Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Karanlığı aydınlatmak...

20 Mart 2012, Salı - 15:34
Dünya’nın yaşamak için daha iyi bir yer olmasını istemeyen yoktur diye düşünüyorum. Herkes gelecekte çocuklara daha iyi bir Dünya bırakmamız gerektiğini söyler. Tüm Dünya’da yaşanan anlamsız savaşlar, bitmeyen maddi, manevi hırs ve kavgalar şu an için huzur ve barışı baltalamaya devam ediyor. Bu durum bazı kesimleri çok ilgilendirmese de ben kişisel olarak çoğunluğun bu konuda bir umut taşıdığını düşünüyorum.
Bence bu konuda en büyük yanılgılardan birisi toplumsal huzur ve barışın ancak toplumsal olarak çözülebileceği inancı. Bana göre bireylerin kendi iç dünyasından başlayacak huzur ve barış sonuç olarak toplumu etkileyecektir.  Ancak bireyler olarak istenmeyen durumlar içimizde doğal olarak olumsuz duygu ve düşüncelerin oluşmasına yol açıyor. Böylece, olumsuz olaylar karşısında sakinliğimizi kaybederek son derece tepkisel ve öfkeli davranabiliyoruz. Tabi bu davranış biçimi de yaşanan durumu iyileştirmek yerine daha da güçlendiriyor. Bir şekilde ateşin üzerine benzin dökerek söndürmeye çalışıyoruz. Ancak karanlığı karanlıkla yenme çabası toplumdaki karanlığı daha da arttırıyor.
  Konfüçyüs’ün “Karanlığı lanetlemektense, bir mum yakın” sözünün burada iç ve dış dünyamızın değişimi ile ilgili çok doğru bir bakış açısı olduğunu düşünüyorum. Çünkü hepimizi aslında en çok etkileyen durum kendi içsel karanlığımızdır. Bu karanlık, bastırdığımız tüm olumsuz duygular, düşünceler ve yaşadığımız olumsuz olayların birikmesiyle oluşan bir enerji döngüsüdür. Buna gölge kişilik, hayali benlik ya da acı beden de diyebiliriz. Hepimiz de mevcut olan bu enerji döngüsü serbest bırakılmadığı sürece kişinin düşünce ve davranışlarını etkiler. Toplumdaki herkeste bu bastırılmış enerjinin var olduğunu düşünürsek neden şu anda sürekli savaşan bir dünyada yaşadığımız kolaylıkla anlaşılabilir. Acı beden ya da gölge kişiliği serbest bırakmanın çeşitli yolları vardır ancak bence bu yollardan en önemlisi onu dışlanmış ve sevgi görmemiş korku içinde küçük bir çocuk gibi görmektir. O zaman o enerji ortaya çıktığında tek yapmanız gereken onu yargılamadan olduğu gibi sevmektir. Böylece o karanlık enerji ışıkla buluşma şansı bulacak ve dönüşmeye başlayacaktır. Diğer bir dönüşüm yolu da onun bir enerji olduğunu yani gerçek siz olmadığınızı fark etmektir. Çünkü o, aslında bu benim diyerek özdeşleştiğiniz bir enerjidir.
Açıkçası yukarıda da belirttiğim gibi her birimiz kendi iç dünyamızdan sorumluyuz ve tüm dış dünya bireysel iç dünyaların yansımasıdır. O yüzden kendi iç dünyamızda kin, nefret, öfke, kıskançlık ve şehvet gibi duygular yoğun olduğu sürece dış dünyamız da bize aynı şekilde yansıyacaktır. Dünya’daki her bireyin sadece kendi iç dünyasından sorumlu olması ve kendini fark etmesi bütün toplumu değiştirecektir. Burada bahsettiğim içsel değişim, istenmeyen durumlara karşı aşırı tepkiler vermek, sosyal âlemde binlerce olumsuz yorum yapmak, ya da kavga etmek değil. Bahsettiğim gerçek anlamda kendi iç dünyamıza bakıp dönüşmeyi seçmektir. Çünkü sizin kendi iç dünyanızda devam eden bir savaş varsa, dışarıda barış aramak ne kadar mantıklıdır?
Hepimizin daha güzel bir dünyada yaşamamız dileğiyle yazımı Gandhi’nin güzel bir sözüyle bitirmek istiyorum.
“Dünyada görmek istediğiniz değişimin kendisi siz olun.” Gandhi