Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Yaşama Sanatı
Kerim GüzelişKerim Güzeliş

Her gezi bir keşiftir...

17 Eylül 2013, Salı - 13:41
Yaşamımızı sürdürmek için barınmak, yemek, uyumak gibi zorunlu eylemlerimiz ve günümüz şartlarında bunları gerçekleştirebilmek adına, çalışmak, para kazanmak zorundayız. Yaşamsal zorunluluklarımızın yanında, sohbet etmek, müzik dinlemek, spor yapmak, gezmek gibi keyfi eylemlerimiz de var elbette. Her biri, mecburiyetlerimizi yerine getirirken bize yardımcı oluyor, ışık tutuyor, hayat yolculuğumuzu zenginleştiriyor. Sizlere bizi zenginleştiren eylemler arasında önemli yer tuttuğuna inandığım “gezmek” eyleminin yaşamımıza kattıklarından bahsetmek istiyorum.
Bazen huzur arayışı, bazen hayatımıza yeni bir şeyler katmak, bazen koşuşturmadan uzaklaşmak, yorucu bir dönemin ardından zihini boşaltmak, bazen aileyle daha fazla vakit geçirmek veya birkaçı bir arada olmak üzere çeşitli sebeplerle gezme eyleminde bulunuruz. Uzmanlara göre, gezmeyi gereksiz, anlamsız buluyorsanız yaşamınızda keyifsiz giden bir şeyler var demek. Çünkü sebep ne olursa olsun, “gezmek” en zor dönemde bile ruha iyi gelen, umut veren, yenileyen, tazeleyen bir olgu… Ruhsal yönden bizi rahatlatan bir eylem olmasının yanı sıra öğrenmek, anlamak, tanımak, fark etmek, hatırlamak, karşılaştırmak, bilgide zenginleşmek adına da oldukça önemli.
Takdir edersiniz ki hakkında yüzlerce kitap okusanız da bir yeri, bir eseri, bir kültürü, bir ülkenin insanlarını birinci gözden görmenin, tanımanın yerini tutamaz. Atalarımızın da o meşhur sözünü bilmeyen yok gibidir; “Çok okuyan değil, çok gezen bilir”. Üstelik değişik coğrafyaları keşfeden, insanlarla tanışan, değişik kültürlerini tanıyan, kültürlerin benzerliklerini ve farklılıklarını çözümlemeye çalışan kişilerin hayalleri, vizyonları ve en önemlisi hoşgörüleri diğerlerinden oldukça geniştir, hatta sınırsızdır. 
Kültürleri öğrenmenin, toplumsal yapıları anlamanın, tarihi hatırlamanın, yeni yerleri, yeni tatları keşfetmenin, unutulmuşları gün yüzüne çıkarmanın en iyi yoludur seyahatler…
Kişisel seyahat geçmişimde, gezdiğim pek çok yerde şunu hissetmişimdir; Her yeni gezi heyecan, merak, gözlerimin önünde çözülecek bir gizem gibi gelir. Seyahat sırasında kocaman bir kitabın, hayat kitabının sayfalarını çeviriyor gibi hisseder, sayfaları çevirdikçe adeta karmaşık bir puzzle’ın parçalarının yerine oturduğunu hissederim. Bir çok soru cevabını bulur, günlük koşuşturma içinde unutulan cevaplar hatırlanır.
Gezmeyi seven, fırsat bulduğunda seyahat eden ve fikir alışverişinde bulunduğum insanlar da hemen hemen aynı düşünceler içinde… Ülkeler, şehirler, köyler, tarihi kalıntılar derken, farklı şehirlerde, farklı ülkelerde olsak da asıl evimizin dünya olduğunu, farklılıkları kucaklamanın aslında ne kadar kolay olduğunu görüyoruz. İçinde yaşadığımız dünyanın güzelliklerini fark ediyor, tarih yolculuğunda dünyanın ve insanlığın nasıl şekillendiğini gözlemliyoruz.
Bazen bir evin mimarisi, bir pencerenin çiçekliği, bazen renkli bir dükkan, bazen bir müzedeki eser, bazen yerel bir kıyafet veya aklınıza gelebilecek pek çok detay, hayatımıza renk, ışık, anlam katabiliyor. Dünyanın öbür ucunda, ülkenizin veya şehrinizin bir köşesinde benzerlikleri gördüğünüzde “bir olmayı” ya da tam tersi sizde merak ve hayranlık uyandıran farklılıkları gördüğünüzde “saygı duyma”yı hatırlıyorsunuz. Bunun verdiği hazzın yerini pek az şey tutabilir.
Dünyanın her bir köşesinde keşfedilecek sayısız güzellik varken gezmeyi ihmal etmeyelim tavsiyesinde bulunmak isterim. Önce sağlığımıza dikkat ederek, gereksiz harcamalardan kısarak ayıracağımız bütçelerle ne yapıp edelim, şehrimizi, ülkemizi, dünyamızı keşfedelim. Kendimizi ve etrafımızdakileri zenginleştirelim. Her birey böylelikle geliştikçe, eşitlik, adalet, hoşgörü olguları yayılacak; dünya barış, sevgi, birlik duygularıyla dolu, daha yaşanılası bir hal alacaktır.