Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Kavuşmanın öyküsü...

01 Ekim 2014, Çarşamba - 02:36
Gri giyindi evren, üşütüyor...Yalnızlık sıcacık sarıyor, baş başa kalışımda...Kalabalıkların çoğul takısı her yerde aynı tekerlemeyi söyletiyor...
Gönüle kazınmışlar günlük notlarına dönüşe dursun, romanın asıl kahramanı sonsuzluğa miras kalıyor...
Kimi anda çok mutlu, kimi anda acının zehir tadında...
İşte hayat...
Yaş devirmişliğin yorgunluğunda...
Tahta bir masada...
Hep konuşuyor birileri,  eylüle dair...
Nedense, tarafım hep duygudan yana...
Eylemim yeni başlangıçında, Despina’nın meyhanesinde sakinin iç acıtan öyküsünü kaleme almanın peçete dolduran nakaratında...
Beceriksizim kelimelerin uyak sıralamasında...
Nafile...
Harcanmış her ana,  terkeden kelimelere ağıt biriktirmişim...
Sonra
Örselenmişliğin elde avuçta bıraktığı bildik tümceleri...
O halde, bir dem daha, yarına...
İyimserlik yine kazandı, kaybedişin üşümüş kederinde...
Mezeler masa süsü, susuz ehli keyf bir kez daha hasreti öpüyor...
Gecenin ayazı sıkı sarıyor, göğsümün sol yarısını...
Bir ses yırtılıyor, içli söylüyor...
“İyimser bir gül açsın yanaklarımda”...
Masa uzuyor, her dökülen notada...
Susmalar biriktiriyor bir kez bir kez daha...
Terapi seanslarının zaman katlini sehpaya yatırmanın bütün kininde...
Bu kez kalem değil, kalp kırılmışın tamirsizliğinde...
İncecik bir sızının yarım tebessümünde, unutulmuşların güne taşınışında...
Uyumayan akla inat aptala yatış...
Sürgün diyarların, sürgün baharlarına büyük hasretle koca bir öpücük yollanıyor...
‘Hadi öyle olsun”...
Yürek militanının asisi, her şeye inat sevmekte...