Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Meyhaneden
İlia Shestakofİlia Shestakof

Karışık.......

25 Nisan 2011, Pazartesi - 14:46

Gri bir şehirden, mavinin , güneşin, bu defa insanı sersemleten bir rüzgârın olduğu bir İstanbul’ a <<<-hava soğuk diyenler, sizi şöyle St Petersburg’a doğru alalım>
Her neyse süre kısa, vakit kaybetmemek lâzım, iş güç derken, avukat bir koltuk meyhanesi bulmuş 17:00 de randevulaşıyoruz........
O gündür bu gündür rakıya devam........
Tabiki suç bayramların üst üste gelmesinde, kutlama yapmak lâzım.........
Herkesin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ nı kutluyorum.........
İyi Paskalyalar diliyorum.........
Şimdi gelde içme, haksızmıyım..........
<<<- Bu arada bayramlarla ilgili diyeceklerim ve anlatacaklarım haftaya, ülke değişimi illâki biraz organizasyon düzensizliğine neden oluyor>
 
Bu hafta rakı, çilingir, mehane konuları ile ilgili kişilerin dediklerinden bazı ifadeleri sizle paylaşmak istiyorum; eski İstanbul meyhaneleri ile ilgili proje işine girdiğimizde farkına vardığımız eksiklerden biri sokakımızın kuvvetli olmasına karşın meyhane <<< öyle böyle değil; Edip Cansever’ in  “Hayatta ki tek eğlencesinin meyhaneye gitmek” olduğuna dair ifadesi birebir bize cuk oturuyor> meyhane konusunda gerek kültürel olsun gerek tarihi olsun yerlerdeyiz.....Bir taraftan meyhane konusu ile ilgili kitaplar alıp okurken <<< “Yıl1987 yıl 2007 kitap okudun mu?” deseniz. Cevap “ Beşi geçmez, hepsi de iş güç ile alâklı> bir taraftan da internet, gazete, dergi bilimum röportaj, bilginin peşindeyiz.  Geliiyorrrrr........
 
* Refik ARSLAN ( REFİK RESTAURANT ) : “ ....Bizim gibi bir restorana meyhane denmez. Bizim yerimize ağır içkili lokanta denir. Meyhaneler ufak yerlerdir,…Müşteri rakısını ve mezelerini kendi koyar. Bu bir zevktir, rakısını koymak, peyniri almak…” ¹
* Murat BELGE : “ ...Bizim Türkiye kültüründe veya genel olarak Akdeniz kültüründe sınıflar birbirinden çok kopuk yaşamazlar. Kent sınıflara göre ayrışmaz. Fakir de orta halli de zengin de hep aynı yerlerde oturur. Onun için hep bir alışveriş vardır. Meyhane de biraz böyle bir yerdir. Biraz da hani rint denilen, kalender, hayatta fazla titizlenmeyen, karşısına çıkan şeyleri mesele etmeyen, daha rahat insanların çoğunlukta olduğu bir yerdir meyhane....” ²
* Mehmet KEMAL : “....İstanbul'da küçük meyhaneler vardı ve bunlara akşamcılar gider orada sohbet ederlerdi. Karaköy'ü ele alalım. Karaköy'de vapur var. Vapura binecek olan adam, saati gelene kadar meyhanelerde ayaküstü içiyor ve vapura yetişiyordu. Bunlara tetikçiler denirdi. 1940’lı yıllar... Tokatli Meyhanesi vardı, ara sokaklarda da Ermeni meyhaneleri... Şiirler okunur, sohbetler yapılır, müzisyenler çalar söylerdi....” ³
* Pembe CANDENER : “ ..........Eski meyhaneler bile sanki birer ‛kültür merkezi’ sayılabilirmiş. Onlarca yüzlerce sanatçı ve edebiyatçı bu mekânlarda sanatı, edebiyatı ve insan olabilmeyi tartışır, geleceği, memleketi, insanları güzelleştirmek için çareler ararlarmış Kavga yerine tartışmayı bilirlermiş. Herkes okuryazar olup yazar ve okurlarmış. Sonra da bunları okur tartışırlarmış………” ²*²
* Sibel ARNA : “........Rum meyhanelerinin garsonları da başkaymış. Mina Urgan anılarında onlardan şöyle bahsediyor: "Gerçek garson, ancak Rum garsonudur bana sorarsanız. Hele yaşlı Rum garsonlarının başka bir zarifliği vardı. Sizi masaya öyle bir buyur ederler ki, dakikasında bir prenses sanırdınız kendinizi."²*³
* Fedon KALYONCU : “ ........ Gönlümde eski usul meyhane yatıyor, CD çalacağım, Dede Efendi’ den başlayacak, rebetikodan, Beyoğlu müziğinden………” ³*³ <<<- aynı röportajda oğlu ile bu konuda anlaşamadıklarını belirtip şöyle devam ediyordu “ .......Ha maalesef 12’den sonra cumbada cumbada çalar ama oğlum bir türlü kabul etmedi, edemiyor. Genç işte...” >
* Mehmet YALÇIN : “..........Rakıya meze olup mideyi de sıvayacak kıvamlı bir cacık yapmayı becerenler bir düzineyi geçmez……. Kimbilir, belki birileri satırların arasındaki bu hazinelerin farkına varır da, İstanbul’ un ölmekte olan meyhane kültürünü küllerinden yeniden doğurur, meyhanelerin kaybolan güzelliklerini yeniden canlandırır..........” ³*³*¹

Bu röportajların devamını merak ediyosanız çoğunu internette de bulma şansınız var ola ki bulamadım diyorsanız Her zaman yardımcı olmaya hazırım.

Bitirirken, İstanbul’ dan gerçek meyhaneler, soframızdan rakılar, mezeler, muhabetler eksilmesin efendim...........

(1) Mirey MESAYYAH,  Sabah Gazetesi, 9 Haziran 2007
(2) Mustafa KULELİ, Birgün Gazetesi, 15 Temmuz 2007
(3) Filiz AYGÜNDÜZ, Radikal Gazetesi Mart
(4) www.pembecandaner.com/yazi/pc20070624.pdf
(5) Sibel ARNA, Milliyet Gazetesi,24 Ekim 1999
(6) Fedon KALYONCU, Akşam Gazetesi, 23 Aralık 2005
(7) Mehmet YALÇIN , Milliyet Gazetesi, 7 Haziran 2002