Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Dalida ÖzatayDalida Özatay

Kilidi açan, düşünce, eylemi gülümseme...

27 Ağustos 2013, Salı - 13:45
Kişisel gelişim kitaplarına bu kadar merak salacağım aklıma gelmezdi. Ama yaşadıkça bazı durumlara yanıt bulmak zaman zaman zorlaşıyor. Sanırım ben de böyle bir dönemdeyim. Neden öyle oldu? Neden bunu yaşadım? diyerek bu kitaplara daldım. Aslında bilmediğimiz şeyler yazılmıyor bu kitaplarda. Hatta bazen bir arkadaşınızın derdini dinleyip ona çözümler sunarken işte tam da bu yönde cümleler kurabiliyorsunuz; ‘Sakin olman gerekiyor ki hataları görebilesin’ yada ‘Yanlışlar ortada önemli olan senin bunları görmek istemen’ gibi... Ama konu kişinin kendisine gelince işte orada işler değişiyor. 

Özellikle Amerika ve Avrupa'da, sorunların çözümüne yönelik kitap ve gruplar çoğunlukta. İnsanlar, yol gösterecek veya çözüm önerileri sunacak grupla bir araya gelerek sıkıntılarını, içlerinde yaşadıkları kaosu veya kötü alışkanlıklarını paylaşarak kendilerini iyileştiriyor. Ülkemizde ise psikoloğa giden sayısı henüz sınırlı. Bunu ayıp, gereksiz veya lüks sanıyoruz ama diğer yandan sorgusuz antidepresan alabiliyoruz.

Kitaplara döneleim... Dediğim gibi yazılanlar kesinlikle bilmediğimiz şeyler değil ama biraz kendinizi tanımak ve yaşadıklarınızı anlamak için size fikir veriyor. Hatta rahatlatıyor. Eski bir kitaptan söz edeceğim; James Allen'ın kaleme aldığı Düşüncenin Gücü.

Düşüncenin Gücü ve Başarıya Giden Yol başlıkları ile iki bölüme ayrılan kitabı okurken kendimdeki şu yanlışı fark ettim; yaşadığım olumsuz deneyimlerin suçunu ben hep karşımdakine/lere yüklüyordum. Oysa kitaptaki bu satırlar doğruydu; "Mutluluğunuzu çalanın başkalarının bencilliği olduğuna inandığınız sürece kendi yarattığınız ıstırap ve sıkıntıyı çekmeye mahkumsunuz." Evet, çünkü o sevimsiz deneyimi/leri yaşamayı her seferinde ben kabul etmiştim. Kitapta bu konuyla ilgili diğer cümleler ise şöyle; "Kendine acımaktan daha aşağılayıcı, küçültücü ve ruhsal çöküntü yaratan başka bir eylem yoktur. Bundan kurtulun. Böyle bir yara kalbinize yerleştiği sürece daha iyi bir hayata kavuşmayı bekleyemezsiniz." Bazen yaşadığımız tatsızlıklar bizi dibe indirir. İşte bu noktada, zor olsa da sakinlikle kontrolü ele almanın faydasını görüyorsunuz.

Ayrıca hayatımıza aldığımız kişilere dikkat etmemiz gerektiğini de gördüm. Her şeyimizi paylaştığımız, uzun sohbetler ettiğimiz o kişiden bir gün hiç ummadık bir davranış geleceğini düşünmek istemeyiz. İstemeyiz diyorum çünkü bazen içinizdeki ses önce sakinlikle sonra bağırarak sizi ikaz etmeye başlar; ‘Burada bir yanlışlık var!’ İşte onu duyduğunuz an biraz düşünün zira o hissiyat önemlidir, size doğru yolu gösterir. Ben ise ‘yok canım yanlış anlamış olabilirim’ diye karşımdakini korumaya devam edebiliyorum. Ancak yanlış yolda olduğumu da kısa süre sonra gördüm. Bu durum sadece kadın-erkek ilişkilerinde değil, dost sandığınız iletişimlerde de maalesef geçerli. Bu konuyla ilgili kitaptaki şu cümleler ben bir kez daha düşündürdü; “İçsel olarak değiştiğiniz sürece hayata bakışınz da değişecektir ve siz başkalarına karşı tutumunuzu değiştirdiğinizde onların size karşı hal ve hareketlerinde de değişiklik olacaktır.Seviyesi düşük, güçsüzleştiren ve yıkıcı düşünceleri aştığınız vakit olumlu, güç veren ve yapıcı akımlarla bağ kuracaksınız... Sahip olduğunuz bu güç ve neşeyi etrafa saçacak ve çaba sarf etmeden güçlü insanları kendinize çekeceksiniz. İnsanın en büyük düşmanı kendisidir ve faydalı, güçlü ve mutlu bir insan olumsuz, zavallı ve karışık düşünce akımlarını edilgen bir şekilde kabul eden biri olmayacaktır.”

İlişkiler tamamen boyut değiştirdi. Meryem Uzerli röportajında ülkemizdeki ‘ilişki gerçeği’ni okuduk. ‘Ülkemizde’ diyorum çünkü maalesef ne istediğini bilen, aklı selim ve karakterli (burada listeyi daha da uzatabilirim) insan sayısı ne yazık ki çok az. Toplum olarak aşamadık hala... Ki yukarda da belirttiğim gibi bu durum sadece iki cins arasında değil dostluklarda da kendini çok fazla gösteriyor. Huzurlu ilişkiler ve güzel iletişimler kurmanız dileğiyle.