Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Tatlı Cadı
Lerna Kaprielyan BağdasaroğluLerna Kaprielyan Bağdasaroğlu

İki güzel söz yeter...

13 Şubat 2015, Cuma - 23:24
Bir 14 Şubat Sevgililer Günü daha geldi çattı. Gencecik, kalbi pır pır eden aşıklar var. Günü  kutlamaya hazırlanan. İlk aşk, ilk heyecan. Bir süredir harçlıklar biriktirildi, düşünüp taşınıldı ve sevgiliyi mutlu edecek hediyeler alındı. Çıtır gençlerin kimi gizli saklı bir cafede buluşacak, kimi ilk kez alenen yemeğe çıkabilecek ve el ele, göz göze romantik bir akşam yemeği yiyecek. Kimi billboardlara afiş astırıp ordan ilan-ı aşk edecek, yedi cihana haykıracak sevgisini.
Bir kısım ise hergünkü gibi geçirecek bu günü, önemsemeyecek. Daha fena bir kısım var ki; ayrıldığı, unutamadığı sevgiliye ağlayarak kadehleri devirecek ard arda. Kaderine veryansın edip arabeske bağlayarak gözyaşlarına boğulacak. "Kim çıkarmışsa bu günü..." deyip içinden sövecek üstüne üstlük..
Bir de yıllanmış sevgililer yani evli çiftler var. Sittin senedir kutlanan bu günü artık nasıl daha özel hale getireceğini bilemeyip kıvrananlar, pek önemsemediği halde hanımdan fırça yemeyi göze alamayıp bir günlüğüne romantik koca rolüne bürünenler, kesenin ağzını açıp hatunu mutlu edecek pahalı hediyeler alanlar, çıkılan akşam yemeğinde romantizmden boğulacağını hissedip çaktırmadan saate bakarak evdeki rahat kanepeye koşmak için dakikaları sayanlar, dırdırdan kurtulmak için popüler mağazalardan birine girip ilk gördüğü kıyafeti hediye olarak alarak "Sus payını hallettik, bu sefer de yırttık." diye düşünenler...
Okurken gülenler var biliyorum, çünkü hiç birini uydurmuyorum. Yaş 41, çevremde onlarca evli çift var ve üç aşağı beş yukarı benzer senaryoları yaşayanlar çok. İşte bu duygular içerisindeki beylere sesleniyorum; Yapmayın böyle! Kadın milleti duygusal yaratıklardır.
Hah hemen başladınız söylenmeye "Erkekler duygusuz mu yani?" diye. Ne münasebet canım! Tabii ki söylemek istediğim o değil. Kadınlar erkeklere göre daha narin daha hassastır demeye çalışıyorum.
Sevilmeye ve sevildiğini hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Tabii ki pırlanta da severler, yat, kat, at da, ancak sadece bunların verilmesi hiçbir şey ifade etmez.
Onlarsız da yaşanır ama romantizmsiz yaşanmaz. Hani kadınlar çiçektir denir ya, ordan yola çıkalım; Saksıdaki bitkiye su verirseniz, güneş görürse yaşar. Güneş ve suyun yanında arada onla konuşup, bir iki yaprağına dokununca çiçek açar. Seyretmeye doyamazsınız.
Artık herhangi bir bitki değil, dünya güzeli bir çiçektir, üstelik sizin çiçeğinizdir. O yüzden varsa imkanınız alın tabii dünyanın en güzel hediyelerini ama en çok paha biçilemez olanları verin kadınınıza; Kalbinizi, ilginizi, sevginizi. Sımsıkı sarılın, içten bir iki güzel söz söyleyin, kollarınıza alıp dans edin, koklayarak öpün.
Gönül ister her gün yapın bunları ama "Bizi bozar." diyorsanız, senede bir gün bile olsa Romeo olun, değiştirin sevdiceğinizin kalp ritmini aynı seneler önceki gibi. Hadi içinizdeki çocuğu, delikanlıyı uyandırın. En harika bakışınızı kullanın. Aynı seneler önce yaptığınız gibi, sevdiğiniz kadını tavlayın. Bu güne kadarki en unutulmaz Sevgililer Günü'nü yaşayın birlikte ve unutmayın, yaşamak nefes almak değildir. Kalp zaten atıyor, mesele ritmi değiştirebilende. Ritmi değiştirin.