Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Kadın bir türlü anlamıyor...

03 Mart 2014, Pazartesi - 15:58
Ofisin kapısından içeri girerek, patronun “Nerede kaldın, saat kaç oldu?” Anlamına gelen o bildik ve tehditkâr bakışlarını üzerimde hissetmem ile telefonumun çalması aynı saniye içine denk geldi.
Telefonun diğer ucunda yine o kadın vardı.
Şirkete çok para kazandırdığı için, patron tarafından önemli kabul edilen, benim gözümde ise beş para etmez bu canlıya, birçokları tarafından çok önemli, ancak yine bana göre gereksiz bir konuyu, yüzüncü kez açıklama çabasına giriştim.
-Maalesef Hanımefendi, eşinizin imzası olmadan para iadesi yapamayız.
-Nasıl yapamazsınız? Neden yapamıyorsunuz?
-Hanımefendi dün, önceki gün ve daha önceki gün aradığınızda da belirttiğim gibi sözleşme eşiniz adına yapılmış. Onun için kendisinin imzası gerekiyor.
-Böyle saçmalık olmaz. Siz işi yokuşa sürüyorsunuz. Para alırken iyi… Ödemeye gelince kırk dereden su getiriyorsunuz.
Kadın bir türlü anlamıyor ve susmuyordu.
-Bana bu söylediklerinizi, yazılı olarak bildirmenizi istiyorum.
Masamın üzerinde kalem ararken, onu gördüm. Varlık sebebini çözemediğim, ancak görmüş olduğuma pek de şaşırmadığım hamam böceğini. Ne zamandır söylüyorduk ilaçlatalım bu ofisi diye. Üç kuruşa kıyarak ilaçlatmamıştı cimri herif. Biz de vazgeçmiştik sonradan. Alışmıştık onlara.
Böcek önce zımbaya, oradan da takvime doğru kararlı adımlarla ilerliyordu. Kısa süre sonra en sevdiğim mevsim olan kışı seçerek, Ocak sözcüğünün baş harfinin yuvarlağı içine yerleşti. Etrafına bakındı ve temkinli hareketlerle yoluna devam etti. Üstelik hiç de öyle amaçsız ve kendi halinde değildi. Birkaç kırmızı tatil gününü geçti. Bu yıl perşembeye gelen doğum günüm üzerinde kısa süre bekledi. Ardından karlı dağın zirvesine doğru kararlı adımlarla ilerlemeye başladı. Üstelik amaca giden yolda benden daha kararlı görünüyordu.
Hamam böceği… Çocukluğumdan iyi bilirdim onları. Annem yıllarca mücadele etti bu mendebur hayvanlarla. Pudra gibi bir toz serperdi evin köşe bucak her yerine. Canlısından tiksinmezdim, pudranın üzerinde bacaklarını havaya dikerek kendi kendine ölenlerinden de… Ancak bir keresinde yanlışlıkla üzerine basmıştım birinin. Önce duyduğum çıtırtı midemi bulandırmış, ama sonrasında tuhaf zevkler almaya başlamıştım hamam böceklerini veyahut annemin tabiri ile karafatmaları çıtırdatmaktan. Ezip geçmeye gücümün yetmediği insanların yerine koymuştum onları.
Kadın artık bir şey sormuyor, itiraz etmiyor, sadece böğürüyordu telefonun diğer ucunda. Ahizeyi böceğe yaklaştırdım, bir an duralayan böcek yolunu değiştirdi ve geri dönerek Aralık ayına doğru hareketlendi.