Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Doğal
Kamil TezgelKamil Tezgel

Kıssadan hisse...

25 Nisan 2014, Cuma - 11:28
Sami yetmişyaşlarında emekli aldığı emekli maaşı ile geçinen, çocuğu olmayan bir adamdı. Perihan ile evliydi. Perihan ise hayatı boyunca çalışmamış evinde akşama kadar oturan pasaklı, aynaya bakınca kendi ile kavga eden nerede ise hafta da bir sakal tıraşı olucak kadar yüzünde kıl olan bakımsız bir kadındı.
Sami her sabah mahalle kasabı Aram efendiye uğrar onun için ayırdığı kemikleri alır eve gelir ve beslediği sokak köpekleri için kaynatırdı. Bu yüzden mahalleli ona Köpekçi Sami diye hitap eder sever ve sayardı.Yine elinde bir dolu kemik torbası ile eve döndü. Aynı defalarca duyduğu ses karşıladı yine köpekçi Sami'yi, avaz avaz bağırıyordu Perihan.
-Allah belanı versinnn Samiii, köpekçi Samiii diyerek . Sami Perihanı umursamadan elinde ki torbada olun kemikleri tencereye koydu, tencereyi de küçük tüpün üzerine koyarak kaynatmaya başladı.
Kemiklerin kaynamasını beklemeden elinde boş bir rakı şişesi ile çıktı evden, bir sokak ötede olan eczaneye gitti. Gül hanım mahallede olan tek eczane idi. Karşısında köpekçi Sami'yi gören Gül hanım bir paket pamuk ve bir şişede tentürdiyotu poşete koyarak Sami'nin eline tutuşturdu. Sami ise elini cebine attı para çıkarmak için, ama Gül hanım Sami'nin ellerini tutarak
-Sami bey bunlar benden iyi bak onlara ve ne istersen gelip alabilirsin dedi. Oradan ayrılıp hemen yolunun üzerindeki bakkala uğradı elinde olan boş rakı şişesine bir litre gazyağı aldı ve o anda Sami'nin aklına kaynamakta olan kemikler geldi hemen koşar adımlar ile evin yolunun tuttu, nefes nefese kalmıştı. Ilerliyen yaşı artık Sami'yi zorlamaya başlamıştı. Doğruca mutfağa koştu kaynamakta olan kemiklere baktı, eğilerek küçük tüpün altını kapattı. Perihan ise Sami'yi izliyor, bir takım hırıltılı sesler çıkarıyordu.
Sami bahçeye çıktı dut ağacına asılı olan kovayı aldı mutfağa geri dönerek kaynayan kemikleri su kovasına doldurdu üzerine de bayat ekmekleri doğrayarak köpekler için papara hazırladı. Teldolaptan sırları dökülmüş bir emaya tabak alırken Perihan ile gözgöze geldi, bakıştılar bir süre ve ,
-Allah belanı versinnn köpekçi Samiii diyerek kendisine bağıran karısına sadece baktı.
Havanın kararmaya başlamış olduğunu fark etti köpekçi Sami, hemen kovasını eline aldı acele ile gazyağını, pamuk ve tentürdiyot şişesine bir torbaya koyarak evin sokak kapısına yöneldi. Ayakkabılarını giymek için eğildi, bağcıklarını bağladı kafasını kaldırdığında ise Perihan duruyordu karşısında.
-Allah belanı versinnn köpekçi Samiiiii diyerek bağırdı Perihan, Sami elinde olan poşetleri yere bıraktı Perihan'nın gözlerine baktı uzun, uzun, sonra da
-Sus artık güdük Ahmet'in kızı sidikli Perihan susssss... Sami ilk defa böyle bir tepki veriyordu Perihan'a o bile şaşırdı kendine. Sokağa çıktı acele ile, hızlı adımlar ile köpeklerine besleyeceği mahellenin dışında olan ahşap boş eve doğru yürümeye başladı. Köpekçi Sami sokağa adım atar atmaz köpekler birer ikişer peşine takılır ve onu takip ederlerdi. Ta ki o eski ahşap boş eve kadar. Yine öyle oldu takıldılar Sami'nin peşine ne kadar köpek varsa. Sami eski binanın bahçesinde ki kör kuyunun yanında beslerdi onları. Kemik ve ekmekleri taşın üzerine döker, boşalan kovayı da ip ile kör kuyuya sarkıtır köpeklerine su çekerdi. Sami yine aynısını yaptı, kovayı boşalttı taşın üzerine, suyu doldurdu ve köpeklerini izlemeye başladı. Yemek faslı bitmişti artık etrafını saran köpekleri Sami'yi kokluyor,yalıyor bazıları üstüne atlıyor ve çocuk gibi oynuyorlardı. Bir ara Sami yavru köpeği eline aldı, o yeniydi ve ufaktı. Sevildiğini bilmesi lazım diye düşündü Sami, onu sevmeye başladı, kafasını, kulaklarını, karnını..
Ama karnına elini attğında küçük bir şey geldi eline. Hemen çevirdi yavru köpeği bir kene vardı karnında. Çekti aldı keneyi, ısırdığı yeri tentürdiyotlu pamuk ile sildikten sonra, diğer köpeklerine yaptığı gibi onu da gazyağı ile ıslatmış oldu pamuk ile sildi keneler uzak dursun diyerek. Yorulmuştu köpekçi Sami bir taşın üzerine oturdu, bir sigara yaktı köpeklerinin oynamalarını izlemeye başlarken oturduğu taşın yanına yığılp kaldı. Nerede ise kör kuyuya düşecekti. Başında toplanan köpekler yanına koştu yerde yatan Sami'nin. Kimi yüzünü yaladı, kimi kokladı kimide burnu ile ittirdi Sami'yi. Köpekler sonra durdu birbirlerinin yüzüne bakmaya başladı bazıları pantolonun paçasından, bazıları ayakkabısından dişleri ile çekmeye başladı Sami'yi. Ama Sami hareket etmiyordu. Bekledi köpekler bir süre sonra bu sefere hepsi Sami bir tarafından çekiştire, çekiştire kör kuyunun başına kadar getirdi. Birbirlerine baktı köpekler bir süre, en yaşlı olan yerde yatan Sami'ye yaklaştı burnu ile kuyuya doğru iteklemeye başladı, onu diğerleri takip etti ve Sami artık kuyunun dibinde soğuk suyun içinde yatıyordu.
Tekrar diğer köpeklere baktı yaşlı olan köpek, başını öne eğdi kör kuyuya yöneldi ve o da atladı kör kuyunu içine. Onu gören diğer köpekler birbirlerine bakarak sıra ile kuyunun yolunu tuttu hepsi köpekçi Sami'nin yanında idi artık, ama biri hariç. Küçük yavru köpek baktı sadece. Sonra da orada olan su kovasını ağzına alarak Sami'nin evinin yolunu tuttu.
Kapıya geldi ve havlamaya başlası acı, acı.
Bunu duyan Perihan hışım ile yerinden kalktı kapıya doğru giderken de
-Allah belanı versin Samii, köpekçi Samiii diye bağırarak kapıyı açtı. Sami yoktu kapıda.
Boş bir kova ve yavru bir köpek gördü Perihan karşısında. Ondan sonra geçen günlerde mahalle kasabı Aram efendiye, eczacı Gül hanıma Perihan gitmeye başladı. Evin içi kemik, gazyağı ve tentürdiyot dolmuştu. Perihan kemikleri kaynatıyor yavru köpeğin getirdiği kovanın içine koyarak,
-Allah belanı versinnn Samiii köpekçi Samiiii gel kemiklerini kaynattım diye bağırıyordu, her tarafı kemik, gazyağı ve tentürdiyot şişesi dolu olan evde.