Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Kar altında deniz düşü...

03 Şubat 2012, Cuma - 00:36

“Kar altında deniz düşü, kuranlara selam olsun..” (x)
Ne kadar güzel bir mısradır bu!
Kar altındasınız ama denizin hayalini kuruyorsunuz..!!
Umudun goncası budur işte..
Yaşama sarılmanın, hayata direnmenin bir “Şifresi..” sanki.
Pes etmeden, teslim olmadan “zalim” hayata karşı mücadelenin sloganıdır bu..
İnönü stadından sadece kadın ve çocuklar, havada da keskin bir soğuk var.
Kar Türkiye’nin üzerine bir kabus gibi çöktü ya..
“Yoğun kar var, trafiğe çıkmayın” denmesine rağmen İstanbullu yollara düşer, çile çeker ya.. Hepsi birer “Usta” şofördür ama yolda kalırlar ya..
Zincir takmasını bilmezler ama yola çıkarlar ya..
Ya da zincir taktıkları zaman, karın eridiği asfaltta gün boyu araba süreceklerini sanırlar ya..
Zinciri patlatıp sonra da asfalta atarlar ya.. İstanbullu ama temelde Türkiyelidir onlar ya..
En güzeli şu ama, bir polis arabası düşünün, zincir takmadıkları için sürücülere ceza yazan!
Hatırladınız değil mi?
İşi bitip gidecekken, kendisinin zinciri olmadığı ortaya çıkan, kayıp duran O ekibi..!!
İşte ben, bu Türkiye’yi sevdiğim gibi seviyorum Beşiktaş’ı ya..
Bu dondurucu soğukta bu yüzden geldim İnönü’ye..
Neyse, 3 çift çorap var botumun içinde, pantolonumun altında iç don giymişim..
2 kazak üst üste, kafamda da kar başlığı..
Ve Beşiktaş’ın kadınları ve çocukları tezahürata başladı.
Hiç susmayan bir koro varsa yeryüzünde; işte o, Kara Kartalın “Kadınlar Korosudur”
Veli’nin nafile şutundan sonra Edu’nun kendi yaratıp, sol çaprazdan vurduğu şut yandan dışarı çıktı ve bizler; yani, “Soğuktan Titreyenler Kulübü” üyeleri “Ahg” çektik her beraber!
İsmail’in soldan ortaladığı top kalenin arkasına gidince A.A’dan Ercan Doğan “Kalenin arakasında biri olsaydı kesin golü atardı” diyor. Bu soğukta gülmeyi başarıyorum.
Mersinli oyuncu gol pozisyonuna girince İnönü’deki çığlığı duymanız lazımdı.
Neyse ki golü atamadı da.. Hilbert’ten sonra İsmail de sakatlandı çıktı..
Egemen’e bedavadan sarı kart veren Kuddüsi, Simao’nun düşürülüşüne penaltı vermedi.
Yedi hakem beyciğim Beşiktaş’ın hakkını yine.. 5 köfteyi 3 kuruşa yer gibi yedi..!!
Kadınların, oryantel “sanatçılardan” esinlenerek Hakem Bey’e yaptığı tezahürat çok komiğime geliyor doğrusu..
Hani, insan bedeninin aşağısı farklı, yukarısı farklı oynar ya.. Onu tarif ediyorlar..
Betimliyorlar yani..!!  İşte komiğime gelen şey de o..

Mersin ikinci kez tehlikeli geldi golü de attı.. 0-1 oldu..
İnönü’nün üstüne inceden bir kar yağarken ben, protokolün portakal renginde ışık saçan ısıtıcılarına kafayı takıyorum yine..
Isınacak ayaklar için “Ne şanlı ayaklardır onlar” diyorum.
Şayet, bizim ayaklarımızı sual edecek olursanız, sıradan ayaklardır onlar. “Donsunlar..”!
Ayak parmaklarımın uçları şimdiden “Of” oldu..
Beşiktaşlı kadınların hiç susmayan destekleri sarıyor her yanı..
Allah eşlerine, sevgililerine, çocuklarına kısacası ailelerine sabır versin..
“Neden ama?” derseniz eğer “Şundan” derim:
Burada takımlara verdikleri müthiş destek şahane bi’şi..
Muhtemelen sesleri kısılacak, 2-3 gün fazla konuşamayacaklar.
Ya sesleri yerine geldiğinde..!! İnönü’deki gibi hiç susmuyorlarsa..!!?
Amanın ki aman yani..
Ama ben, kalbimin en ince yerinden “Allah susturmasın sizi.. Hiç susmayın” diyorum!!
Bu dondurucu soğukta stadı dolduran 3 bin cesur kadını hayranlıkla selamlıyorum buradan..
Bir ara önümdeki ekrana bakıyorum. Mersinli bir kadın makyaj yapıyor. Gülüyorum elbette.
“Kadın işte, rengi ve tutkusu ne renk olursa olsun kadın işte” diyorum.
Dünyanın neresine giderseniz gidin böyledir bu..

Edu’nun yerine ilk yarı yedekte beklettiği Quaresma’yı aldı Carvalhal..
Tanıdınız di’mi.. Hani Guti’yi harcayan Carvalhal’ı..
Kaç maçtır aramıyor musunuz Guti’yi..!!?
Kaç maç “Guti olsaydı bu maçı alırdık” dediniz. Çook,değil mi?
Adam harcamak kolay iştir. Önemli olan harcamak değil adamı kazanmaktır..
O zor iştir işte..
Unutmayın ki harcayanlar da bir gün harcanır, Carvalhal Beyciğim..!!
Bu yüzden ben sahanın ortasında koşan bir Guti’yi görüyorum..(Hayal ediyorum!)

Bu arada Almeida’nın ayağının adeta kırmak için girdiler. Hakem sarı kart verdi..
Hakem haklı Beyler..!! Kırmızı kart için ayağın kopması lazım(!!)
Ayak kopmadı yerinde duruyor ya o bakımdan “sarı” verdi hakem bey.
Quaresma sert kırmızı kartı yedi..Hakem Bey bunda haklıydı..
Topsuz adama çift daldı Q7..
O isme yakışdı mı şimdi bu hareket.. Pes yani.. O da Fenerbahçe maçında olmayacak.
Ne o ya, hep beraber maç yerine pikniğe mi gideceksiniz, nedir!!?
Kadınlar, “Formayı çıkartın çıplak oynayın” diye Beşiktaşlı oyunculara tepki gösteriyorlar.
Bu laf da adam olana yeter de artar yani..
Bir sürü maçta keklik gibi seken ve her zaman papazın pilav yediğini sanan Carvalhal, bu kötü futbolla “Papazların pilavdan nefret ettiğini” kendi sahasında 3 puanı vererek öğrendi.
Yine de “Kar altında deniz düşü kurarak” bu soğukta umutlarını taze tutanlara selam olsun!

Neyse, OC bu gece de titriye titriye kaçar anam babam..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben Can, Orhan CAN..!!

(x) Zülfü Livaneli’nin müziği ve sesi ile can verdiği Ülkü Tamer’e ait o güzel sözler şöyledir:

”Selam olsun dağa taşa, yaranlara selam olsun.
Ormandaki kurda kuşa, cerenlere selam olsun
Dünya üstü kara zindan, boynumuzda yağlı urgan
Yolculardan hancılardan, soranlara selam olsun

Ölüm canın has yoldaşı, diken gülün gönüldeşi
Kar altında deniz düşü, kuranlara selam olsun
Kağıdımız çaput bizim, kefenimiz bulut bizim
Mesleğimiz umut bizim, kuranlara selam olsun..”

NOT: YAKIŞMADI
Kadınların maç bittikten sonra yaptığı tepki Siyah-Beyazlı kadınlara yakışmadı..
Oysa onlara düşen Mersinli futbolcuları centilmence alkışlamak olmalıydı.
Başkaları gibi türlü türlü numaralar yapmadılar. Oynadılar ve kazandılar..
PEKİ, Beşiktaş oynadı mı? KOSKOCA BİR HİÇ..!!