Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Kalemsiz yazıyorum...

20 Ağustos 2013, Salı - 01:36
Sıcağın ılık ılık esintisinde ruhum serin yolculukta...Özgürlüğünün sınırsızlığında tatmak huzuru...
Keyfince...
Görselliği tanımlamak gören göze çok zor...İşin uzmanının büyüsünde seyirdeyim...
An be an...
Geceyi güzel kılan tek gerçek sabaha varması...
Siliyor tüm karanlığı ışık ve aydınlığın rehavetinde...
Rahatlık kendini kendinle bulmak misali arı...
Bir gülümseme kalemi elimden alıyor...
Kolay değil kendi başbaşalığında yeni bir bene bakakalmak...
Anlat deseler, anlamsızlaşıyorum...
Korkaklığa teslimiyetin kaçışında, bu kez elimi tutan kendim, başka bir ele yükleniyor...
Korkma diye...
İçten içe gülüyorum, kendimi gördüğüm aynamda...
Nasıl yani...
Korkan ben, kaçan ben, iten ben..
Ve kaçma diye anlamsız bir tutunuştayım...
Çok güzel değil mi diye soruyorum kendimi kendime...
Ardı sıra bir an...
Gitmem lazım....
Gelmemişken gitmek...
İşte bunu telafuz eden ben değilim ama ben gibi durandan dökülen cümleler..
Hoşnutum...
Anlatmama gerenk yok...
Gitmem lazım...
Kendimi kendimde ilk kez görmek gibi...
Haz,...
Konuşmalarım kendime dair güven sorgusunu aşmışlığın benlikle buluşmasında...
Zihin konuşmuyor artık...
Yaşanmışlık yaşamadan yaşabilirliğini bilmenin satır arasında...
izin veriyorum  kendime kendim gibi kendimi görmeye...
Sonrası birden bira tatlı bir aramonın genzde turuna çıkıyorum...
Bitter çikolatının misssss tadında....
Kahvenin uyandıran aromasında...
Rakının su gibi akışında...
Sıcağı yırtan serinliği...
VE uçsuz bucaksız enginlikte kanat çırpan martının beyazlığında
Denizin maviliğinde kulaç atışında...
Huzurun kollarında....
Kilitsiz olmak...
Baharatı bol ama acısız bir yemeğin sonunda...
Sorgusuz kalabilmek...
Bol lafın gönülden akımında sessizliğim konuşa geldi...
Kendimi kendime anlatma telaşında...
Hey saatim yok ama gitmem lazım....