Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Kendinden kaçışlar...

23 Eylül 2012, Pazar - 22:33
Bir zamanlar hayalleri ile dünyayı değiştirebileceğine inanan ve bunu eylemsel olarak da ortaya koyabilecek cesarete sahip halk; şimdilerde bırakın dünyayı,  işini, evini ve hatta her gün gittiği yol güzergahını bile değiştirmemesi gerektiğine inanıyor.

Ama romantik söylemler ve geçmişe özlem eskiden olduğu gibi, şimdi de güzel..  Eskiden olduğu gibi , şimdi de var..
Örneğin benim dedem ya da babaannem:  Neredeyse otuz yıl öncesinde bile,  “eskiden….”   diye başlayan ne çok cümle kurarlardı.
Geçmişe o zaman da,  aynı şimdi olduğu gibi özlemle bakardı insanlar..
Bizim özlem duyduğumuz geçmişi yaşamış olanlar,  o yaşadıkları dönemlerde de kendi geçmişlerini arıyorlardı yine büyük bir özlemle..
**
Fakat o insanların bizlere göre iki temel farklılıkları vardı.

Birincisi tutarlılıklarıydı:
Bir görüşe ya inanılır ya inanılmazdı.. Bir insan ya sevilir ya sevilmezdi.  Eylemler ve söylemler birbirini  tamamlardı. Çıkar ilişkileri , mantık evlilikleri gibi tanımlamalar bilinmezdi. 
Başlar sola hareket halinde iken , gövdeler sağa doğru gitmeye çalışmazdı..

İkinci en büyük fark ise umutlarıydı..
Milli mücadele yıllarında halk savaştan yeni çıkmış,  ekonomi  yıkık,  şehirler, köyler viran  ve ülke darmadağınık… 
Ama o insanların umutları tazecik bu ülkenin geleceği ile ilgili..  Kafalarının içi ışıl ışıl ve  içlerinde büyüttükleri onurları her zaman yanlarındaydı.
En azından bizlere büyüklerimizin anlattıkları ve öğrendiklerimiz doğrultusunda, başka türlü olmadığını anlamak için yaşamış olmamıza  gerek yok..

Şimdi herkes kaçmak istiyor. . Herkes biryerlere gitmek istiyor.. Herkes ne pahasına olursa olsun, önce kendisini ve sonra sevdiklerini kurtarmak istiyor.. 
Giderek karanlığa gömülen bu diyardan uzaklaşmak istiyor romantik şarkılar söyleyerek..
Bugün bizim gibi düşünen  insanların umutları giderek tükeniyor ülke geleceğine dair..
Bizim gibi düşünen insanların bir kısmı barlarda viskilerini yudumlayıp,  üstadım! ile başlayan cümle aralarında  ya da  "ne olacak bu memleketin hali!" sorusunu üç duble geçe buldukları ve asla  eyleme dönüştüremeyecekleri çözümler içerisinde kaybolurlarken küçük burjuvazinin engin denizlerinde ; başka birileri Cumhuriyet Köy'ünden kalkan trene binerek süratle uzaklaştılar çok zaman önce o köy merkezinden...

Gün olup, devran döneceğine dair efsanelere inanmaktan ,  teslimiyet içerisinde olmaktan,  bir kahraman, bir kurtarıcı beklemekten daha öte köy mü kaldı artık?
Çok şükür bugün de doyduk! diyerek çoğulluğu anlatan,  ama bencillik ve teslimiyetin gözünü çıkaran cümlelerle dolu dimağlarımız.
Kahve falı bakalım ve bir küfür daha edelim sanal ortamlarda o trene binenlere en okkalısından..
Çok tepemiz atarsa "kader!' diye şarkılar söyleyelim yine;  önce kendimiz ve sonra ülke için, en kederlisinden sanal alemlerin kuytu köşelerinde.