Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Hayatın Cümlesi
Hilal KorucuHilal Korucu

İç sesin konuşması...

28 Kasım 2013, Perşembe - 02:23
Bir cümleyi harf harf kağıda aktarabilmenin ne kadar zor olabileceğini hiç düşündünüz mü?  Parmaksız, dilsiz, sadece bir göz kapağı hareketiyle…
Gerçek yaşam öykülerini anlatan filmleri her zaman çok etkileyici bulmuşumdur. Belki de kati gerçekliğidir verdiği mesaja beni ikna eden. Böylesi bir hikaye “ Kelebek ve Dalgıç “ filmi. Hayatının zirvesinde bir yayın yönetmeninin ansızın bütün vücudunun felç olması sonrasındaki olayları konu ediyor.
40 yıl dış dünyaya söyleyemediği  ne çok şey biriktiğini dış sesi sustuğunda anlıyor. Bağıra çağıra monologları ile üzüntülerini, pişmanlıklarını haykırıyor sessizce. Aslında hepimizin böylesi sessiz iç konuşmaları  var. Ama dış sesimiz iç sesimizi duymamızı engelliyor çoğu zaman. Ancak bu filmin kahramanının başına gelen böylesi bir felaket, bu gerçekle yüzleştirebiliyor bizi.
Toplumda insanın karşısında kimse yokken konuşması hep anormal bulunur. Deli denir böylelerine. Sadece filmlerde insanlar yalnızken yüksek sesle konuşur.  Aslında ne kadar ihtiyacımız var doğruları ya da düşüncelerimizi kendi sesimizden duymaya.
Bundan birkaç sene öncesinde, aynı dertten muzdarip olduğum bir arkadaşımla muhabbetimizin ardından müthiş bir rahatlama ve hafifleme hissetmiştim. Bunun sebebinin dostuma içimi dökmek olmadığını biliyordum. Zira daha çok onun meselesini konuşmuş ve  naçizane tavsiyelerde bulunmuştum.  Ama çoğunlukla böylesi sohbetlerin ardından enerjim düşerken neden şimdi böylesine iyi hissediyordum kendimi…
Sorumun cevabı çok geçmeden bir ışık gibi yandı zihnimde. Rahatlamıştım çünkü aynı sıkıntıyı yaşadığım dostuma bazı tespitlerde bulunup, tavsiyeler verirken aslında kendime de konuşmuşum.  Böylece içinde bulunduğum hal ile daha gerçekçi yüzleşmiş, meselenin çözümü için bulduğum yöntemleri uygulamaya daha çok ikna olmuştum.  Kendi kendime nasihat etmiştim aslında...
Bazı psikoterapi  uygulamalarında insanlara sesli telkinlerde bulunması tavsiye edilir.  Korkularınızın bilinçaltınızdaki etkisini azaltabilmek için bazı kelimeleri sesli olarak tekrarlamanız istenir. Mesela hayata dair endişeleriniz  var ise  kendi duyacağınız şekilde  ‘ güvendeyim ‘ diye tekrarlamanız istenir. Bu durum ibadet ederken  de böyledir. Diğer dinlerdeki uygulamalar hakkında bilgim yok fakat Mardin’de bir kilisedeki bir ibadetin de böyle yapıldığını görmüştüm;  İslam dinin de namazdaki duaların ibadet edenin duyacağı şekilde okunması gerekir. Tesbih çekerken de böyledir. Allah’a sığındığınızda onun her daim yanınızda olduğunu, her şeyi bilip gördüğünü ve çok Yüce olduğunu kendi sesimizden duymak bu  gerçeğe daha güçlü ikna eder bizi. Dilimizden dökülenler zihnimizin yeniden inşasına yardımcı olur. Dolup dolup boşalırız. Hayatın o müthiş döngüsü burada da çıkar karşımıza.
Toplumsal kodlamalar sebebiyle iç sesimizi dışarı vermek hala kolay yapabileceğimiz bir durum değil ama bence denemeliyiz.  Bana da hala tuhaf geliyor yalnızken sesli konuşmak ama arada deniyorum. Cümleler kuramıyorum fakat birkaç kelime edebiliyorum. Aksiliklerin üst üste geldiği zamanlarda sesli olarak ‘ her şey güzel olacak ‘ demek  negatif döngüyü kırmam için güç veriyor bana. Sizlere de tavsiye ederim.  İçinizdeki sesi özgür bırakın…