözüm üzerine basıyor kahkahayı...
'Yaklaşım güzel...Film hayatın ta kendisi..Oyunlar, oyuncular, hepsi bizlerden biri. Yönetmek çok önemli çok. Kareleri iyi sunabilmek akışı kuvetli kılmak...Hayali gerçek kılmak kolay değil.. İyi yönetmen olmak zor. Bu arada herkese iyi yönetmem demem. Her iyi yönetmen  korku filmi çekemez...Anlamak için, iyi yönetmenlerden iyi filmler izlemek lazım dersleri çok diyor,
Ya da iyi senaryolar yazmak lazım..Ama, iyi senaryo ancak iyi bir yönetmenle iyi olur..Elbette önemli olan yönetmek" diye ekliyor...
Herkes korku filmi çekemez diyor,  zordur çok zordur...Bilipte, bilmeyen dost aktarıyor...Bu kez gerilim ile korku boyutunu ele alarak.
"Örneğin bir masada oturan iki kişi yemek  yiyor....Masanın altında bir bomba mevcut...Ancak masada oturup yemek yiyen iki kişi bilmiyor...İzleyenler biliyor...İşte gerilim budur...Bu izleyene geçer...Korku ise  başkadır"
Konuşmayı sessiz dinliyorum, sonuşta kendi bilmiyorum desede iyi hem de çok iyi bilen bir isim...
Üstelik tanınan ünlü biri...
Oda benle birlikte gülüyor...Çünkü verilecek yanıtı oda biliyor aslında...
Hayat kapalı gişe oynanan film değilde ne peki...
İyi yönetmen sadece korku filmi çeken ise  yaşamanın cesaretsizliğinde, izleyene korku salmakmıdır ki, hayat....
İşte sanal değil de soyutun paylaşımında ortaya çıkan sonuç.
Kelimelere dökülen yaşanmışlığındaki kareler...
Öylesi akan hayatın akla bıraktığı algılar...Yüreğe yazılan ise gerçekliğin, samimiyetin yarınlara ışık olması...
Kızlı erkekli ayrımsız, kafaların berraklığında mümkün...Geriye kalan sadece aydınlık yürek olsa gerek...
Peki, siz ne dersiniz?