Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Kalplerin ritmik dansı...

06 Mayıs 2012, Pazar - 23:38
 
2 büyük derbi vardı..
Nefeslerin tutulduğu, kalplerin deli gibi attığı bir gece..
Gidemedim maça çünkü görevdeydim.
Muhabirliğimden beri görev kutsaldır diye yetiştirildik.
Hürriyet Dünyası hürriyet.com.tr’den canlı yayın yapacaktı.
Şermin Terzi, İsmail Er, Ahmet Ercanlar, Gökhan Karataş..
Ve DHA’nin gizli kahramanları kameramanlar..
Hepsi görevdeydi..
İnternetten yayın yapacak olan Web TV ve Spor Servisi, gazetenin sayfalarını hazırlayacak olan Spor Servisi Ekibi tam kadro hazırdı..
Pazar günü izinli olanların izni iptal edildi..
DHA’nın Canlı Yayın Arabaları Arena, Kalamış ve Trabzon’a konuşlandı.
Ve maçtan saatler önce Hürriyet Dünyası canlı yayına geçti..
Maçı seyrettim diyemem, çünkü her iki maçın görüntülü yorumları yağıyordu gazetenin merkezine.. Yağmur gibi gelen haberlerin arasında göz ucuyla bakabiliyordum ancak!
Habercilerin kaderidir bu..
Önce haber gelir..!!
Öyle de oldu bu gece..

Beşiktaş 2-0 geriye düştüğün de bile umutsuzluk yoktu içimde..
Koridora su almaya gittim, döndüğümde durum 2-2 olmuştu!
GS-BJK maçı bitti ama haberler bitmiyordu..
Arkasından TS-FB maçını son bitiş düdüğü geldi..
Burası bir haber merkezi, Beşiktaşlısı var, Fenerbahçelisi, Galatasaraylısı..
Ama önce haber geliyor.. Herkes haberi bir an önce sayfaya koyma telaşında.
Bu yüzden gazetedeki en fanatik taraftar bile maç bittiğinde sevinemedi çünkü, elinde yetiştirmek zorunda olduğu haberleri vardı..
Çünkü bu meslekte kuraldır, “Yetişmeyen haber arşive manşet olur”!
E, kimsenin okumadığı haber, arşive manşet olsa ne yazar tabii..!!
Bu yüzden, böyle anlarda haberciler “Sevinçlerini – Üzüntülerini” bağırlarını gömerler.
Çoğu insanın anında yaşadığı bu duyguları, haberciler işte bu yüzden doya doya yaşamazlar.
Habercilik zor iştir. Fedakarlık ister..
Günlerce odamdaki koltukta yattığımı bilirim acımasız haber yarışında..
Ya da savaş çıktığında günlerce ve gitmediğimi..
Kimi zaman işten atılırlar kimi zaman zorbalıklar görürler..
İşsiz kalmak can yoldaşıdır çoğu gazetecinin!
Hah, kimi zaman da kalleş pusularda can verirler..
Açın, bakın bakalım gazetecilik tarihine, kaç şehidi vardır bu mesleğin!

Ben muhabirlikten yetişen biriyim..
Bu yüzden de habercilere bir başka muhabbetle bakarım.
Ve benim vasiyetimdir tüm habercilere:
“Ben öldüğümde de öldüğümü ilk önce siz vereceksiniz” diye..
Haberi atlamayacaksınız anam babam..!!
Şüpheli de olsa öbür dünyada sorarım size..
(‘Atlamak’ kelimesi gazetecilikte “Haberi ıskalamak”, görmemek değil “Görememek” demektir.)
Maç biteli bir saati aştı ama hala haberler akıyor biliyor musunuz..!!?
Böyledir bizim sevdamız!
Gönlümüzün bu sevdasından dolayı, bu da böyle bir yazı oldu..

En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben Can; Orhan CAN..

Bu arada, Trabzon’da olup bitenlere ise bir haberci olarak inanamıyorum doğrusu!