Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Marangoz
Vural EnginVural Engin

KAVAK DALI - I

04 Nisan 2011, Pazartesi - 18:07
Ben yaylada doğdum Kardeş
Sırtların ardında...
Erzurum'da Tortum'da
"Serdarlı"ydı köyüm adı,
İlk radyoda öğrendim!...
Kar yağanda, yollar kapananda

İlk radyoyu babam almıştı benim
Baharda yollar açıldığında...
Üç dalgasi vardı , orta-uzun-kısa
Biz uzun dalgadan dinlerdik hep'
Köroğlu'nun hikayelerini, köy odamızda
Bütün köy soframızda...

Köydeyken arabacılık oynardım...
Süleymanın tarlasında
Bir kavak dalı olurdu arabam
Atlardım ortasına, giderdim Erzurum'a...
Yayladayken teyyarecilik oynardık
İki kalak arasinda...
Bir kavak dalı olurdu teyyarem
Atlardım ortasına, uçardım İstanbul'a...

İlk televizyonu da babam almıştı benim
Bahar yollar açıldığında...
Televizyondan öğremiştim yine,
İstanbul'a kar yağmıyordu,
Yollar hiç kapanmıyordu...
Baharı beklemiyordun yani,
Babanın yeni birşey alması için...
Ve ilk kez televizyondan aşık olmuştum ben
İstanbul'a... Kız kulesine...

Ben yaylada doğdum kardeş
Sırtların ardında...
Baharda...
Annem koyunları sağanda…
İdare lambasında
Tezek ateşiyle ısıtmışlar suyumu…
Kazanda…
“Nahar Ana” doğurtmuş beni
Yaşlı kadın, bilgece…
Doğum tarihimi direğe yazmışlar’
Kaybolmuş…

Çocukluğum sırtların ardında geçti
Mısır püskülündendi sigaram
Kız kulesini düşünürdüm hep
yüksek kayalara tırmanıp..
Koyunlara teramisin iğnesi vururlardi,
Ben o şişeleri toplar, oynardım…
Tuz yapardım onlardan
Ağıldaki tuz taşında,
Elim yüzüm kan içinde…

Bazen de balığa çıkardım köydeyken
Sabah kuşluk vakti yani
Bir kavak dalı olurdu oltam
büyük bir balığı arardım bütün gün
Ve hiç bulamazdım…
Kız kulesi gibi…
“büyük çay” deresinde
Elektrik santrallerinin hemen öncesinde!…

Büyüdüm, olgunlaştım, değiştim…
Ve sadık kaldım, ilk aşkıma
İstanbul’a yerleştim
Şimdi evimin önünde bir dere var…
“Kurbağalı dere”…
Pek benzemiyor “büyük çay”a
Ne balık var, ne kurbağa, ne de dere…

Bakarken camdan “kurbağalı dere”ye
çocukluğumu özledim ustam…
Ve aldım başımı gittim Serdarlı’ya
‘Büyük çay”a, büyük balığı tutmaya
Bir kavak dalı oldu oltam
Ne balık kalmış…ne kurbağa…
Sanırsın “kurbağalı dere”.

İlk sigaram oldu benim mısır püskülleri
Ve artık yetişmiyordu Serdarlı’da
Su kurumus…
Balıklar ölmüş…
Dere sönmuş…
Santraller yapıldıktan sonra…

Elimde bir kavak dalı
Süleymanın tarlasında …
Kız kulesini mi! yaksam diye düşünüyorum…
Ve ben hiçbir yere gidemiyorum, ustam

Bir kavak dalının ortasında!...