Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Hiç bitmeyen düşler...

23 Ekim 2013, Çarşamba - 17:35
Geceydi. Yazdı. Sıcaktı.
Neredeyse on gündür tüm yaşamını -üç metre kare var ya da yok- balkonuna sıkıştırıyordu her gece.
Yanındaki masanın üzerinde, ağzına kadar izmarit dolu bir kül tablası ve o kül tablasının eşlikçisi -dört tanesi dünden kalma- yedi tane boş bira şişesi duruyordu. Dolu olanı ise bu satırlar yazılırken kafasına dikmekteydi kadın.
Yaslandığı ve ince bluzunun üzerinden soğukluğunu hissettiği balkon demirleri olmasa sanki olduğu yere yığılacaktı. Sarhoşluktan değil, umutsuzluktan. Cehennemin dibine kadar yolu vardı kocasının. Ama Umut?
Mızıkası da kalmıştı masada. Şimdi burada olsaydı ne güzel çalardı.
Köpekler havlıyordu, kadın bira içiyor ve ağlıyordu.
Dünün ve önceki günün ve daha önceki günün aynısıydı.
Umut yoktu.
Karşıdaki binanın üst katındaki camın perdesinin gerisinde bir gölge göründü...Ayakta duruyordu. Perde aralanır ve cam açılır gibi oldu. Bir çocuk… Belli belirsiz… Onu mu izliyordu?
“Umut?”
Çocuk onu izledikçe, o daha çok bira içiyordu. Şehrin dip dibe evlerini ilk kez sevdi. Yakındı çocuk. Gülümsedi. Umudun yerine koydu.
Seslendi…
“Umut!”
Bir ses karıştı köpek havlamalarına aralanan pencereden büyük bir gölge göründü umudun yanında…
"Hadi yat artık dikilme camın önünde!
Kayboldular sıra ile.. Önce gölgeler, sonra umut ve en son kendisi..
Fondip yaptı içkiyi kadın… Kaybolan zamanları, sararmış umutları, bitmeyen düşleri…
Her şeyi fondip yaptı o gece ve bir dikişte kafasına diktiği o sıvıyı sadece bira sandı görenler.