Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Kırık dökük anlar...

23 Ekim 2012, Salı - 17:44
Kırık dökük bir bankın üzerinde,  gözünün içine giren sabah güneşi ile uyandı çocuk..

Umurunda bile değildi  sabah güneşinin kimin gözünün içine girdiği

Sidiklinin mi,  güzelin mi?

İşte yine küfür ile açtı o çapaklı gözlerini..

Önce güneşe,  sonra kırık dökük banka, sonra da burnuna konmaya çalışan sineğe..

Bastı küfürü..

Dünyanın  yüzüne doğru ilk çığlığı bastığı andan bu  yana,

Tam onbeş sene geçmişti..

O çocuğu mutsuz etmek için fazla fazla yetmişti..

*

Doğuruldu..

Doğurulması gerekiyordu..

Çünkü o birileri tarafından doğurulmuştu..

Ne yana gideceğini bilmiyordu çocuk..

**

Sabahları pastaneden ne güzel geliyordu taze poğaça kokusu..

Takip etti kokuyu ve gözlerini gördü poğaça yiyen kadının..

Ağzı bir aşağı bir yukarı oynuyordu..

Ağız oynarken gözler kapanıyordu..

Ne güzel de şapırdıyordu!.

Poğaçayı  çiğnerken gözler kapanıyor,

Ağızdaki lokma biterken gözler açılıyor, ağız kapanıyordu..

İzledi öylece uzaktan kadını.

Bu  ne güzel bir tekrardı.



Masada bir poğaça daha vardı kadının yemediği  ve etrafında ise birkaç serçenin bekleştiği..

Serçe olmak bile güzel göründü gözüne..

Hem uçabiliyorlar, hem doyabiliyorlardı.

Nefes alan bir canlı daha ne isterdi ki.

Kadının ağzı oynadı ve gözleri kapandı bir kez daha..

Fırladı çocuk kaptı poğaçayı ..

Serçeler uçuştu  gökyüzüne  ve çocuk kaçtı kendi alemine,

Küçük ağzına tıktığı kocaman bir poğaça ile..