Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

İklimler, sadece gönül esintisi...

15 Ekim 2011, Cumartesi - 16:03
Bu günlerde herkesi bir telaş aldı. İnsanların yüzleri asık, hüzünlü, hep şikayet, hep şikayet. Nedenini sormaya da gerek yok, zaten kendileri homurdanıp duruyorlar. Kime merhaba dersen “Yaz bitti artık, havalar soğudu baksana” diyerek alıyor selamını.

Anlamıyorum ki, yaz bitince hayat da mı bitiyor? Yani yazın cennette, kışın cehennemde mi kalıyoruz? Benim çevrem için bu söz geçerli değil çünkü bizler kara gömülüp dağ başında yaşamıyoruz. Evimiz sıcak, kilerimiz dolu, imkânlarımız yeterli. Sokakta kalanlar, evini ısıtamayanlar, dar gelirle yaşamaya çalışanlar gerçekten içimi acıtıyor ama deniz kenarına gidemeyecek, güneşe karşı oturamayacak diye üzüntüye kapılanları, sinirleri bozulup sinirimi bozanları anlayamıyorum. Akılları fikirleri hava durumunda oluyor:“Yarın yağmur var, hava üç günde beş derece soğuyacak, haftaya soğuk hava dalgası geliyor.” Bütün bu tahminler veya meteoroloji bulguları insanları endişelendiriyor. Yani yağmurlu, karlı, sisli, puslu havalarda keyifle yapılacak hiç mi bir şey yok, sıhhat olduktan sonra. Gerçi bazı mevsimlerde de kolay yaşanıyor ama zorluğun da nereden, nasıl geleceği belli değil. Bela mevsim tanımıyor.

Şu bir gerçek ki, herkes rahat, huzurlu, mutlu yaşamak istiyor ve bu kavramlar herkes için farklı. Mutlu olan mükemmeli arıyor, kimi insan kendisini kandırıyor, bazen da insan hayatını bildiği gibi yaşamak istiyor. Bence mevsimlerden bir şey beklemek yerine hayattan bir şey beklemeli, paylaşım yaratmalı, paylaşmaktan zevk almalı. Her gün, kendimiz, sevdiklerimiz için bir şey yapabilsek, ufacık bir şey dahi olsa yüzümüzü güldürebilsek. Hava durumunun yanı sıra bir de kendi havamızı kontrol etsek,  başkasının bizi mutsuz etmesini engelleyebilsek, kendi havamıza göre davranabilsek. Mevsim yağmurlarından ürken insanlar, ıslanmamak için önlem alan insanlar, üstümüze yağan iyilikleri, kötülüklerden, kararsızlıklardan, belirsizliklerden ayırabilsek. Hayat oyununu kuralına göre oynayabilsek.

Yaz mevsimini sevenler, kesin, denize, güneşe, rahatlığa, gezmeye, tozmaya doyamayan insanlardır. Buna rağmen elindeki imkânları kullanmayan veya kullanamayan insanlar tanıdım. İnsana yazı kış, kışı yaz gibi yaşatan insanlar tanıdım. Kişi yaşamasını bilmiyorsa, beceremiyorsa, hayatın sunduğu oksijeni içine çekemiyorsa, yazın sıcağı, baharların serinliği, kışın gizemi neye yarar.

Herkese, bize sunulan tüm güzellikleri doya doya yaşamak nasip olsun. Elindeki nimetlerden yararlanamayan insan durgun sular gibidir, başını esen rüzgârın yönüne bile çevirmez. Ya hayatındaki güzellikleri yaşamında yakıştıramayanlara ne demeli? Onlar değişmez, mevsimleri de birbirine karıştırırlar. Ya kıymet bilmeyenler? Kendilerine uzanan eli tutamayanlar? Hayatı mahveden becerileriyle mevsimlere sırt çevirirler.

Her mevsimin kendisine özgü bir çiçeği vardır ve her çiçek kendi mevsiminde güzel açar. Dilerim herkes mevsim çiçeğini seçsin, onu koklasın, onunla yaşasın, her mevsim huzuru, mutluluğu, gönlündeki arzularıyla ayrı ayrı, dolu dolu yaşasın. Yeter ki hayat paylaşılabilsin, mutluluklar başka mevsimlere kalmasın, insanlar kendi mevsim çiçeklerini kurutmasınlar.