Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Işıkla yol almak...

09 Temmuz 2012, Pazartesi - 02:29
 “Paralel evren” ya da “alternatif gerçeklik” teorilerini mutlaka duymuşsunuzdur. Özetle kuantum mekaniğinden türetilen paralel evren kuramına göre madde aynı anda birden fazla koordinatsal alan içinde var olabilir. Bu sadece bir teori olmakla birlikte bilim adamlarının sürekli araştırdıkları ve çok merak edilen bir konudur. Konun detaylarına girildiğinde evrende birçok paralel evrenin ve buna bağlı olarak alternatif yaşamların var olma olasılığından bahsedilir.  Yani hepimizin şu anki yaşamlarımızdan farklı olarak alternatif geçmişleri ve buna bağlı olarak alternatif gelecekleri olma olasılığı vardır. Ancak bu konular şu an için bilimsel birer kanıt taşımamakla birlikte sadece teoriden ibarettir. Zaten bugünkü yazımda konun bilimsel kanıt ve teorilerini anlatmak yerine konuyu serbest bırakma konusuyla birleştirmek istiyorum.
  Şu anda aslında hepimiz için sonsuz sayıda alternatif gerçeklik mevcut. Örneğin 2001 yılında New York’ta gerçekleşen 11 Eylül olayları Dünya’yı tamamen değiştirmiştir. Buna alternatif olarak 11 Eylül 2001 tarihi olayların hiç yaşanmadığı sıradan bir gün olmuş olsaydı buna bağlı olarak tamamen farklı bir gelecek oluşacaktı. Daha kişisel örnekler vermem gerekirse şu anda yazıyı okuyan okuyucu olarak kendi yaşamınızla ilgili 3 farklı alternatif gerçeklik düşünebiliriz. İlk gerçeklik yazıyı okuduktan sonra bilgisayarı kapatmak ve dışarıya çıkmak ancak orada olumsuz bir olaya şahit olmak olabilir. İkinci gerçeklik yazıyı yarısına kadar okuduktan sonra içinize gelen ilham duygusuyla bir kitap yazmaya karar vermek ve onun taslağını hazırlamak olabilir. Başka bir gerçeklik ise yazıyı okurken telefonunuzun çalması ve bir arkadaşınızın sizi kahve içmeye davet etmesi ve evden çıkmanız olabilir. Gördüğünüz gibi bu şekilde sonsuz şekilde paralel evrenler ve buna bağlı olarak sonsuz farklı yaşam olasılığından bahsedebiliriz. Çünkü verilen her farklı karar, yapılan her farklı hareket, karşılaşılan her farklı durum her şekilde farklı sonuçlar doğurarak alternatif gerçeklikler yaratabiliyor. Ancak bu konuda insanları doğal olarak en çok etkileyen durumlar yaşanan olumsuz deneyimlerdir. Çoğu insan başlarına gelen olumsuz olayların etkisiyle istemedikleri yaşamlar yaşamaya başlayarak o kısır döngülerden çıkmakta zorlanıyor.
Peki, bu olumsuz yaşam döngülerini değiştirmek mümkün mü?
  İşte tam bu noktada herkesin zihninde çeşitli sorular oluşmaya başlıyor: “Doğru yaşamı mı yaşıyorum? Acaba yanlış seçimler mi yapıyorum?  Şu andan çok daha güzel bir yaşamım olabilir miydi? Bu olumsuz olay başıma gelmeseydi çok farklı bir yerde olabilir miydim?”
Eminim bunun gibi onlarca soru şu anda zihinlerinizde cevaplar bekliyordur. Bu sorulara kesin bir cevabım olmadığını önceden söylemek isterim ancak size bu yazı aracılığıyla söylediklerimin bundan sonraki yaşamınıza ışık tutacağından emin olun. Hepimiz en büyük problemin yaşadığımız olumsuz olaylar olduğunu düşünürüz. Ancak en büyük problemimiz yaşadığımız olaylar değil o olaylara karşı gösterdiğimiz olumsuz tepkilerdir. Yaşam deneyiminde başımıza gelecek olayları önceden kestirmek neredeyse imkânsızdır ancak olaylar sırasında ve sonrasında ne yaptığımız bizim yaşam çizgimizi belirler. Güneşin her günün sonunda batmasına rağmen her günün başında tekrar doğması kaçınılmazdır. Ancak hepimiz olumsuz olayların etkisiyle karanlığa o kadar alışırız ki güneş doğduğunda bile arkasına saklandığımız siyah perde yüzünden sadece karanlığı deneyimleriz. Yaşam, güneş ışığı gibi aynı gücüyle yansımaya devam eder, sizin ne yaptığınıza bakmaz sadece yansır. Ancak o yaşam ışığına kendimizi kapatmak ya da açmak bizim elimizdedir. 
  Böylece eğer alternatif gerçekliklerden söz ediyorsak şimdi içinde bulunduğunuz duygu ve düşünceler bir sonraki deneyime yansıyarak sizin için yaşamı şekillendirmeye devam eder. Eğer direnç duygusu içinde, olumsuz duygu ve düşüncelerin etkisinde bir yaşam sürüyorsanız yaşamınızı o olumsuz frekansta yaşamaya devam edersiniz. Eğer olumsuz duygulardan arınmaya başlar ve yaşamı kabul ve huzur halinde yaşamaya başlarsanız frekansınız değişerek istediğiniz pozitif bir alternatif yaşam oluşmaya başlar. Böylelikle bulunduğunuz olumsuz yaşam döngüsü değişmeye ve sizin için yeni bir alternatif yaşam oluşmaya başlar. O yeni açılan yolda yürümeye başladıkça ilk başta şüphe duyabilirsiniz, hatta arakanıza bakıp eski yaşamınıza tutunmak isteyebilirsiniz. Ancak yürümeye devam ettikçe, oluşan duyguları serbest bıraktıkça adımlarınız güçlenecek ve sağlam adımlarla arzu ettiğiniz yaşam yolunda ilerleyeceksinizdir. Alexander Graham Bell’in şu sözü bu konuyu net bir şekilde açıklamaktadır:
  “Bir kapı kapandığında, başka bir kapı açılır; ancak çoğu zaman kapanmış olan kapıya o kadar uzun süre ve üzüntüyle bakıyoruz ki bizim için açılmış olan kapıyı göremiyoruz.”             
Sonuç olarak şu an alternatif tüm gelecekler için bir fırsattır. Yapılacak en iyi şey yaşamınızı sınırlandıran siyah perdeleri açmaktır, ondan sonra ışık sizi yaşam nehrinde gitmeniz gereken yere kadar taşıyacaktır.