Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Işık sarınca...

07 Ocak 2013, Pazartesi - 15:24
Sessizliğin sesi devrede...Dinlemedeyim, sus pus...
Neler, neler anlatıyor...
“Üşümüşüm, sensizliğinde yıllar yıllar boyunca...Sarsın sarmalasın istemişim kendiliğinden öylesi doğallığında...Isıtsın gönlümü, ısıtsın tüm benliğimi...Darma duman olmuşum yüzeysel seslenişlerde, güvensiz dile gelişlerde...Derin bakmayan derin görmeyen gözlerin  flu göz süzüşlerinde...Haykırışım nağra şeklinde, duman duman kafamın karancılara teslim beyin kemireninde...Umut beslemişim gönlümde...Şimdi geç gelen saadete güçümün yetmeyişinde..İtişim gitme, diye”
Dil söyler argonun arsızlığında
‘İstemem tükenişliğimde yeni bir güneş, karanlığın zindanında mahkumiyetin esaretine teslimiyetin boyun büküşünde...Şimdi ne gerek göz kamaştıran ışığa...
Saf sunuşun hiç bir şey istemeyişine, çok şey beklemeyişine uzatılan eli itişin gayretsizliğinde, kolayı zor edişim önce kendime, sonra herkese...Küfürüm bini bin para, kabulum tüm terkedilişlere...Bitmişim siz hiç bitmeyin, hükümsüzlüğüm kurtarıcı olsun düne inat güne...”
Denge bunun neresinde...
Etiketlenmiş hayatların, yaftalanmış hesap bakiyesinde söz dinleyen gönlüm öylesi bir dudak büküşte...
Gitmek mi zor, kalmak mı zor tezinin serzenişinde...
Işıksa rehberin karanlığı devirişinde, konuşmalar kulağa değil gönüle...
“Evrenin kutsal emanetine sahib olmak en güzel hediye...Geriye kalan her şey kocaman bir hikaye...Suskunluğunda çığlığın yakalanmışsa seni sen gibi sevene...Sitem niye...İstenir mi senin olan sende varolan sevgine onay ya da kabul..Öyle güzel öyle başka  bir mucizenin büyük sevincinde yaşamak varken, direnmek niye ki niye...Sar sarabildiğince, sev seve bildiğince...Ömrün yettiğince...
Sözsüzlüğünde, gönül defterine yazılan yetmez mi her derde...
Tüketme sevgini sevgisizlikle, sun sunabildiğince özgürce, alacıda sen kalıcıda sen...
Gerek var mı?
Karşılığı verilmeye?"...
O halde gönül debelenme beyinde, sevgide sevende hep sende...