Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Karanlığı yırtan aydınlık yürekler...

31 Ekim 2011, Pazartesi - 16:38
Kör Fotoğrafçılar Projesinin ünlü müzikolog ve din adamı “Komitas”ın Zifiri karanlıkta anma gecesine oyuncu koçu olarak el vermem rica edilince, doğrusu benden ne istendiğini pek anlayamadım. Projenin Galata Kulesine yakın iki katlı mekânına gittiğimde müthiş farklı bir yerde olduğumu hemen anladım. Dostlar beni karşıladılar ve proje hakkında bilgi vermeye başladılar. Zihnimde beynimi kurcalayan o kadar çok soru vardı ki bunları sormaktansa, insanı zenginleştiren bu deneyimi yaşayarak kafamın içindeki düğümleri çözmek istedim

Bu anma gecesine, tiyatro da serpiştirilmiş. Görselin kalktığı yerde Tiyatro…ve Tiyatro denilince, yetenek, teknik, , sevgi ve saygı çerçevesinde katı kurallarım olduğu bilinen Ben, içinde birçok sanatı barındıran ve besleyen Tiyatro sanatında seyirci ve oyuncu arasındaki iç içelik’in kalkmasını ve Tiyatroyu Tiyatro yapan birkaç unsurun karanlıklara gömülmesine nasıl katlanacaktım? Ben ki son zamanlarda sıkça rastlanan “Okuma Tiyatrosu” terimini bile tembellik olarak suçladım. Tiyatro, hayatın ta kendisi olduğu gibi, hayatımıza da imzasını atmış ki zifiri karanlıkta bile insanlara ulaşıyor dedim kendi kendime

Gereken çalışmalar yapıldıktan sonra, Komitas’ı anma gecesine elit bir topluluğun katılması, etrafıma bakınca görme engellilerin güler yüzleri beni rahatlattı. Bizleri altışar gruplar halinde sarı merdivenlerden bodrum katına indirdiler ve sağ elimizle önümüzdeki davetlinin sağ omzunu tutarak zifiri karanlık salona girdik. Ben hayatımda böyle karanlık görmemiştim. Görme engelli birkaç kişi bizi yerlerimize oturttu ve program başladı. Salonda bir koro, müzisyenler ve Tiyatro ekibi olması gerekiyor ama nerdeler? Sesin geldiği yöne odaklandım, müzik beni olağanüstü etkiledi. Yalnızım. Ruhsal yalnızlığı çoğumuz biliriz ama burada bedensel yalnızlığı yaşıyorsunuz ve bedeniniz için bir alan belirliyorsunuz. Kimse sizi görmüyor. Engelli olsanız belki de “insanlar bana bakmıyorlar” diye huzurlu olurdunuz.

Kör Fotoğrafçılar Projesi bir sözden yola çıkmış “Fotoğrafı yalnız gözünle değil, beynini kullanarak çekersin” demiş Ara Güler. Doğrudur. Görmek yetmiyor. Gördüğünden ne anladığın, gördüğün şeyin doğru olup olmadığını da bilmen gerekir. İnanılmaz bir konsantrasyon içindeyim, küçük bir çocuğun seslendirdiği dua (şaragan) ve şimdiye kadar duymadığım Komitas’tan ezan, nota nota, kelime kelime duygularımı alt üst ediyor.
Tüm duygu organlarım olağanüstü çalışıyor, en ufak bir hışırtıyı duyuyorum. Bir parfum kokusu alıyorum, kesinlikle yakınımdaki hanım Chanel kullanmış. Dokunduğum her şey zihnimde şekilleniyor, hayal gücüm gelişiyor, kendimi karanlığa teslim ediyorum, korkmuyorum. Gören insanlar oturmuşlar, görmeyenler ise dolaşıyorlar. Bir ses duydum…cam sesi…bardak…evet arzu edene şarap ikram ediliyor. Gecenin başlangıcında içeri girerken rahatsız eden ışıksızlık, gecenin sonunda çıkışta yerini ışığın rahatsızlığına bırakıyor.

Dünyada tek örneği olmayan ve 2oo8 yılında faaliyete geçen Kör Fotoğrafçılar Projesinin bir  parçası olan, Karanlık İşler Projesinin tasarımcısı Nuri Kaya, aynı zamanda aynı faaliyetleri sürdüren Galata Diyalog Derneğinin de Başkanı.

Geceyi bir anonsla başlatıyorlar. “Bunu sen istedin. Kör oldun. İki saat boyunca görmeden yaşayacaksın. Burada görme engellileri daha iyi anlamak için bulunmuyorsun.





Kör Fotoğrafçılar Projesi seni görmenin ezdiği, yeterince kullanmadığın diğer dört duyunu keşfetmen için seni buraya davet etti.” Kör Fotoğrafçılar Projesi engelsiz insanları kendi duygu organlarını keşfe davet ederek görme engellilere yönelik ön yargılarını yıkmaya çalışıyor.

Yapılan şeyin dünyada bir örneği yok ve görme engellileri için çok farklı bir merkez. Bir özellikle üst kattaki ses kayıt studyosunda görme engellileri için kitap seslendiriliyor. Sesli kitabı dinleyen engelliler alt katta karanlıkta kitap söyleşisi yapıyor. Ayrıca, görme engellilere yönelik Tiyatro vs..çalışmaları da var. Alt katta yapılan Karanlık İşlerle üst kattaki faaliyetlerin finansı karşılanmaya çalışılıyor.

Karanlıkta yapılan faaliyetlerde çalışan görme engelliler para kazanıp görünür oluyorlar. Servis personeli ve müzisyenlerden üç kişi de görme engelli. Abartmadan söylüyorum, Fatoş Hanımla konuştuğumda görme engelli olduğunu neden sonra fark ettim.

Mekânda ışıklar açılmıyor. Aslında şık bir mekân olduğu söylenen alt katı sahne alacak kişiler ve müzisyenler görebiliyorlar. Bu konuda Nuri Bey bakın ne diyor. “Eğer mekânı görürseniz, o geceyi, göreceğiniz görüntü ile anımsayıp zamanla unutursunuz. Halbuki, görüntü ile yaşadıklarınızı eşleştiremediğiniz için, bu tecrübe muhtemelen, hayatınız boyunca zihninizde kalacak.”

Kırkiki kişilik karanlık salonu, servis yapan altı görme engelli garson ve dört görme engelli müzisyen eşliğinde her hafta sonu sizlere sunulan iki buçuk saatlik karanlıkta yemek, unutamayacağınız benzersiz bir yemek tecrübesi olabilir. Hayal gücünüzle lezzeti buluşturabilir, koku ve lezzetin iç içe geçtiğini hissedebilirsiniz.

Engelli olmayanların niçin bu mekânı seçtiklerini sordum Sayın Nuri Kaya’ya : “Engelli olmayanlara biz hayal güçlerini satıyoruz. O yüzden geliyorlar. Siz zifiri karanlıkta hayal gücünüzle benzersiz algı açıklığıyla karşı karşıyasınız. Katılanlar, benzersiz bir hizmet sunduğumuz için geliyorlar.”

Zifiri karanlıkta aydınlık bir gece geçirdiğime inanıyorum, Tiyatronun bir kolunun bu Projenin zaman içinde daha da gelişmesine katkısı olacağı için seviniyor, karanlıkta duygulara, hayallere, daha da derinlere inip insanın yüreğine dokunabilmenin farklı bir
Teatral deneyim olacağını hissedebiliyorum.
http//vimeo.com/22440049
http//vimeo.com.24313220

Sosi Cındoyan