Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Kadehten çekilen bir yudum...

04 Haziran 2012, Pazartesi - 00:05
En köşede oturan ve bıyıkları sararmış adam, boş boş bakıyordu kapının önünden gelip geçenlerin yüzlerine yüzlerine .Oysa dolu dolu yaşadığı koca bir altmış yılı geride bırakmıştı.



Ortada oturan sıska delikanlının ise;  ortamın karanlık oluşunun tam aksine, belli ki kafasının içinde sonsuz fikirler ve hiç sönmeyen bir ışık vardı.



Kravatı boynunda emanet gibi duran (belki de emanetti) , kendisine çakma memur süsü vermiş kişinin ise  azalmıştı umutları.

İçerisinin karanlık ortamına en uygun kişi gibi görünüyordu..Kimbilir belki de o nedenle vermişlerdi cam kenarındaki en güzel masayı ona..



Masasında en bol meze olan, kırmızı suratlı pos bıyıklı arkadaş ise tezgahın en yakınındaki masada oturuyordu. Atların orjinleri hakkında akıl veriyordu birilerine..



Buradaki mezelerde lezzet aranmazdı. İçkinin yanında meze bulunmuş ise şükredilirdi.



Burada manzara aranmazdı..Manzara dediğin, önündeki adamın ense kökü ile sınırlıydı.



İsteyene umut etmek, isteyene düş kurmak , isteyene  kahretmek ise  sınırsızdı.



Mezeleri  ”sınırsız yumruk mezesi”,  ölçüleri ise “gırtlak hesabı olanların” parayı bulduklarında;  ölçü olarak dubleye terfi ettikleri ve meze olarak da rakının yanında azıcık peynir yiyebilme lüksünü yaşayabildikleri bir kenar mahalle meyhanesiydi orası.



O boğuk, o basık ve o havasız mekanda kendilerine has bir nefes alma biçimleri ve kendilerine has bir bakış açıları vardı o insanların yaşama dair.



Yıllar boyu defalarca feleğin çemberine çomak sokmaya çalışmalarına karşın, her defasında felek tarafından kendi çemberlerine çomak sokulması ile birlikte, başları dönen ve bozguna uğrayanların yeriydi o meyhaneler.

Bir pergel gibiydi oradaki insanlar..Ne kadar hızlı hareket ederlerse etsinler, bir yere varamayacaklardı..Bu gerçeği ise çok iyi biliyorlardı.



Hayattaki en büyük kaygılarının;  "yeşilliklerle süslenmiş tabaktaki pavuryanın nasıl servis yapılacağı olanların" anlamını çözmekte zorlanacakları bir yerdi orası.



**



Bir hafta arası  güneşin batışına yakın bir zamanda  ve tek başına gittiğinizde ,hem  rakının göbeğini,  hem de yaşamın en dibini tadabilirsiniz

o meyhanelerde üç paraya..

Hafta sonları ise köşelerine çekilirler ve kaybolurlar o mekanların ruhlarını yansıtan gerçek sahipleri..Kimilerine göre ise müdavimleri.

İşte o zamanlar bakış açılarınız değişiverir, ister istemez.