Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
İsimsiz
Bahattin YücelBahattin Yücel

İyi, kötü ve objektif

02 Mart 2011, Çarşamba - 18:26

Kiminin bakış açısına göre “iyi” olan, bir başkasına pekâlâ “kötü” görünebilir.

Böyle durumlarda çok azımız yakın çevredeki sınırlı birkaç yoruma bakarak değil, genel kabul görmüş kurallara göre hüküm vermeye çalışır.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’un toplu taşıma sistemlerinin kapasitesini arttıracak, önemli ve ileri teknoloji gerektiren bir yatırımın temeli atıldı.

Tarihi yarımada yakınlarından denizin altına inen tüp geçiş ile kentin Anadolu ve Avrupa yakaları birleştirilecek. Üstelik kamu yönetimi bu yatırımı kendi bütçesinden kaynak ayırmak yerine, bir tür minimum garantili kullanım hakkı vererek-galiba 29 yıl süreli- girişimcilere finanse ettiriyor.

İstanbul’u iki yakası arasındaki trafik yoğunluğunun, bu kentte yaşayanların sinirlerini bozan, saatler süren geçişlere neden olduğunu hepimiz biliyoruz.

Bu sorunun çözüme kavuşturulması, Manş Tünelinin benzerinin daha yeni bir teknoloji yardımıyla inşa edilmesi, ilk bakışta ne kadar “iyi” bir iş değil mi?

Temel atma töreninde konuşan Başbakanımızın konuya değinirken, bu “iyi” girişimi engellemek isteyenlerin; kurul diye, yasa diye, ortaya çıkan birkaç “çanak” ve “çömleği” bahane etmelerini eleştiren konuşmasını duyunca, çoğumuzun aklına ilk gelen ; “iyi” muhalifi olan kötülere kızmak değil midir?

Hele bundan sonra diyerek, Başbakanımızın biraz da hiddetle; uzmanlardan oluşan kurulları ve yasaları pek dikkate almayacağı izlenimi veren konuşmasını, ne “iyi” yaptı diyerek alkışlamamak mümkün mü?

Hemen kesin yargıya varmak yerine,“kötü” ye karşı çıkışı simgeleyen bu tavrı, bir de farklı bir bakış ile sorgulamayı denersek, acaba “iyi”ye muhalefet etmiş olur muyuz?

Çanak, çömlek olarak küçümsenen-engelleyici- buluntular, İstanbul başta bölgeye ilişkin bilinen bütün tarih tezlerinin, yeniden ele alınmasını gerektirecek kadar önemli ve örneği bulunmayan, neolitik çağ eserleri ise.

Bulundukları bölgede adı efsanelerden günümüze uzanan  “Lycos” ırmağının, Marmara Denizine döküldüğü yer gün ışığına çıkarıldı ise.

Kazıda rastlanan Tümülüs; İstanbul’daki yaşamın günümüzden 8500 yıl önce başladığına kanıt getiriyorsa.

Böylesine önemli bir buluntunun rastlandığı yere, transfer istasyonu inşa etmek yerine, dünyanın en ilginç açık hava müzesini yapmak mümkün ise.

İstanbul’un yaklaşık 1300 yıl önce yaşadığı deprem felaketinin ardından, dev dalgalı tsunami  etkisi altına girdiğini ve Langa Limanının yıkıldığını gösteren, 33 parça gemi bu bölgede gün ışığına çıkarıldı ise..

Ne yapmalıyız?

Kazıları durduran yargı kararlarını, insanları düşünmediler diye eleştiren Başbakanımıza katılmalı mıyız?

Yoksa.

İnsanlık tarihinin bu çok önemli buluntularını, bugün kim bilir hangi çöplüğe atılmaktan ya da koleksiyoncunun eline düşmekten kurtaran, uzmanlara ve yargıya “iyi” ki, varlar mı demeliyiz?

“İyi” kavramının karşıtı elbette “kötü”dür. Ama iyi ile kötüyü karşıtlık değil, sadece objektif davranmak ayırt eder.