Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Meyhaneden
İlia Shestakofİlia Shestakof

İki satır muhabet...

29 Eylül 2012, Cumartesi - 16:16
Malumunuz geçen hafta sonu, alkollü ürünlere gelen zam bütün hafta gündemdeydi….. Sosyal medyada isyanlar, sloganlar, vs diz boyu… Bu arada illâki alkole karşı olanlar (<<<-alkol alınmasını eleştirenler veya “ya alkol niye o kadar önemli ki” gibisine düşünenler) ile de sohbetler devam etmekte bir yanda….. Böyle bir sohbetin bir yerinde dedim ki…..
……
-“ Nacizane bir şey söyliyeceğim, ben günde 2-3 dublenin bir insanin yaşam haklarından biri olduğunu düşünüyorum..... Kişi günde bir 50’ lik bir 70’ lik iciyor,  bu zevke girer al ÖTV’ ni ... Ama, benim günde içeceğim 2-3 duble rakıya yaklaşık %25 zam, diğer ürünlere yok, bu biraz xxx Bey' in dediği gibi kişinin anayasal haklarına müdahale gibi geliyor..... İçki içmesini bilmeyene zararlı, belirli miktardaki alkolün insan vücuduna olan yararları tıp dünyası tarafından da kabul edilmektedir.....Bakın mesela bu konuda benim en dikkatimi çeken ülke Fransa' dir..... Nescafeler, konsantre peynirler, mayonezler (<<<-salatanın her türlüsünde), kremalı pastalar, vakt-i zamanında Gauloise’lar, Gitane’lar, envai çeşit kırmızı etler..... Adamlarda yaş ortalaması 70’ in üstünde… Niye mi?.. Çünkü şarap dünyada ki etkisi kanıtlanmış kan sulandırıcılardan biridir..... Stresin insan üzerindeki etkilerini her yerde okuyoruz, hatta bir çogumuzun stres sırasında en basitinden orasında burasında sivilceler çıkar, bu vücudun strese olan reaksiyonudur..... Mesela çıkarsın stres yüklü işinden, uğrarsın bir meyhaneye bir duble rakı, önce bir kokusunu içine çekersin, bir yudum alırsın aynı Aydın Boysan' ın tarifi misali, önce  gırtlağından, sonrasında yemek borusundan aşağıya süzülüşünü hissedersin, bir yudum, bir yudum daha (<<<-3 yudum bir tek ölçüsünde aşağı yukarı), başka bir frekansa geçersin..... Biz oturalımda her gün bir yetmişlik devirelim, sağa sola salça olalım demiyoruz ki..... Ha bana göre içki içmeyi ögretmemek te başka bir yalnış”......
Karşı taraftan gülme işaretli şöyle bir yorum geldi…..
- İlia abi öyle güzel anlatmışsın ki içki ile aranızdaki aşkı valla araya şeytan bile giremez !
Başka birisinin sayfasıydı konuyu fazla uzatmadım, yoksa “ rakı bahane, mezesi ile, muhabbeti ile sofralar şahane diye devam edesim vardı…….

Neyse o kadar çok örnek var ki hayatımda bu 2 – 3 duble ile ilgili….. Çiçek pasajındaki dükkânların 55 yaşındaki ortaklarından biri ile sohbetliyoruz…..
Dedi ki “ Bende 5 senedir her akşam iki duble atıyorum, daha önceleri içmiyordum….”
“ Hayırdır” dedik.... Anlatmaya başladı….
“ O senelerde midemde bir sızı, çok bir ağrı değil ama öyle kemiren cinsinden…. Tabii doktor dolaşıyorum… Değişik değişik reçeteler….. Bir gün, bir abinin teşviki ile iki duble içtim, inanmıyorum ama içtim…. Bir baktım ki ertesi gün acı, sızı, mızı yok…. O gündür bugün devam ediyorum…’

Bir başka 60’ ını deviren abimiz anlatıyor…. “ …. Gittim doktora, muayene etti,….o?, bu? şu? Alkol?.... dedim ki “ Günde her akşam 3 duble rakı, bir de 1 şişe 50’ lik klasik Efes Pilsen …” Doktor  gülümseyerek “ Sen aynen devam dayı, biz sana dokunursak sistemi bozarız”…..

O zaman sloganımız “ GÜNDE İKİ DUBLE İYİDİR”…….
*****
Bu arada rakıya gelinceye kadar alkollü işletmelerde eleştirilecek o kadar çok şey var ki….. Ya yarım palamut tavaya 22.-TL yazanlar var…..İyisi mi? “ Söyletmen beni” durumları…..
Neyse, biz mi? ne yapıyoruz kendi meyhanemizi kendimiz yaratıyoruz….. Bize her yer meyhane … Nasıl mı? Gelin bakın Cenk Uras mesela bugün(<<<-29 Eylül) toplanacağımız mekân için ne demiş….
“ Tahta masalı, duvarlarına şarap kokusu sinmiş,sararmış birkaç tablo ile süslenmiş bir ortam beklemeyin..Meze tepsisi ile yamacınıza yanaşan garsonlar da beklemeyin… "Laaalleee devriii zamanları!"ı diyen ya da kulağınıza klarneti sokan insanlar da beklemeyin..Bir de illaki ben göbek atarım, hoppidi hoppidi zıplarım derseniz onu da büyük ihitmal bulamazsanız.Hatta eğer bir gündüz saati önünden geçerseniz şekil itibarı ile bir meyhane de beklemeyin ..Dur şurada oturayım da bir sandviç yiyeyim! diyeceğiniz türden bir cafe bekleyebilirsiniz ama….

Yok bu yukarıda saydıklarımdan daha önemli olan insan faktörü ise sizin için; nerede o eski meyhanelerden öte, “ah ulan nerede o eski meyhaneciler! “diyorsanız, orada bir değil, on meyhanecide olması gereken özellikleri tek bünyede toplamış olan Onnik abi’yi bulabilirsiniz muhabbeti ile meyhaneci olarak..Orada meze olarak Onnik Abi’nin eşinin harika mezelerini bulabilirsiniz…
………Hatta belki de benim yapmaya çalışacağım favayı da bulabilirsiniz.. Yok hadi oradan! Ben şu mezeyi çok güzel yaparım.. Yapayım da siz meze görün derseniz; o da olur.. Çarpıştırırız mezeleri..Biizden söylemesi …”
Ve devam ediyor…..

“ Gideceğimiz yerde şekil itibarı ile meyhane değil zaten.. Ama bizim için asıl olan insandır.. 
Meyhaneci "meyhaneci" olduğunda, rakıyı içenler rakıyı içmeyi bildiğinde, muhabbet muhabbet gibi olduğunda her yer meyhane olur düşüncesindeyiz nacizane...Bunlar olmadığında Yorgo mezarından çıkıp, mekanını açsa ne fayda.! Dolayısı ile amacımız iki kadeh parlatmak , iki satır muhabbet etmek ve Onnik abi'nin o tatlı dilinden bir iki anısını dinlemek ”……

Bu haftada yazımı bitirirken “ Gerçek meyhaneler İstanbul’ dan hiç eksilmesin hatta mümkün ise çoğalsınlarrrrrr efendim…. Hepinizin SIHHATİNE!!!!......”…