Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

İyi günde, kötü günde bir olabilmek...

02 Eylül 2013, Pazartesi - 01:45
Bilic, yokluktan Ersan’ı sol bek yapmıştı ya..
Yönetim de hala sol bek arıyor.
Bence bulmamak  için arıyorlar ya..
Sol bek nerede bulunur?
Futbol takımlarında..
Bizimkiler çay bahçesinde mi arıyorlar nedir, hala bulamadılar..
Ne yapsın adamcağız, çözüm bulmaya çalışıyor.
Bu defa da Atiba’yı sol bek yapmış, Ersan’ı kulübeye çekmişti.
Bunu görünce de aklıma o fıkra geldi..
Adı, “Öyle de olur” fıkrası..
Size bugün o fıkrayı anlatacağım..
Ama önce Atatürk Olimpiyat Stadı’nda neler oldu!?
“Her yer Taksim Her Yer Direnişle” başlayan, “Biber Gazı Oley”le devam etse de 
“Her Yer Beşiktaş, Her yer İnönü” sloganı ile noktalandı..
Sonbaharın keyifli ilk gecesiydi.
İsterse Mars’ta maç olsun, fark etmez.
Gelmesi ve gitmesi Viyana’nın kuşatılmasından daha zor olan bu stada, bu kadar adamın gelmesi duydukları sevgi selindendir..
Ama, kışın adamı feci yapar buralar..
Maazallah yürüyerek dönen taraftarları Sarıkamış Faciası” tehlikesi beklemektedir!
Yetkilileri şimdiden uyarayım da..

50 bin adamın kalbi aynı “Şey” için attı mı aklına taraftar gelecek.
Benim de öyle oldu..
Taraftar deyip geçmeyeceksin ama.
Çünkü, birçok insan “Taraftar” değildir.
Seyircidir..
“Seyirci” ile “Taraftar” arasında dağlar kadar fark vardır..
“Seyirci” adı üstünde; gelir, seyreder ve gider..!!
Oysa “Taraftar” öyle değildir.. Aktiftir! Katılımcıdır! Duyarlıdır.. Ha bir de sabırsızdır.
İşler ters gitti mi, o dakkada indirir sizi “tahtan” aşağıya!

Taraftar gelir, yüreğindekini ortaya koyar, 12. adam olur ve gider!
İşte bu yüzden Beşiktaş aşıkları “Seyirci” değil, TARAFTARDIR..
Onlar maçı seyretmezler, katırlar..
Adı üstünde taraftırlar..

Bugünlerde de Beşiktaş ve Beşiktaş Taraftarı pek bi makbuldür..
Kime sorsanız “Ben filan takımı tutuyorum ama Beşiktaş hayranıyım”
“Beşiktaş ikinci takımım oldu” diyenler o kadar çok ki..
Bu, Beşiktaş ve Beşiktaşlı için gurur vericidir.
Gelsinler kendi formalarıyla, Beşiktaşlıların arasında otursunlar, seyretsinler Beşiktaş’ı ve Taraftarını..  Hoş gelirler, sefa gelirler..
Ben size daha önce boşuna demedim, “Gizli gizli Beşiktaş’ı severler de belli etmezler” diye..
Unutmayın diğer takımlara gönül vermiş herkesin 2. takımı Beşiktaş’tır..
Birileri bunu unutturmuştu.
Ama Beşiktaş Taraftarı bunu herkese anımsattı..
Hepsi bu..
Bakın neden Beşiktaş’ı severler de belli etmezlerdi..
(Yaradılışın rengi Siyah ve Beyaz’ın öyküsü okumak için http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=18076352 )

Şimdi gelelim fıkramıza.
Adamın biri bitlenmiş ve doktora gitmiş.
Doktor bu, uzaktan bir bakışta anlamış adamın bitli olduğu ve bit ilacı yazmış.
Adam “Doktor Bey nasıl kullanacağım bu ilacı” diye sormuş.
Doktor, “Biti yakalayacaksın, ağzını açacaksın ve o ilacı bitin ağzına damlatacaksın” demiş.
Adam da “Doktor Bey, ben biti yakaladıktan sonra ağzına ilaç sıkmama lüzum yok. İki tırnağımın arasında sıkar öldürürüm onu” demiş..
Doktor bu yanıt üzerine adama şöyle bir bakmış ve başıyla “Evet” anlamında onay vererek “Öyle de olur” demiş..

Peki, maçta bana göre neler oldu?

Bir defa sol bek Atiba’yı kutluyorum..
Sol bek görevinin dışında da sahada bir sürü iyi iş yaptı.

Gecenin en güzel esprisi ise slogan sesi kısmasıyla ünlü yayıncı kuruluşun seyircinin “Muck you UEFA” (M yerine F olacaktı) diye bağırmasının sesini kısmamasında doğdu.
“Bundan da anlaşılıyor ki yayıncı kuruluş İngilizce bilmiyordu”

Gecenin en güzeli mesajı ise bir Beşiktaşlıdan geldi:
Beşiktaş çok Bilicli..

Neyse, Almeida’nın kaçırdığı ilk pozisyon Atatürk Olimpiyat Stadı’nı ayağa kaldırdı.
Arkasından gelişen atakta Almeida’nı golü geldi.
En güzeli ise Gökhan Töre’nin golden sonra Almeida’yı alnından öpmesiydi!
Yalan mı yani, “Yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz” derken 1 oldu..
“Yatcaz kalkcaz” derken bu defa da 2 oldu..
Fernandes’in düşüşü bana göre penaltıydı.
Pozisyonda Fernandes’in ayağı içerideydi ve penaltıyı kale arkası hakemi verdirdi.
Orta hakemin ‘gecikmeli penaltı kararı’ vermesinin nedeni buydu!
34. dakikada gol olunca, malum slogan da eriyip gitti gol sevincinin arasında..

Cam çocuk Almeida’nın baldırını tutarak yere düşmesi maçın en dramatik anıydı..
Ağzımdan çıkan ilk cümle şu oldu: Aha yine yok..
Mustafa defanstan top çaldığında “Kaleyi mi vurmalı” yoksa “Pas mı vermeli” ikileminde kalınca pozisyon “by” oldu..
Olcay’ın yerine giren Muhammed’in attığı ve kale direğinde patlayan şutu neydi öyle!?
Atatürk Olimpiyat stadı “Muhammed” diye inledi..
3’te 3 oldu. Etti 9 puan..

En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..