Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Cafe keyif
Cengiz PalaCengiz Pala

Kırıntı...

20 Temmuz 2011, Çarşamba - 15:37
Cennete yolcuk...

Geçtiğimiz hafta sonu, dostumuz, arkadaşımız Tuğrul Bal’ın annesi Yeter Bal’ın cenazesi nedeniyle Gümüşhane’nin Şiran ilçesine bağlı Kırıntı köyüne gittik.
İstanbul’un yoğun iş trafiğinden kurtulup Ankara-Çorum-Amasya üzerinden Yeşil Giresun’un Şebinkarahisar ilçesine vardığımızda sabahın ilk saatleriydi. Dağların ve bağların arasından biraz hüzünlü, biraz yorgun bir halde süzülerek Kırıntı’ya vardık…
Dostluğunu, yoldaşlığını, iyiliklerini anlatırken gözyaşlarını tutamayan köylüleriyle tanıştım Yeter ananın. Sanki kırk yıldır tanıyormuşçasına evine yemeğe davet eden, evinin bahçesine nerdeyse zorla kahve içmeye davet eden samimi insanlarla tanışmak çok güzeldi bizim için.
Yeter Bal’ın eşi, Devrim, Barış ve Ekin’in sevgili dedeleri İbrahim Bal, köy enstitülü ve Kırıntı’da  1930’da eğitime başlayan  okulda da öğretmenlik yapmış. Köyde hala yaşayan öğrencileri ve öğretmen arkadaşları da taziyeye gelenlerin arasındaydılar. 12 yıla yakın bir süre sağlık sorunları olan Yeter Bal’ı biran yalnız bırakmayan İbrahim amca, bu yüzden de her yıl geldiği köyüne gelememiş. Yüzündeki tebessümünü en zor anında bile görebilir, hoş sohbetine, erdemine hayran kalırsınız. ‘İnsan kere insan’ sözü çok yakışır İbrahim Bal’a…
Bir de adı ile anılan bir ormanlık alan da var İbrahim amcanın. Burasını köylüleri de bu işin içine katarak yemyeşil çam ormanı haline getirmişler. Bu cennet köy toprağının bağrına bırakmak istemişti eşini İbrahim amca ve öyle de yaptı. Bizler de İbrahim Bal’ı çok sevdiği köyde bırakarak İstanbul’a yola koyulduk.
Alucra ve Şebinkarahisar’da kısa turlar attık. Şebinkarahisar’da bağların aralarında gezindik. Meyve ağaçlarından tadımlık hakkımızı aldık. Yolların çok bozuk olduğunu söylemeliyim ve de düzeltmek için hiçbir çalışmanın yapılmadığını da. Aklımızda cennet Kırıntı ve de cennetlik bir ana kalmış, İstanbul’a varmıştık…