Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Doğal
Kamil TezgelKamil Tezgel

Kadına dair...

08 Mart 2014, Cumartesi - 14:53
Kocasının onu terk etmesinden sonra Pangaltı civarında eski bir apartmanın ikinci katında ondört yaşında olan oğlu ile oturuyordu Saliha. Geleni gideni olmuyordu, o da apartmanda kimseye gelip gitmiyordu.
Sadece ayın ilk haftası ev sahibesi Madam Alis  kirayı almaya geliyor ve her gelişinde de elin de muhakkak bir paket de tatlı oluyordu.
Saliha, Madam Alis kahve ikram ediyor, biraz dedikodu sonrası Madam Alis,  Saliha ve oğlunu öperek evden ayrılıyordu. Saliha ise her sabah kalkar, oğluna kahvaltı hazırlar kendisi de işe gitmek için hazırlanırdı.
Saliha yine bir sabah kalkmış oğlu için kahvaltı hazırlarken, gözü televizyona ilişti. Spiker dünya kadınlar gününü hararetli bir şekilde anlatıyordu. Gözleri doldu Saliha’nın, aklına annesi geldi. Oğluna bağırdı .
–Mert çabuk kalk hadi bugün çok işim var benim, diyerek . . .
Apar topar kahvaltı edildi, hızlıca evden çıktılar. Saliha Mert’i hemen evlerinin yakınında ki okula bıraktı. İki sokak ilerideki çiçekçi Artin beye gitti ve bir demet karanfil alarak annesinin yattığı mezarlığın yolunu tuttu.
Ne zamandır gitmek istiyor ama yorucu bir işte çalıştığı, ve oğluna vakit ayırdığı için gidemiyordu.
Bakımsız, pis, dağınık bir mezarlıkta annesini mezarını ararken bir taraftan da mezarlığın bu halde olmasına küfür edip duruyordu.
Zor da olsa annesini mezarını buldu. Harabe bir halde bakımsız, kırık dökük bir durumda idi. Mezar taşında yazılı olan annesinin adı bile okunmuyordu.Temizledi elinden geldiği kadar, yanına yaklaşıp Kuran okumak isteyen çocuğu kırmadı ve cebine elli lira koyduktan sonra çiçekçi Artin beyden almış olduğu çiçekleri annesini mezarına bırakarak oradan uzaklaştı.
Yola çıkarken saatine baktı ve işe çok geç kaldığının anladı. Hemen bir taksiye binerek hızlıca işyerine ulaşmaya çalıştı berbat bir trafiğin içinde.
Kanter içinde hızlı adımlar ile işyerine geldiğin de kapıda emektar Firdevs ablası ile karşılaştı,
-Kızım saat kaç oldu neredesin sen yahu, diyerek seslenen Firdevs ablasının yanaklarına bir öpücük kondurdu ve anlattı nerede olduğunu. Firdevs ablanın da gözleri doldu, Saliha’ya dönerek ,
-hadi kızım çabuk git üstünü değiştir, birazdan burası ana baba günü olur bak bugün cumartesi dedi.
Saliha merdivenleri koşarak çıktı, hemen üzerindeki elbiseleri çıkartarak iş elbiselerini giydi ve dolabın hemen sağ tarafında olan yarısı kırık boy aynasının karşına geçerek  üstüne giymiş olduğu giysileri düzeltmeye başladı.
Önce kombinezon boyuna baktı, sonra jartiyer klipsleri kontrol etti tamam işte oldu derken gözüne  destekli sütyeni  takıldı.
-Olmamış bu dedi kendi kendine, hemen ayarladı kısaltı askılarının boylarını, dekoltesini de düzeltikten sonra kırmızı yüksek topuklu ayakkabılarını da ayaklarına giydi.
Tekrar geçti aynanın karşına, işte bu kadar dedi ve odadan çıkarken gözü komidinin üzerinde ki televizyona ilişti, yine haber saatiydi ve yine dünya kadınlar günü konuşuluyordu.
Saliha bu sefer hiç ilgilenmedi, baktı sadece. O artık Saliha değil, Havalı Deniz’di, tıpkı emektar Firdevs ablanın gençken sarı bomba Müjgan olduğu gibi. Saliha’da kadındı. Evinde  adı Saliha işinde ise adı Havalı Deniz olan bir kadın.
Ve dünya kadınlar günüydü, o da kadındı ve mutlu etmesi gereken erkekler vardı  8 Mart Dünya Kadınlar Gününde. . .